Benliğini Yaşa!

Gerçekten kendimiz gibi mi  yaşıyoruz?

Herkesin kendisi için kurduğu hayalleri, birtakım tahayyülleri vardır. Bu akademik anlamda bir başarı hedefi veya edinmek istediğimiz bir alışkanlık olabilir. Hayatımızın akışına göre uzar gider bu örnekler. Burada bahsettiğim hayaller yalnızca büyük çaplı olanlar değil, günlük hayatın akışında belirlediğimiz ufak planlar da buna dahil. Peki hayata dair bu beklentiler nasıl şekilleniyor gerçekten? Bunların oluşumunda ne kadar söz sahibiyiz diye sorsam çok mu tuhaf kaçar?
benlik

Çevreniz Sandığınızdan Daha Etkili!

Elbette ilk akla gelen bunların oluşumunda benliğimizin ve hayat anlayışımızın söz sahibi olduğudur. Ancak göz ardı ettiğimiz unsurlar var: Çevremiz, bulunduğumuz ortam. Bunlar da bilmediğimiz, şaşırtıcı şeyler değil tabii ki, yalnız şu var ki bunların etkisi sandığımızdan çok daha büyük olabilir. En  özgün olduğumuzu düşündüğümüz yerde, kafamızın içinde bile aslında o kadar özgür değiliz. Çünkü derinlerde bir yerlerde bu unsurların üzerimizde oluşturmuş olduğu etki var ve bu bizi yönlendiriyor. Bilinçaltımıza işlemiş diyebilirim. “İnsan en yakınındaki beş kişinin ortalamasıdır.” diye bir söz duymuştum, işte ben de tam bundan söz ediyorum. Biz kendimiz olarak var olmaya çalışırken ister istemez çevremiz bizi etkiliyor ve biz bu etkinin bizi değiştirdiği halle yaşamaya devam ediyoruz. Çevreyle iletişime geçince oradan mutlaka kendimize bir şey bulaştırtıyoruz, aslında buna iletişimin ve medeni hayatın bedeli diyebiliriz. Tabii bunu yalnızca bedel açısından ele alamayız çünkü çevre ve dış dünya aynı zamanda bize bir şeyler katar ve gelişmemize kesinlikle yardımcı olur. İşin bedel-ödül kısmını ayırt etmek size düşüyor yani ama ben burada bedel kısmındayım :).
benlik

Seçiminizi İyi Yapın!

Çevremizi dikkatle oluşturmak, hayatımıza alacağımız insanları özenle seçmek de böylece sandığımızdan daha mühim birer mesele haline geliyor. Yaşayacağımız anlık eğlenceler veya günü geçirme maksadı insanları hayatımızın tam ortasına almak için yeterli sebepler olmamalı. Bunlar ancak günü kurtarmaya yarar, ancak geniş vadede düşündüğünüzde ve tüm resmi gördüğünüzde bunun size nasıl etki edeceğini görmelisiniz. İnsanlar birbirine benzedikleri için mi bir araya gelir yoksa birlikte zaman geçirdikçe mi birbirlerine benzerler? İki ihtimalde de haklılık payı olduğunu söyleyebiliriz tabii ama ikinci ihtimal tamamen haklı olabileceği de korkutucu bir gerçek. Yani etrafımızdaki insanlarla karşılıklı olarak birbirimizi değiştiriyoruz aslında, bu yüzden kimle etkileşime geçeceğinizi iyi seçin çünkü siz de o insana az da olsa benzeyeceksiniz :). Bunu yapmak her zaman kolay olamayabilir biliyorum, çünkü hayat hepimizi bir şekilde sürüklüyor ve etrafımızda olanları kontrol edemiyoruz bazen. Bu etkileşim&değişim süreci siz farkına varmadan işler ve bir bakmışsınız ipler elinizden kaymış ve siz var olduğunuz duruma alışmışsınızdır bile.
benlik

Son Olarak;

Bu yüzden kendi benliğimizi koruma ve ancak olumlu yönde değiştirme konusunda hep tetikte olmalıyız, bu konuda ısrarcı olmalıyız. İlham aldıklarınız, etkilendikleriniz de olacak tabii ama ilham alırken kendi benliğinize sağdık kalmayı ihmal etmemek ve aradaki o ince çizgiyi korumak önemli. Benimsemeye devam ettiğiniz olguları, edindiğiniz alışkanlıkları hep bu süzgeçten geçirmelisiniz. Unutmayın kendiniz olurken bulunabileceğiniz en kötü durum bile başkasının rotasında attığınız en iyi adımdan iyidir. Sıfır asimileli  günler dilerim!
Bilgiyi Yay!