Antik Yunan’da Kadın Olmak

Kadın sorunları, kadın hakları ve kadın olmak gibi problemleri Antik Yunan dönemine kadar geri götürmek mümkündür. Doğası gereği en tartışmalı kavramlardan biri olan kadın; kadının rolü, toplumdaki yeri ve önemi, yaşantısı gibi problemlerle Antik Yunan döneminden 21. yy’a kadar sürmüş ve kuşkusuz sürmeye devam edecektir.

kadın

Antik dönemden  günümüze kadar dönemin hâkimi olan felsefe, psikoloji ya da siyasetine göre kadının görev ve sorumlulukları şekillenmektedir. Kadınlar; kimi durumlarda bir takım görevlerle evde oturmak zorunda kaldı, kimi durumlarda ise az da olsa devlette ve toplumda görev verildi. Dönemin politikaları, siyasi handikapları ve felsefeleri ışığında kadına yönelik bir kural, yasa ya da sosyal yaşam alanı geliştirilir. Daha sonra kadına yönelik, bu yaşama alanı bazen genişler bazen ise devlet politikalarına göre sıkıştırılır hatta kısıtlanır. Konumuz bağlamında Antik Yunan toplumdaki kadının konumuna bakmak bize kadının sosyal statüsünü verecektir.

Antik Yunan Toplumda Kadının Yeri

Atina demokrasisinde kadının yaşam alanı ev ile sınırlıdır. Tamamen gündelik özel yaşamın süre gittiği bu yer kadının kocası ve erkek çocuğu dışında evin diğer tüm erkeklerine ve hatta erkek kölelere kapalıdır. Kadın evin ekonomisinden ve çocuklardan sorumludur. Kadının mal varlığı, özgürlüğü, iradesi ve fikrini beyan etme olanağı yoktur. Kadın ister köle olsun ister aristokrat bir ailede olsun bürokraside ya da devletin herhangi bir kurumunda görev almaz, sadece gündelik işlerle ilgilenir. Sosyal yaşam alanları kısıtlı evin dışına burnunu bile çıkaramayan, arkadaş çevresi az olan kadın, bir hayatla karşı karşıyadır. Evlilik yaşına gelmiş kadınlar evliliğe dair hiçbir yasaya herhangi bir hakka da sahip değillerdir. Fakat bu zor şartlar altında evlilik çağına gelmiş kızlar ise bu zorluklar ve eşitsiz ortamda kendilerini var etmeye çalışıyorlardı. Evlilik konusunda kadınlar erkeklere göre öncelenen bir konumda değillerdir. Erkeklerin verdiği kararlar çerçevesinden erkeklerin istedikleri bir şekilde erkeklerin memnuniyetleri içerisinde evlenirler.

Sosyal Hayat

Antik Yunanda kadınların da erkekler gibi bir eğitim alabildiği okumayı yazmayı öğrenebildiği bir yer, bir kurum yoktur. Fakat dansözler, flütçü kızlar, kadın düşünürler ve hetaira[1]’lar için bir yer bulunurdu. Kadınların sosyal yaşamları olmadığı için arada oraya gider eğitimli, tecrübeli kadınlarla sohbet ederlerdi. Hetaira’lar ve kadın düşünürler aynı kefeye konurdu. Çünkü hetaira’lar çoğunlukla akıllı ve eğitimli olurlar. Kadın düşünürleri ise son derece özgür ortamda yaşarlardı. Bunlardan bir kaçı, Antikçağ’ın bilinen ilk filozofu Krotonlu Theano (M.Ö 600)’dır. Miletli Aspasia (M.Ö 470 – 400), İskenderiyeli Hypatia (M.S 350 – 415) da kadın filozoflar olarak bilinir. Fakat dönemin kadınları bu kadın filozoflar gibi şanslı değillerdi.

Kadınların söz konusu eğitimleri ise sadece kadınlar üzerine ev kadınlığı, ev içi hizmet, annelik ve cinsellik üzerine bir eğitim ışığında veriliyordu. Özel hayatları ise erkek istediği bir kadınla evlenir, birlikte olur, gerekirse hemen boşanabilir. Fakat kadınlar içinse böyle bir olanak söz konusu bile değildir. Kadının görevi sadece çocuk doğurmaktır. Fakat bir annelik hakkı olmamakla birlikte doğan çocuk üzerinde de herhangi bir hakkı yoktur.

kadın2

Frıeedell ise şöyle aktarmaktadır: “Özellikle de üst tabakalara mensup onurlu kadınlar harem yaşamı sürerlerdi. Sokağa yalnızca yaşlı bir kölenin, gynaikonomos’un (kadınlardan sorumlu görevli) eşliğinde çıkabilir, çarşıda görülmezlerdi bile. Oysa yoksul kadınlar çarşıda sıkça görülürdü, hem müşteri hem de tezgâhtar olarak, fakat onlar bile fabrikalarda çalışamazlardı. Kadına toplum içinde, bir kadının hizmetini gerektiren bir kurban ayininde rahibe olarak ya da bir şenlik alayı sırasında figüran olarak yer verilirdi, bunun dışında hayattaki asıl görevi evliliğe önce para sonra da çocuk vermekti.”

Özetle Antik Çağ toplumunda kadının önemi sadece iyi, sağlıklı ve güçlü çocuk vermek, evde kocasını beklemektir. Kadın evden ve çocuklardan sorumludur. Bu sorumluluğu ne kadar çok iyi bir şekilde yaparsa o kadar çok o evde barınabilecektir. Çok az bir kesimden farklı olarak kadınların söz hakkı, fikrini beyan etme gibi durumları da yoktur. Fakat Platon’un ideal toplum devletinde söz konusu adalet olduğu için kadınlar; daha farklı yorumlanacak ve daha farklı görevler verilecektir.

Haftaya ise Platon’un Devlet’inde kadının rolünü inceleyeceğiz… Tekrar görüşmek üzere…

Kaynakça

Marit Rullmann, Kadın Filozoflar, (Çev. Tomris Mengüşoğlu), Kabalcı Yayınları, İstanbul 1996.

Egon Frıeedell, Antik Yunan’ın Kültür Tarihi, (Çev. Necati Aça), Dost Kitabevi, Ankara 1999.

Genevieve Lloyd, Erkek Akıl – Batı Felsefesinde Erkek ve Akıl, (Çev. Muttalip Özcan), Ayrıntı Yayınları, İstanbul 1996.

Rukiye Akkaya Kia, “Atina’daki Demokrasiden Orta Çağ’a Kadının Dünyası ve Kadın Filozoflar”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, cilt:73, sayı:1, 2016.

Derya Karaaslan, “Antik Yunanda Kadın Olmak”, Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, cilt: 1, sayı: 2, 2014.

[1] Gözde, eğitimli, hayat kadınları…