Akıl Oyunları'na Konu Olan Teori: Oyun Teorisi | KreatifBiri

Akıl Oyunları’na Konu Olan Teori: Oyun Teorisi

Ünlü matematikçi John Nash’ın hayatını konu alan bu filmde Nash’ın çalışmaları anlatıldı. Fakat aralarında en dikkatimi çeken Oyun Teorisi oldu. Oyun Teorisi sadece matematikte değil, aslında hayatımızın her yerinde kendisini göstermektedir. Nasıl mı? Hadi aşağıdaki paragraflarda onu biraz daha keşfedelim. 🙂

John (Forbes) Nash Kimdir?

John Forbes Nash, 1928’de ABD’nin Batı Virginia eyaletinin Bluefield kentinde dünyaya geldi. Kimya ve matematik, en çok dikkatini çeken konular arasındaydı. 1945 yılında kimya mühendisi olmak hayaliyle Carnagie Mellon Üniversitesine girdi. Bir süre sonra matematiğe duyduğu ilgi ağır basınca, vektörel cebir ve görecelik kuramı üzerine dersler almaya başladı. 1948 yılında matematik dalında lisans ve lisansüstü derecelerini tamamlayarak, akademik kariyerini sürdürmek amacıyla Princeton’a geçti.

Princeton Üniversitesi’ndeyken “Oyun Teorisi” üzerine yazdığı doktora tezi ve sonraki çalışmalarından dolayı 1994’de Nobel Ekonomi ödülünü aldı. Ayrıca, lineer olmayan kısmi diferansiyal denklemler üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı matematikçilerin Nobel’i olarak bilinen Abel Prize ödülünü de almıştır. 30 yaşında şizofreni belirtileri göstermeye başlayıp, hayatının büyük bir kısmını bu hastalıkla geçirmesine rağmen bu yüzyılın en büyük dahilerinden birisi olduğu muhakkak. Hayatını merak ediyorsanız ve izlemediyseniz Akıl Oyunları’nı (aynı isimli kitaptan uyarlama) şiddetle tavsiye ediyorum. 2002 en iyi film Oscar’ı başta olmak üzere bol ödüllü bir filmdir.

Oyun Teorisi Nedir?

oyun teorisi

Oyun teorisi, her oyuncunun kendi hamlesine karşın diğerlerinin yapacağı hamleyi hesaba kattığı stratejik durumlardaki insan davranışlarını incelemek üzerine kurulmuştur. Teori politika, poker, biyoloji, en çok da ekonomi ve farklı alanlarda  davranışları modellemek için kullanıyor. Bu noktada, John Nash diyor ki, karma stratejili (oyuncuların tercihlerini belli bir olasılıkla seçmeleri), sonlu sayıda oyuncunun, sonlu sayıda tercih ile oynadığı her oyunun bir dengesi vardır. Bu denge noktasında, her oyuncu diğer oyuncuların stratejilerine bakıldığında en iyi konumdadır, yapacağı bir hamle değişikliği ona kazanç sağlamaz.  Teorinin çıkışı dört ayrı arkadaşın aynı kişiden hoşlanması ve bu durumun belli bir strateji ile çözümlenme çabasına oturtulmakta. Teorinin şekillenmesi ile birlikte ortaya çıkan ilk oyun şekli budur. Günlük konuşmalarımıza konu olan “sıfır toplamlı oyun” deyimi aslında çok basit bir mantık üzerine oturmaktadır. Teori; “Eğer bir oyunda rakip isek benim kaybettiğim, senin kazancındır.” yaklaşımı üzerine kurulmuştur. Birçok seçeneğin olduğu durumlarda, birçok sonuç da vardır ve John Nash, istenilen sonuç için doğru seçeneği bulmanın stratejilerini oyunlarla inşa etmiştir.

Nerelerde Kullanılır?

bilim adamları

Teorinin şekillenmesi ile birlikte kamuoyu araştırma şirketlerinin başındaki bilim adamları, bu teorinin sadece doğa bilimleri ile değil, sosyal olaylar ile de ilgili olduğunu keşfettiler. Oyun teorisi seçimlerde kullanıldığında, seçim stratejisini bu teori çerçevesinde belli parametreler ışığında belirleyen liderlerin başarılı olduğu defalarca kez test edilip onaylandı. Ayrıca teorinin, Soğuk Savaş döneminde özellikle Amerikan tarafında etkin olarak kullanıldığı, stratejilerin buna göre yönlendirilmesi savaşın hiçbir zaman sıcak savaşa dönmemesi sağlandığı konuşulur. Bu durum, bilim felsefesinin temel sorularından biri olan, bilimin iyiliğe hizmeti noktasında önemli bir konu olarak ele alınmaktadır. Teorinin gelişimi ile birlikte dünya üzerindeki iki kutuplu hakimiyet düzeni de yerini çok kutuplu, çok stratejili hakimiyet düzenine bıraktı. Bu noktada oyunların analizi, dünya üzerinde oynanan oyunların bir yansıması olarak görülüyor. Yani hakim güçlerin farklı stratejileri dünyayı bir dengede tutuyor.

Klasik ekonomik yaklaşımda ise rekabetin her zaman tüketici lehine olduğu, rekabet artıkça sonucun üretimin sürekliliği ve fiyatların düşmesi olacağı öngörülür. Rekabetin yönetilmesi de oyun teorisinin iyi okunmasına bağlıdır. Çünkü rakiplerin amaç olarak gördüğü en yüksek gelir/kar sonucuna ulaşmanın yolu, oyunu doğru strateji ile oynamaktan geçmektedir. Oyun Teorisi, gece ile gündüz kadar farklı zannedilen bu kavramların aslında çok fazla benzerlik ve bağlantı içerdiğini kanıtladı. Disiplinler arası çalışmaların bu denli popüler olmasına ve akademik çevreleri bu kadar etkisi altına aldığı gerçeğine bakıldığında Nash’in mükemmel bir işe imza attığını söylemek için yeterli sebep var.

Kısacası Oyun Teorisi yapılan seçimlerin olası sonuçlarını ortaya koyar ve doğru verilere sahipseniz her durum için bir oyun kurabilirsiniz. John Forbes Nash’ın da dediği gibi,

Oyun oynarken ihtiyacımız olan aslında sadece biraz matematik biraz şizofreni.

 

Bilgiyi Yay
Written by Ecem Bölük
22 yaşında bir Bilgisayar Mühendisi. Okumaya, yazmaya ve kodlamaya delicesine bağlı kreatif biri.

Leave a Reply