18. Filmekimi'nde Mutlaka İzlemeniz Gereken Filmler | KreatifBiri

18. Filmekimi’nde Mutlaka İzlemeniz Gereken Filmler

Sonbaharın habercisi Filmekimi geldi çattı! 28 Eylül Cumartesi saat 10:30’da biletleri satışa sunulan film festivali 4-13 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da başlıyor. 18. Filmekimi 11-15 Ekim’de Ankara, 18-22 Ekim’de İzmir’de düzenlenecek. Ayrıca görme engelli dinleyiciler Hayal Ortağım aracılığı ile 19 filmi sesli betimleme oynatabilecek. İyi seyirler dileriz!

Joker

filmekimi-açılış-filmi-Joker-sahnesi

Aylardır beklediğimiz Joaquin Phoenix’in başrolünü üstlendiği Joker, Filmekimi’nin açılış filmi olarak bizleri karşılıyor. Todd Philips’in yönetmenliğinde izleyeceğimiz Joker, seyircilerin karşısına beklenmedik bir kötü adam karakteri çıkaracak gibi duruyor. Psikolojik gerilim türünde olan film, başarısız bir komedyen olan Arthur Fleck’in hayatını konu alıyor. Venedik Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan Joker, Joaquin Phoenix’in muhteşem performansı ile festivalin kaçırılmaması gereken filmleri arasında yerini alıyor.

Portrait of a Lady on Fire (Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi)

Portrait-of-a-Lady-on-Fire-film-afişi

Tomboy, Girlhood ve senaryosunu yazdığı Kabakçığın Hayatı filmleri ile tanıdığımız yönetmen Celina Sciamma’nın yeni filmi Portrait of a Lady on Fire, 18. yüzyılda bir ressamın modeli ile olan aşkını anlatıyor. Ressam Marianne’a, manastırdan henüz çıkan ve evlenmek üzere olan genç Héloïse’in portresi sipariş edilir. Ancak Marianne, bu portreyi Héloïse’dan habersiz çizmelidir. Bu kısıtlamanın önüne geçmek için Marianne, gönülsüz gelin adayı Héloïse’ı önce gözlemler sonra da onunla yakınlaşır. Yönetmen Celina Sciamma, bu filmin esin kaynağı olarak yapıtları unutulan kadınlar olduğunu söylüyor.

Parasite (Parazit)

parasite-filmi-afişi

The Host, Snowpiercer ve Okja ile kariyerinde zirve yapan Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho’nun aylar önce fragmanını izlediğimiz Parasite’i sonunda sinemalarda görebileceğiz. Festival kapsamında en merak edilen filmlerden biri olan Parasite Cannes’ta Altın Palmiye’yi kazanan ilk Kore yapımı film oldu. Filmin konusuna gelirsek Kim ailesi kimliklerini saklayarak teker teker zengin Park ailesinin hizmetine girerler. İki farklı tabakadan ailelelerin bir araya geldiği bu evde trajikomik olayların yaşanması da çok sürpriz olmasa gerek. Yönetmen filmi için, “Palyaçosuz bir komedi, kötü adamsız bir dram.” diyor.

A Hidden Life (Gizli Bir Yaşam)

a-hidden-life-filminden-sahne

A Hidden Life, İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafında savaşmayı reddederek 1943 yılında idama mahkum edilen Franz Jägerstätter’in gerçek hayat öyküsünü konu ediniyor. Tree of Life ve Knight of Cups filmlerinden akıllarımızda kalan Terrence Malick bu sefer filmin hem yönetmenliğini hem de senaristliğini üstleniyor.

Lucy in the Sky (Gökyüzünde Lucy)

Lucy-in-the-Sky-Natalie-Portman

Natalie Portman’ın başrolünü oynadığı Lucy in the Sky, uzun süre uzayda kalan Lucy’nin dünyaya döndükten sonra kötüleşen ruh halini ve meslektaşı ile ilişkiye başlayan evli bir astronotu konu alıyor. Dram ve bilim kurgu türünde olan film dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı. Gerçek olaylardan esinlenilen filmin yapımcıları arasında Reese Whitherspoon, yönetmen koltuğunda ise Fargo, Bones, Legion, The Unusuals dizilerinin senaryo yazarlığından tanıdığımız Noah Hawley oturuyor.

Monos

filmekimi-Monos-sahne

“Kolombiya Usülü Sineklerin Tanrısı” olarak nitelendirilen Monos’un konusuna gelirsek: Kolombiya’da bir dağın tepesinde savaşçı lakapları takınmış sekiz çocuk asker, yaz kampını andıran bir yerde Amerikalı bir kadını rehin tutmaktadır. Sürpriz bir baskına uğrayınca çocukların görece huzurlu günleri sona erer ve birbirlerine duydukları güvenle bağlılıkları sarsılan grup, üslerinden ayrılarak ormanın derinliklerine sığınmak zorunda kalırlar. Kolombiya’nın Oscar adayı Monos fantastik bir hayatta kalma savaşı veren bir grup ergen gencin hikayesini konu ediniyor.

Pain and Glory (Acı ve Zafer)

filmekimi-Pain-and-Glory-sahne

Film Salvador Mallo’nun 1960’lı yıllarda ailesi ile daha iyi koşullarda yaşayabilmek için Valencia’ya göç etmesini, ilk aşk hikayesini ve sinema ile olan tanışma öyküsünü konu ediniyor. Başrolleri Penélope Cruz, Antonio Banderas, Leonardo Sbaraglia gibi usta oyuncular üstleniyor. İspanya’nın en özgün yönetmenlerinden Pedro Almodóvar bir nevi kendi hayat hikayesi sayılabilecek Pain and Glory ile, Cannes’ta eleştirmenler tarafından en beğenilen filmler arasında en üst sıralarda yerini almış bulunuyor.

Kaynak: 1

Bilgiyi Yay
Written by Reyhan Bakan
21 yaşında, konuşmayı çok seven; okumayı, izlemeyi, paylaşmayı hayatının bir parçası haline getirmiş kreatif biri.

Leave a Reply