Analog Fotoğraf Makineleri İle Geçmişe Dönüş | KreatifBiri

Analog Fotoğraf Makineleri İle Geçmişe Dönüş

film
OLYMPUS DIGITAL

Bir çoğumuz hiç değilse çocukluğundan filmli fotoğraf makinelerini hatırlar. Işığa tutup filmlerin üzerine yansımış fotoğraf karelerine bakıp kimlerin fotoğrafı olduğunu anlamaya çalışırdık. Bu fotoğraf makinelerini hala kullananlar mevcut. Bunlardan biri de benim. 🙂

analog

Şimdilerde genellikle hobi olarak kalan analog fotoğraf makinelerinin yerini önce dijital fotoğraf makineleri ve şimdileri cep telefonlarımızdaki küçücük kameralar aldı. Bunun en üzücü kısmı anılarımızın değersizleşmesi. Bir şey ne kadar kolaylaşıyorsa o kadar değersizleşiyor. Artık neredeyse sınırsız fotoğraf çekebiliyoruz, hem de sadece tek bir tuşa basarak. Fakat bu fotoğraflar ne kadar değerli? Tek tuşla çekebildiğimiz gibi tek tuşla da tamamen yok olmuyorlar mı?

Neden Analog Fotoğraf Makinesi?

Eskiye dönüş neden bu kadar moda? Neden her yerde Vintage dükkanlar, eski moda kıyafetler, aksesuarlar görmeye başladık? İnsanlar geçmişe neden dönmek istiyor? Aslında asıl soru insanlar neyi özlüyor, günümüzde eksik olan ne? Bence duygu. Örneğin, hiç beklemediğiniz bir anda uzun zamandır görüşmediğiniz birinden mektup aldınız. Sayfalarca emek emek el yazısıyla yazmış. Yanına da basılı bir fotoğraf koymuş, size özel notu ile. Özel hissettirmez mi? Hayatı aceleye getirmeye alıştık biliyorum ama duygulara ve emeğe yeniden yer verme zamanı bence geldi.

Genel Olarak Fotoğraf Analog Makinesi

Önce gidip makineniz için uygun bir film beğenmeniz lazım. Bu filmler yaklaşık 20-40 lira arasında değişiyor ve genelde 36 poz içeriyor. Makinenin arka kapağını açarsınız ve filmi içine koyarsınız. Bu işlemden sonra pozlar tamamen bitene kadar kapağı asla açmamanız gereklidir. Eğer açarsanız bütün çektiğiniz pozlar yanar ve elinizde sadece hiç kalır. 🙂 ISO, diyafram, enstantene gibi ayarlar yapılır. Bu ayarlar objektifinizden ne kadar süre ve şiddette ışığın filminize geçeceğini belirler. Böylece fotoğraf oluşur, mesela karanlık veya aydınlık. Çevremdekilerin en alışamadığı kısım ise fotoğrafa o an bakamamaları. 🙂 Ancak 36 pozun tamamı bitip banyo yaptırdıktan sonra fotoğrafları görebiliyoruz. Bu bazen aylar sürüyor ve içinde hangi fotoğrafların olduğunu unutuyorsunuz. Her şey tamamen sürpriz oluyor. İyi veya kötü… Bir keresinde bütün pozlarım simsiyah çıkmıştı ve üniversitenin ilk yılıydı. Kısıtlı olan harçlığımla bu zahmetli ve pahalı hobiye başlamıştım ve çok emek vermiştim. Çok güzel fotoğraflar beklerken simsiyah görüntüler beni çok üzmüştü. Deneye yanıla öğrendikten sonra, emeklerinin karşılığını almak gibisi yok. Tabi bir de o değerli anlarının gerçekten tamamen ölümsüz olması kadar. Çünkü artık bilgisayardan veya telefondan tamamen silinme gibi bir ihtimalleri yok.

fotoğraf makinesi

Her bir pozun değeri oldukça fazla. Düşünmeden çekerseniz paranız büyük ihtimalle boşa gidecek ki bu üzücü olur. O yüzden düşünerek, anın heyecanına kapılmadan sakinlik ve huzur ile çekeceğiniz fotoğrafların tadı çok başka. Şimdilerde eskisi gibi yaygın karanlık odalar yok maalesef. Üniversite bünyelerinde bile kalmadı. Mesela ben hiç kendi filmimi yıkamadım, kağıda yansıyışını göremedim. Fotoğrafçıya veriyoruz, onlar yıkıyor ve mail olarak fotoğraflarınızı size yolluyor. Biraz üzücü ama her bir fotoğrafın çıktısını almak artık çok maliyetli oluyor. Yine de herkese bu güzel hobiyi ve deneyimi öneririm. Geçmişteki duyguları yeniden uyandıralım ve bizi sıradanlığa iten dünyaya biraz olsun nostaljiyi gösterelim. 🙂

Son olarak kendi çektiğim bir fotoğrafla bitirmek istedim.

fotoğraf
Bilgiyi Yay
Written by Nazlı Haspolat
Doğayı, bilimi, kök hücreyi, fotoğraf çekmeyi, okumayı ve yazmayı seven bir İstanbul Üniversitesi 4. sınıf biyoloji öğrencisiyim.

Leave a Reply