Aşılamada vücudunuza hastalık yapıcı virüs, bakteri enjekte edildiğini biliyor muydunuz? Peki, nasıl oluyor da aşı sorasında hasta olmanın aksine koruma sağlanabiliyor?

Aşı yapıldıktan sonra aşının vücuttaki etkisi nedir?

Vücudunuz, enjekte edilen maddeyle karşılaştığında ne yapar?

Bu yazımda sizlerle aşıyla ilgili genel olarak merak edilen soruların cevaplarını paylaşacağım.

Aşılar yaklaşık 200 yıldır hayatımızda. Bilinen ilk aşı suçiçeği hastalığına karşı geliştirilmişti. Bugün ise yirmiden fazla hastalıktan aşı ile korunmak mümkün.

aşı

Aşı ve Bağışıklık İlişkisi

Aşılanmayı aynı zamanda bağışıklama olarak da adlandırabiliriz aslında. Hastalık yapıcı etmen vücuda girdiğinde ilk karşılaştığı savaşçı bağışıklık hücreleridir. Peki, bağışıklık sisteminde bulunan hücreler nasıl çalışır?

Bağışıklık sistemi bakteri ve virüs gibi hastalık yapıcı etmenleri, yüzeylerindeki antijen olarak isimlendirilen moleküller sayesinde tanır ve bunlara karşı savaşmak için antikor adı verilen biyolojik bir madde üretir.

Aşı mantığında vücuda bakteriyi-virüsü tanıtma vardır. Yani, hasta olmadan önce bağışıklık sisteminizin bir hastalığı tanıması mümkün diyebiliriz. Aşı içerisinde bulunan biyolojik maddeler ile virüs ya da bakteriler taklit edilerek bağışıklık sisteminin antikor üretmesi sağlanır. Böylelikle hastalık yapıcı etmenler vücuda girmeden önceden bağışıklık sistemine tanıtılır.

Aşı ile vücudunuza zayıflatılmış veya hastalık yapıcı etkisi tamamen yok edilmiş virüs-bakteri enjekte edilir. Böylelikle vücut antikor üretimi için uyarılmış olur. Örneğin; grip aşısı olduğunuzda, vücut, aşı sayesinde o virüsle karşılaşır ve savaşmaya başlar. Vücudunuz o grip çeşidine karşı nasıl savaşacağını öğrenir. Sonrasında dışardan bir etkenle tekrar o virüsle karşılaştığınızda vücudunuz artık nasıl başa çıkabileceğini biliyordur, öğrenmiştir. Yani bağışıklığınızda oluşturulan hafıza sayesinde o virüs sizi artık hasta edemez.

aşı

Aşı Nedir?

Birkaç tane aşı çeşidi vardır.

Canlı aşılar, hastalığa neden olan virüs ya da bakterinin laboratuvarda zayıflatılmasıyla üretilir. Tüberküloza karşı üretilen BCG aşısı bu aşı türlerinden biridir. Canlı aşılarda hastalık yapıcı etmenler zayıflatılmış olsa da tekrar hastalık yapıcı özellik kazanabilirler. Özellikle bağışıklık sistemi zayıflığında bu olasılık artar. Aşının üretim sürecinde çalışanlar da hastalığa yakalanma riski taşır.

Ölü aşılarda ise hastalık yapıcı bakteriler ve virüslerin tümü ölü hâlde bulunur. Ölü aşılarda embriyo hücresinde ya da hücre kültüründe üretilen hastalık yapıcı etmen kimyasal, ısıl işlem ve radyasyon gibi çeşitli yollarla öldürülür. Hepatit A, grip ve kuduz aşıları en bilindik ölü aşı örnekleridir. Canlı aşılara göre daha güvenlidirler.

Toksoid aşılarda vücutta zehir (toksin) oluşturan hastalık yapıcı etmenlerin zehir etkisi ısıtılarak ya da kimyasal işlemlerden geçirilerek zayıflatılır. Örneğin, tetanos hastalığına karşı bu yöntemle aşı üretilir.

aşı

Aşı Antijenleri Nasıl Üretilir?

Aşı üretmek için ilk olarak hastalık yapıcı etmenin antijeninin üretilmesi gerekir. Günümüzde tavuk embriyosu kullanılarak hastalık yapıcı virüsler üretiliyor. Bu yöntemin üretiminin uzun zaman alması, maliyetinin yüksek olması, alerjik bileşenler içermesi gibi bazı dezavantajları var. Ancak hâlen grip aşısı üretiminde kullanılıyor. Bu zorlukları ortadan kaldırabilmek içinse hücrelerin uygun koşullardaki besi ortamlarında, cam veya plastik kültür tabaklarında büyütüldüğü hücre kültürü teknolojisi yöntemi geliştirildi. Son yıllarda biyoteknolojik yöntemlerle de aşılar üretiliyor. Hem geleneksel hem de biyoteknolojik tekniklerin kullanıldığı aşı geliştirme yöntemi ise kombine aşı olarak isimlendiriliyor.

Okuduğunuz İçin Teşekkürler…

Kaynaklar: 1, 2, 3

Editör: Cansu Köse