Merhabalar! Siz hiç balığa çıktınız mı? Ya da çıkmak istiyor musunuz? Çünkü balığa çıkmanın vazgeçilmez bir hobi haline dönüştüğünü söyleyebilirim. Doğayla iç içe olmak, balığı bekleyişin insana sağladığı terapi niyetine iç huzur, balık tutulduğundaki sevinç ve heyecan dolayısıyla hepsinin birleşimiyle olan mükemmel zaman geçirme.

Hafta sonu planı içinde genellikle kafa dağıtmak için yapılan aktivite harici bir çok kişi geçimini balıkçılık yaparak sağlamaktadır. Uygun hava koşulları, hangi balığın ne zaman ve nasıl tutulacağı, gerekli ekipmanlar vb. gibi birçok değişken işin içine girmektedir. Gelin bu yazımda ilk önce Orhan Veli Kanık’ın balıklar ve deniz üzerine yazdığı şiiri hatırlayalım. Sonra da balıkları tanımaya başlayalım.

Hürriyete Doğru, Orhan Veli Kanık

Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında.
Balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikce
Deniz gelecek eline pul pul;
Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
Şenlikler cümbüşler mi?
Gelin alayları, teller, duvaklar,
Donanmalar mı?
Heeey
Ne duruyorsun be, at kendini denize:
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
Git gidebildiğin yere…

Balık, Balıkçılık ve Dahası - 1 1

Hamsi

Hamsi özellikle Karadeniz”de kış aylarında gırgır adı verilen çevirme ağlarıyla avlanan doğal ürünümüz. Hamsi (Engraulis), genellikle bütün tropik ve subtropik denizlerde yaşayıp kıyı kesimlerinde sürüler oluşturuyorlar. Hatta zaman zaman nehir deltalarında da görülebiliyorlar. Hamsi özellikle Karadeniz ve Azak Denizi”nde bol miktarda bulunan bir balık türü. Minimum avlanma boyu: 9 cm’dir.

Balık, Balıkçılık ve Dahası - 1 2

İstavrit

Sırtı mavimsi yeşil, yanları gümüşi ve karnı beyazdır. Kuyruk yüzgecinin rengi sarıdır. Maksimum uzunluk 60 cm; ortalama uzunluğu 10-50 cm’dir. Eti lezzetlidir. Taze, dondurulmuş, işlenmiş, tuzlanmış ve konserve olarak yenilir.

balık

Kalkan

Vücutları üstten dairevi görünüşlü ve biraz bombelidir. Alt tarafları tamamen düzdür. Derisi pulsuz fakat küçük kemiksi yumrularla kaplıdır. Gözler vücudun sol tarafında bulunur. Sırt yüzgeci gözlerin önünden başlar. Göğüs yüzgeçleri küçüktür. Bütün yüzgeçleri yumuşak ışınlıdır. Ortalama 40–65 cm arasındadırlar. Maksimum 100 cm boya kadar ulaşırlar.

Balık, Balıkçılık ve Dahası - 1 3

Kefal

Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’de sürüler halinde yaşar. Has kefal, sidikli ilarya, altınbaş kefal, mavri gibi adları olan değişik türleri vardır. Ortalama uzunluğu cinsine göre 25 ile 90 cm arasındadır. Ortalama ömrü ise 15 yıldır. Çok zeki, güçlü ve çevik bir balık olan kefalin avı çok zahmetlidir. Oltaya çok zor atlar. En verimli avı, serpme ağla yapılır.

Balık, Balıkçılık ve Dahası - 1 4

Levrek

Levrek, Moronidae familyasını oluşturan ılık ve soğuk denizlerde yaşayan balık türleri. Vücudu fusiform şeklinde ve derisi iri pullarla örtülü, sırtı kurşuni, karnı gümüşi renktedir. Küçük siyah benekli olduğundan alabalığı andırır. Genç levreklerin sırtları siyah benekli, erginlerin sırtları ise beneksiz veya koyu renktedir. Boyları 40-100 cm arasında değişir. Genellikle ağırlıkları 8–10 kg’dır.15 kg”a kadar çıktığı görülmüştür. Eti yağsız ve çok lezzetlidir. Taze olarak yenir. Türkiye kıyılarında Karadeniz, Marmara ve Akdeniz’de bulunur. Her mevsimde, genellikle de mayıs ortalarından kasım sonuna kadar avlanır. Sonbahar ayları sırasında ırmak ağızlarında üremeye başladıklarında sürüler halinde toplanırlar.

Balık, Balıkçılık ve Dahası - 1 5

Lüfer

Türkiye’deki suların ve İstanbul’un deyim yerindeyse en özel balığıdır. Boğaz sularının sultanı olarak adlandırılan lüfer, vaktinde avlamak için uğruna gümüş zoka döktürülmüş, edebiyatımıza girmiş çok renkli bir balıktır. Önemli edebiyatçılarımızın lüferle ilgili ya önemli bir anısı ya da lüferi yazmışlıkları vardır.

Çok keskin dişlere sahip olan lüfer yırtıcı ve yamyam bir balıktır. Ustura gibi dişleriyle hemcinsleri dahil bütün balıkları büyük bir iştahla saldırarak yer. Yaz aylarında Ege’den Marmara’ya, İstanbul Boğazı üzerinden Karadeniz’e çıkan lüfer sürüleri yumurta bıraktıktan sonra soğuk sularda kendini toplayarak yağ tutar. Eylül ayının ortasından itibaren de yağlanmış ve beslenmiş olarak yeniden İstanbul Boğazı’na girer.

Eski İstanbul’un en renkli kahramanlarından lüferin çocukluğundan iri yarı olmuşuna kadarki her halinin ayrı bir ismi vardır. Lüfer en küçüğünden en büyüğüne şöyle sıralanır ve adlandırılır: Defneyaprağı, çinokop, kaba çinokop, sarıkanat, lüfer ,kaba lüfer ve kofana.

Balık, Balıkçılık ve Dahası - 1 6

Kaynakça: 1

Editör: Berfincan Doğan