Bugün School of Life adlı eğitim şirketinin “Who Am I” isimli videosu hakkında konuşmak istiyorum sizlerle. Şahsi kimlik sorgulaması üzerine yapılmış en iyi çalışma olduğunu düşünüyorum. Videonun içeriği, kimlik değerlendirmeleri hakkında kendi bakış açımla neredeyse aynı olduğundan direkt videonun izlediği seyirle ve ortak bir fikirle anlatacağım.

Öncelikle videoyla beraber karşımıza ilk şöyle bir soru çıkıyor: Zaman geçtikçe deneyimlerimiz, öğrendiklerimiz arttıkça değişen görüşlerimizle bizi 20’li yaşlarımızda gençliğimizde bizi biz yapan şeyle, yaşlandığımızda gördüklerimizle değişen her şeyle, 65 yaşındaki halimizdeki biz aynı kişi miyiz? 40 sene önceki biz ile hala o kişinin biz olduğunu iddia edebilir miyiz? İlk sorgulama burada başlıyor. Buradaki değişimlerle aynı insan olmadığımız kanısına varırsak şayet o zaman bizi biz yapan şey, görünüşümüzden yani fiziksellikten mi gelir? Nitekim burada aynı olan şey, göründüğü üzere ortak bir bedende bulunma durumumuzdur.

Sorgulamanın devamında ortak bedendeki değişimlerimiz bizi değiştiriyor mu sorusu çıkıyor elbette. Saçımızı boyatırsak veya bedensel bir uzvumuzu kaybedersek hala aynı insan olmaya devam eder miyiz sorusuna “hayır” cevabını verebilecek kimse yoktur öyle değil mi? Öyleyse, bize ait tüm fiziksel özelliklerimizi kaybettiğimizde sadece bir şeyi seçme imkanımız olsa beyin dışında verebilecek pek bir cevabımız yok gibi görünüyor. Bu iki çelişen düşünceyle neden hala cevap olarak “beyin” diyoruz peki? İşte burada işler bir tık daha karışıyor. Bizi özümüze yakın hissettiren en yakın şey beynimiz ise bunun yarattığı birkaç soruya kafa yormamız gerek şimdi de.

Ben Karmaşası:Şahsi Kimlik Nasıl Değerlendirilmeli? 1

Beynimizde birkaç hasar yaşandığını düşünelim şimdi. Kafamıza aldığımız bir darbeyle yapabildiğimiz bir yeteneğimizi kaybediyor olsak hala biz olmaya devam eder miyiz? Kesinlikle ederiz. Demek ki yapabildiğimiz birkaç şeyi yapamıyor olma durumumuz da şahsi kimliğimizi asıl etkileyen durum değilmiş. Peki, ya yaşadığımız anılarımızı kaybetsek? İşte burada kaybettiğimiz anılar devreye giriyor ve bizi ilk soruya geri getiriyor. Yaşadığımız deneyimlerimiz bizi değiştiriyorsa anılarımızı kaybettiğimizde de bizi hayatta yönlendiren olguların değiştirme süreci de farklılaşıyor olacak. İşte video burada bize “karakter” kavramımızı çıkarıyor. Çünkü, anılarımızı unutsak dahi yapılan hatırlatmalarla verdiğimiz kararlar yine bizi aynı kişi olduğumuz fikrine çıkarıyor olacak. Ama, bu ancak zevklerimiz ve hislerimizin hala bize ait olmasına yani “karakter” kavramına sahip olmaya devam etmemizle oluşuyor. İşte burada John Locke teorisini soruyor bizlere…

Ben Karmaşası:Şahsi Kimlik Nasıl Değerlendirilmeli? 2

Şahsi Kimlik ve John Locke Teorisi

John Locke teorisine göre iki soru var karşımızda: Bir şeyi hatırlamak ama tamamen farklı hislerle mi değerlendirmek isterdiniz yoksa aynı his ve düşüncelere sahip olup sadece olayları hatırlamamayı mı? Çoğumuz ikinciyi seçer gibi gözüküyor değil mi? Yani, bizi biz yapan şeyler beğenilerimiz ve görüşlerimizden geliyor. Benliğimiz, fikirlerimizden ve sevdiklerimizden oluşuyorsa ölmek tam olarak nedir ki? Şahsi kimlik, anıların devamını getirmemize ya da bedenimizin canlılığına bağlı değilse aslında ölmek ya da ölmemek arasında nasıl bir fark var? Nitekim biz fiziksel olarak var olmasak dahi yaşam boyu tutunduğumuz değerlerimiz hala devam ediyor olmayacak mı? Yaşamak ve ölmek arasında hakikaten bir fark var mı?

Bugün bu muazzam videodaki anlatımı sizlerle paylaşmak istedim, güzel okuyucularım. Her zaman olduğu gibi yine konu hakkındaki yorumlarınızı dinlemeyi bekliyor olacağım.Alakalı olduğunu düşündüğüm http://35.180.221.225/aynadaki-ben-miyim-dismorfofobi/ yazısını da inceleyebilirsiniz.

Güzel bir hafta dilerim.

Kaynakça: Düşünbil Dergisi, https://www.youtube.com/watch?v=lLI-bYrXGbQ