Asansörlü IQ (IQ sabit midir?)

Herkes kendi sabit IQ’ suna mı mahkum?

Beynimiz sabit IQ düzeyinde sıkışıp kalıyor mu?
Doğdumuzda dünyaya sıfır noktasından başlarız. Peki çevredeki kişiler, öğretiler ve hatta besinler IQ’yu etkiler mi?

Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, araştırmacılar tarafından IQ’nun sabit kalmadığı tespit edilmiştir. Test edilen 12-19 yaş arası çocukların bazılarının zekâ katsayısında yükselme gözlenirken bazılarında düşüş gözlemlenmiş. Bunun beyin yapısındaki değişimden meydana geldiği tahmin ediliyor.

Birkaç örneği ele alalım;

  • Erişkin yaşta okuma öğretilen Kolombiyalı askerlerin manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle beyinlerinin sol tarafında, okuma bilmeyenlere oranla daha fazla gri madde gözlemleniyor.
  • Londra’daki taksi şoförlerinin beyni incelendiğinde beynin hafıza-yön bulma yeteneğinin bulunduğu bölge olan hipokampus bölgesinin daha büyük hacme sahip olduğu görülüyor.

Örneklerden de yola çıkarak yorumlarsak herhangi bir konuya yoğunlaştığımızda beyinde o bölgenin gelişim gösterdiğini söyleyebiliriz. Kapağı kapalı bir kutu gibi düşünün, siz kapağı açtığınız andan itibaren dolmaya hazır sınırsız bir kutu. İlgi duyduğunuz, iyi yaptığınızı düşündüğünüz şeylere karar verip o yönde profesyonele ilerleyebilirsiniz. Mükemmele ulaşmak ve kusursuz bir ürün ortaya koymada beyninizle işbirliği içerisindesiniz.

Tarihten bugüne dek isimlerini unutturmamış kişilere baktığınızda onları hep bir yönüyle hatırladığınızı farkedeceksiniz. Profesyonel oldukları yönleri, yani aslında beyinlerini geliştirdikleri yönlerini.

Mesela; Beethoven-Müzik/Picasso-Resim/Hawking-Fizik

Kısacası bir konu üstünde yoğunlaşmak sizi kısa yoldan mükemmelliğe götürüyor. Kendi sınırınızı aşmak, sıradan insan kategorisinden çıkıp bir konudaki bilginizi maksimum seviyeye getirmek imkânsız değil.

Üstelik beynin erişkin yaşamı boyunca esnek olduğu kanıtlanmış. Bu da demek oluyor ki yaşınızın ilerlemesi beyninizi daha az etkin kılmıyor. Bu tamamen bireye bağlı bir durum. Birey kendini ve ilgi alanını keşfetmeli ve bunun üstüne gitmeli.

Mide ve IQ İlişkisi

Beynin ne kadar mükemmel ve hassas bir yapıda olduğunu tekrar anlıyoruz. Mideyle beynimiz arasındaki bağıntı yediğimiz besinlere dayanıyor.

Peki bu besinler neler;

Margarinli besin tüketimi: beyinde dopamin salgısını engelliyor bu da beynin reakt yani cevap süresini uzatıyor. Reflekslerin gecikmesini bununla açıklanabilir.

Fazla früktoz tüketimi: Bal ve meyvelerde bolca bulunan früktozun fazla alınımı beyni yavaşlatıyor.

Ayrıca; uykusuzluk (jetlag), sakız çiğnemek, birkaç aktiviteyi aynı anda yürütmek, reality şovlar IQ yu düşüren sebeplerden birkaçı.

-Fiziksel ceza (toplum arasında “dayak”) IQ düşürücü sebepler arasında. Bir birey ne kadar çok şiddete maruz kalmışsa akranlarına oranla IQ puanı o kadar düşük oluyor. Straus 32 ülkede yaptığı araştırmalarını karşılaştırdığında ebeveynlerin şiddete meyilli olduğu ülkelerde çocukların IQ’sunun akranlarına oranla en az 3-5 puan düşük olduğunu gözlemlemiş. Çocukları fiziksel cezayla değil de sözlü uyarı yoluyla yönlendirmemiz gerektiği vurgulanıyor.

Sözlü uyarı çocuğu sözlü iletişime mecbur bırakır ve böylece konuşma becerisi olan şiddetten uzak ideal toplum insanı yetiştirmiş oluruz diye düşünüyorum.

Ne Durumdayız?

Flynn’in yaptığı ölçüme göre (buna Flynn etkisi denir): ABD’nin Oklahoma üniversitesinde 13 bin öğrenci üzerinde 5-10 yıl süresince IQ seviyesinde artış gözlemlendi. Sonuç şaşırtıcı; normal bir öğrencinin IQ seviyesi ebeveynlerden 10 IQ puanı yüksek ve hatta günümüz insanları atalarımızdan daha fazla IQ’ya sahip!

Özellikle soyut düşünmeye dayalı testler yüksek sonuçlar veriyor.
Mitchum’a göre her dönemin gerektirdiği beceri ve donanım farklı olduğundan, zeka gelişiyordan çok değişiyor demek daha doğru. Ayrıca psikologlara göre eskiden telefonlar bir çocuk için yalnızca arama yapmayı ifade ederken, bugün içinde interneti ve kamerası olan teknolojik bir aleti ifade ediyor.

Bu bakış açısıyla yorumlayacak olursak eskiden insan hayatında soyut kavramdan çok somut kavramlar daha ön plandaydı. Mesela bir deney gerçekleştirilecekse somut maddelere temas etmek bir zorunluluktu. Çünkü dokunmadan sonucu görebilecek opsiyona sahip değillerdi. Bugünün dünyasına baktığımızda gerçek ve somut maddelere geçişten önce soyut ve üç boyutlu düşünceyle tezi süzgeçten geçirme geliyor.

Üstelik internet ortamında üç boyutlu deney programları dahi mevcut. Bu da birçok kimyasal deneyi gerçek ortamda gerçekleştirmeden tepkimeden hangi gazların çıkacağı bilgisine ya da reaksiyonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilgisine kadar ulaşmamızı mümkün kılıyor. Yani bilgileri maddeselin dışında sanal ortamdan elde edebiliyoruz. Üstelik tecrübelerin internet ortamında paylaşılması ve internet ortamının birçok şeye ulaşımı kolaylaştırması ve insanların bunları denemekten ziyade direkt olarak kendine deneyim olarak alması insanın reelden çok soyut ortama ve tabii ki soyut düşünmeye itilmesinde önemli bir etken. Buda soyut düşünmeye dayalı testlerde başarının sebebini destekler.

Aşağıdaki dünya haritasında ülkelere göre IQ durumlarını inceleyebilirsiniz.
Normal zekâ seviyesi IQ puanı 85-155 arasında değişim göstermekte.bHenüz dünyadaki en yüksek IQ tam olarak bilinmiyor. Fakat 250-300 arası puanlar yüksek IQ kabul edilmekte.

*Sınırlarınızı keşfetmekten kaçmayın çünkü sınır dediğiniz şeyin aslında sınırsızlık olduğunu göreceksiniz ve dünya işte o zaman değişecek.

Okuduğunuz için teşekkürler…iq
Kaynaklar;
1-T24.com
2-Milliyet.com
3-Kigem.com
4-Merakediyorumgrubu.blogcu
5-Haberizlenim.com

Bilgiyi Yay!