4 Maddede Diderot Etkisi Nedir?

Bir hafta önce bütün mağazaları kasıp kavuran Black Friday serüvenini geride bıraktık. Büyük indirimlere koştuk ve birçok şey aldık. Peki ya bunların hepsine ihtiyacımız var mıydı? Yoksa elimizi ihtiyacımız olmayan şeylere yönlendiren bir gücün hakimiyetinde miydik?

1-Diderot Etkisi Nedir?

kraliçe

Aydınlama çağının en önemli filozoflarından Dennis Diderot, 1765’te maddi olarak oldukça zor dönemler geçirir. Bunu duyan dönemin Rus İmparatoriçesi 2.Katerina, Diderot’un tüm kütüphanesini satın alır. Kitapları evinde tutmasını ister ve Diderot’u da kütüphanecisi olarak atar. 25 yıllık maaşını da peşin öder. Biraz rahatlamanın verdiği huzur ile yaşana Diderot, bir gün arkadaşından bir hediye paketi alır. Paketin içinde kaliteli kırmızı bir robdöşambır vardır. Yeni robdöşambır kırmızıya çalan güzel rengi ve kadife dokusuyla Diderot’ya kendini iyi hissettirir.

Bu hislerle çalışmak için masasına oturan Diderot, masasının eskidiğini ve bu robdöşambırın yanında çok çirkin kaldığını farkeder. Hemen ardından eskiyen ve modası geçen tek şeyin çalışma masası olmadığını anlar. Masa, kitaplık, halı vb. odadaki her şeyi değiştirmesi gerektiğine karar verir. Masasından başlayarak evindeki tüm mobilyaları değiştiren Diderot, bir sürü borca girer ve eskisi gibi maddi sıkıntılar yaşamaya başlar. Yaşadığı bu olaydan oldukça pişmanlık ve üzüntü duyan Diderot, maddeye olan bu düşkünlüğü hakkında bir makale yazmaya karar verir ve bu etkiyi ‘Diderot Etkisi’ olarak tanımlar.

didero

Makalede Diderot etkisini 2 varsayıma dayandırır:

1-Satın aldığınız ürünler karakterinizin bir parçası haline gelir ve diğer satın aldıklarınızı tamamlar.
 
2-Yeni aldığınız ve önceki gruba uymayan ürün için yeni bir grup oluşturmanız gerekir ve siz ona uygun başka ürünler almaya başlarsınız.
Kısaca “Diderot Etkisi” ihtiyacımız olmayan şeyleri eşyalarımız arasında kusursuz bir uyum yakalamak için almamıza neden olan psikolojik bir etki olarak tanımlayabiliriz.

2-Bu Etki Felsefe İle Açıklanabilir Mi?

Diderot’un kendisi bu konuyla sadece bir makale yazmıştır. Genellikle Encyclopedie’deki çalışmaları ile çok daha ünlüdür. Bu kavram o zamandan bu yana bazı kapitalizm eleştrilerini etkilemiş ve son zamanlarda sosyoloji ve psikolojiye konu olmuştur. Çeşmeden oluk oluk akan paraya sahip olsak da olmasak da Diderot Etkisi hala hepimize azap çektirebilir. Pek çok şeyde olduğu gibi, bir satın alma işleminin diğerini doğuracağının farkında olmak, tüketim sarmalı tarafından ele geçirilmemizi her zaman engellemeyebilir fakat yine de Diderot’un durumundan kaçınmamıza yardımcı olabilir.

3-Nasıl Kurtulabiliriz?

kredi

Kurtulabilmek için öncelikle bilinçli tüketici olma adımlarını gerçekleştirmemiz gerekiyor. 3 adımda bilinçli tüketici olabiliriz. Dikkat etmemiz gereken 3 adım şöyle:

1-Düşünce Yapınızı Değiştirin

Alışverişteki düşünce yapınızı değiştirmek oldukça önemli. Daha iyisine sahip olacağım, daha üst modelini alacağım diye düşünmek yerine zaten sahip olduğunuz bir şeyi değiştireceğinizi düşünün. Düşünce yapınızda yaptığınız bu küçük değişimin bile eylemlerinizi nasıl etkilediğini göreceksiniz.

2-Neye Para Verdiğinizin Farkına Varın

Bir ürünü tanıtabilmek için markalar sizlerden kazandıkları paralarla çeşitli reklam çalışmaları yapıyorlar. O yüzden o ürünü almadan önce kendinizi bir yatırımı gibi düşünün. ve hayatta değer verdiğiniz şeylere önem veren firmalara yatırım yapın. Reklamların aklınızı çelmemesi için mücadele edin.

3-Tüketim Mutluluk Getirmiyor

“Diderot Etkisi” bize daha çok tüketmenin ve daha fazla şeye sahip olmanın mutluluğu getirmediğini de gösteriyor çünkü bir ürünü alınca başka bir ürünü almayı daha çok istemeye başlıyoruz. Sonuç olarak kendimizi sonu gelmez bir döngünün içinde buluyoruz.

bNw

4-Markalar Diderot Etkisi’ni Nasıl Kullanıyor?

Aslında markaların kaderini belirleyen biz tüketicileriz. Bir markayı marka yapan ve ona imaj kazandıran tüketicilerdir. Her şey oradan alışveriş yapıp yapmamanıza bağlıdır. Tabi bu kararı büyük kitleler verecektir. Bu nedenle markalar kampanyalarını hazırlarken bu konu üzerinde titizlikle çalışırlar. O ürünün sizi iyi hissettireceği vurgusunu yaparlar. Yani siz markanın size söylediği tarza uymak zorunda değilsiniz, markalar sizin talebinize uygun ürün üretmek zorunda. Piyasada yatırımcı sizsiniz.

Bilgiyi Yay
Yazar Ecem Bölük
22 yaşında bir Bilgisayar Mühendisi. Okumaya, yazmaya ve kodlamaya delicesine bağlı kreatif biri.

Bir Cevap Yazın