Uzun yıllardır devam eden feminizm hareketinin en baskın olduğu ülkelerden biri İspanya. Kadın hakları ile ilgili birçok sorunla baş eden İspanyol feministlerin görüşlerini içeren bir belgesel önerisi ile haftaya başlıyoruz. Bu yazıda Netflix üzerinden izleyebileceğiniz Eşitlik Çağrısı belgeselinin ana başlıklarına değinerek kısa bir özeti sizlerle paylaşıyoruz.

eşitlik

Gerçekten Feminist Misiniz?

Her birey feminist olsaydı dünya çok güzel bir yer olabilirdi. Ne yazık ki “Feministim.” demek feminist olmak için yeterli olmuyor. Feminist olmak kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olmasını savunmak gibi gözükse de kadına şiddet içerikli sözleri olan şarkıları dinlemenin feministliğe aykırı bir durum olduğunu söylemek mümkün. Belgeseli izleyen birçok insan feminist olmadığını fark edecektir.

Ataerkil Toplumda Kadın

Kadın erkek eşitsizliği söz konusu olduğunda karşımıza çıkan en köklü olgu “ataerkil” sistem. Bu belgeselin girişinde gördüğümüz kadın figürleri ve animasyonları da bu sistemin varlığına değinileceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Aslına bakarsanız bu görseller kadının toplumdaki yerini cinsel obje olarak gören anti-feminist gruplara da bir mesaj niteliğinde.

feminizm

Kapitalist Sistemde Kadının Yeri

Belgeselin ana başlıklarından birisi de kapitalist sistemde kadının nasıl gösterildiğiydi çünkü kadınları cinsel obje olarak görmek burada da belirgin bir sorun olarak ortaya çıkıyordu. Bu belgeselde kapitalist sisteme farklı bir pencereden bakma fırsatı yakalayacaksınız ve artık her reklam ya da filmde izleme kriterleriniz bambaşka olacak. Bunun sebebi ise güzellik kalıplarına göre kadını kategorilere ayıran sistemi fark edecek olmanız. Daha önce bir parfüm reklamında dünyadaki güzellik kalıplarının aksine bir görünümü olan kadın oyuncu gördünüz mü?

Öte yandan kapitalizmin feminist olmayı bir tüketim nesnesi haline getirmesi de konuşmacıların bir kısmı tarafından eleştirilen bir durum. Uğruna birçok kadının savaş verdiği, uzun yıllardır eşitlik için mücadele eden insanların ancak duyurabildiği feminizm kavramının, popüler kültürün bir ürünü olan insanlar tarafından popülerleştirilmesine bir tepki görebiliyoruz. Kapitalist sistemin feminizm kavramını bir tüketim nesnesine dönüştürmesi belgeselde şu şekilde eleştiriliyor: Feminizm kavramı, ünlü isimlerin ve politikacıların menfaat uğruna kullandığı bir kavram ve kapitalizmin yarattığı bir tüketim nesnesi.

Pornoda Feminist Perspektif

Pornografik içeriklerin birçoğunda kadının aşağılanması durumu birçok konuşmacı tarafından eleştiriliyor ve bu konu hakkında farklı fikirler ile karşılaşıyoruz. Kimi konuşmacı erkeklerin bu içerikleri izleyerek büyümesini göz önünde bulundurularak pornoda feminist perspektifinin kullanılabileceğini savunuyor. Ayrıca seks işçiliği ve fuhuş konularında da birtakım fikir ayrılıklarının olması, yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ortam hazırlarken seyirciye de farklı bakış açıları kazandırıyor.

İş Hayatındaki Eşitsizlik

Her ülkede farklı bir kadın erkek eşitsizliğine rastlamak mümkün. Tarihsel sürece baktığımızda kadının iş hayatıyla tanışmasının oldukça geç bir zaman diliminde olduğunu net bir şekilde görebiliriz. Bu belgeselde iş hayatında kadın olmak ile ilgili eleştirilen konulardan biri de çocuk sahibi olma potansiyeline sahip kadınların iş başvurularının değerlendirilmiyor olması. Ayrıca bir diğer değinilen konu ise ülkemizde de kadınların sıkça karşılaştığı ücret problemi. Belgeselde bu konu çalışma saatlerine göre ücretlendirmenin adaletsizliği olarak eleştirilmekte.

Editör: Berfincan Doğan