Hayal gücü gerektiren dizi, film ve kitap sektörü giderek klişeleşirken hepimiz sonunu merak ettiğimiz dizi, film ve kitaplara hasret kaldık. Özellikle Türk televizyonlarında açtığımız her kanalda aynı aşk hikayelerinin farklı kişiler tarafından canlandırılması oldukça canımızı sıkıyor. Peki bunca klişe arasında sonunu büyük bir heyecanla merak ettiğimiz, beyinlerimizi yakan ve bir solukta bitirdiğimiz dizi, film ve kitap hiç yok mu? Aslında var ve bu öneri için doğru adrestesiniz. Beyinlerinizi yakacak ve sizi psikolojik gerilime doyuracak birer dizi, kitap ve film önerisi için hazır mısınız?

Dizi Önerisi: Tabula Rasa

öneri

Tabula Rasa,  dünya geneli yayın hakları Netflix tarafından alınan Belçika yapımı psikolojik gerilim türünde bir dizidir. Daha dizinin başlarındayken tüyleriniz ürpertmeyi başarıyor diyebilirim. Korku dizisi mi yoksa sadece gerilim dizisi mi anlamayı zorlaştıran bu dizinin baş karakteri Annemie yaşadığı bir kaza sonrasında hafıza kaybı yaşıyor. Yaşıyor yaşamasına ama hatırlaması gereken şeyler var. Çünkü o, polisin her yerde aradığı kayıp bir adamla son görülen kişi. E tabii dedektifte işin peşini bırakma taraftarı değil.

Dizi çoğu zaman Annemie’nin geçmiş yaşantısına yolculuğa çıkıyor. Geçmiş Annemie, kızı Romy ve eşi Benoit ile ormanın içinde, dededen kalma, korku filmlerden kaçmış gibi bir eve taşınması ile başlıyor. Benoit, karısının unutmaması adına her yere post-it ve insanı geren sesli uyaranlar yerleştiriyor. Her şey güzel giderken Annemie’nin neleri unuttuğunu fark eden kızı Romy’nin değişen davranışlarıyla gerildikçe geriliyoruz. 6. bölümden sonra herkesin garipleştiği ve delirdiğini düşündüren ve sonunda “nasıl ya şimdi bunu yapan o değil mi? E bu? Nasıl yani o mu bunu yaptı?” diyerek beyninize şok etkisi yaşatan, bizleri sürükledikçe sürükleyen bu dizinin fragmanını aşağıdan izleyebilirsiniz.

Kitap Önerisi: Oyunbaz

öneri

Aşık olur,

Takip Eder,

Öldürür!

Eğer psikolojiye meraklı bir insansanız bu kitap tam size göre. Kitap Psikiyatr Jan Forstner’in imzasız güller alması ile başlıyor.

Forstner, başlarda gülleri yollayan kişinin ilişkileri pek iyi gitmeyen sevgilisi Carla Weller’den geldiğini, sonrasında da Carla’nın kendisi ile ilgili yazmış olduğu kitabı okumuş olan bir hayranından geldiğini düşünüyor. Fakat okumaya devam ettiğimizde, güllerin ve ardından gelen isimsiz mektupların, telefon aramaları ve resimlerin sahibinin onlar değil sarışın ve Jan’a “Sevgilim” diye hitap eden takıntılı bir aşık olduğunu kısa sürede anlıyoruz. Tam bu olaylar olurken işin içine kitabın en başında okuduğunuz Carla’nın ölümü giriyor ve işler giderek karışıyor. Dorn’un betimlemeleri o kadar iyi ki okurken kitap sizi gerim gerim gerecek, psikolojik hastalıklara merakınızı arttıracak ve uykunuzu kaçıracak cinsten.

Kitabı okurken bir polisiye kitabı okuyor gibi hissedebilirsiniz. Fakat Jan Forstner’ın takıntılı aşığından gelen çocuk resimlerini psikolojik açıdan yorumlamaları, olan olaylara psikolojik olarak yaklaşmaları psikolojiye meraklı olan beni kalbimden vurdu diyebilirim.

İnan bana, ne kadar canın yansa da bu acı için bana minnet duyacaksın. Hatta daha da farklı şeyler hissedeceksin. Yaptıklarım için beni seveceksin. Benim seni şimdiden sevdiğim gibi. Üstelik senin benden haberin bile yokken seviyorum seni.

Daima seni düşünüyorum. Yakında sen de beni aklından çıkaramayacaksın.

-İmzasız Mektup

Wulf Dorn – Oyunbaz

Film Önerisi: Zindan Adası

öneri

Başrolde  Mark Ruffalo ve Leonardo DiCaprio’nun olduğu bir psiklolojik gerilim filmi ile devam ediyoruz.

Film, polis memuru olan Teddy Daniels ve Chuck Aule’in bir akıl hastasının adada bulunan akıl hastanesinden kaçması üzerine araştırma için adadaki akıl hastanesine gitmeleri ile başlıyor. Akıl hastanesinin gerici ortamı, adaya bastıkları andan itibaren büyük bir fırtınanın baş göstermesi ile birlikte film daha da gergin bir havaya bürünüyor. Film ilerledikçe olaylar değişiyor ve polis memuru Teddy’nin korkularıyla yüzleştiğini ve geçmişi ile ilgili hatırlarını hatırladığını görüyoruz. Zamanla rüya ve gerçek arasında gitgel bile yaşamaya başlıyoruz. Akıl hastalarının isyanları, polis memuru Teddy’nin hatırları ile sizi gerim gerim geren ve nasıl bittiğini bir süre anlamlandıramayacağınız bu psikolojik gerilim filminin fragmanını aşağıya bırakıyorum.

Eğer sizin de benim izleyebileceğim veya okuyabileceğim dizi-film-kitabı öneriniz varsa lütfen yoruma bırakın. 🙂

Editör: Minem Sena Kesen