Ülkelere İlham Veren Kitap: Beyaz Zambaklar Ülkesinde | KreatifBiri

Ülkelere İlham Veren Kitap: Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Grigoriy Petrov’un kaleme aldığı “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” kitabı, bazı ülkeler için bir kitaptan daha fazlasını ifade ediyor. Finlandiya’nın bağımsızlığa kavuşmasının ardından, Fin halkının, ülkesi için yaptıkları çalışmaları Petrov’u etkilediği kadar Bulgarları, Sırpları ve Türkleri’de oldukça etkiliyor. Öyle ki kitabı okuyan Atatürk, kitabın Bulgarca’dan, Türkçe’ye çevirilmesini ve askeri okullarda zorunlu ders kitabı şeklinde okutulmasının emrini veriyor. Bu kitabın Atatürk’ün eline nasıl geçtiği bilinmemektedir. Fakat Petrov kadar, Atatürk’ün de bu mücadeleden etkilendiği aşikardır. Kitabı daha iyi anlayabilmek için Petrov’un hayatını ve Fin halkının bu sürece gelişini incelemek gerekir.

Grigoriy Spiridonoviç Petrov

Grigoriy Spiridonoviç Petrov

26 Ocak 1866 yılında, Petersbug’a bağlı Yamburg kasabasında dünyaya geldi. Orta sınıf bir aileye sahip olan Petrov, eğitimine Narva Lisesi’nde başladı. Ailesi ile Petersburg’a yerleştikten sonra eğitimine ruhban okulunda devam etti. 1891 yılında ilahiyat akademisini bitirerek papaz oldu. Papazlık mesleği yerine eğitmen olarak devam etmeyi seçti. Başlarda Petersburg’daki birkaç lisede konferans verdi. Sahip olduğu hitap yeteneği, konuşması ve açık fikirleriyle halkı etkiledi ve adı tüm başkentte duyulmaya başladı. Hatta başkentle sınırlı kalmayarak, kilisenin kulağına kadar gitti. Kilise, Petrov’un alışılmışın dışında ve farklı vaazlarında hoşnut değildi. 1903 yılında verdiği konferanslara özel sansür getirildi. Bunun üzerine Petrov, bütün eğitim kurumlarındaki ve kilisedeki görevinden ayrılarak çalışmalarına devam etti. 1908 yılında papazlık ünvanı kilise tarafından elinden alındı.

1898 yılında ilk kitabı olan “Hayatın Temeli Olarak Kutsal Kitaplar” yayınlandı. Maksim Gorki bu kitap ile ilgili olan hayranlığını Çehov’a yazdığı mektuplarda dile getirmiştir. Bu kitabı yazdıktan sonra kilise onu rahat bırakmamış ve 1907 yılında 3 aylığına sürgüne göndermiştir. Bu baskılar devam etmesi üzerine Petrov 1908 yılında sürekli yer değiştirmek durumunda kalmış, bu süre boyunca Finlandiya’nın her yerini gezmiştir. Orada çeşitli konferanslar vermiş, halkın bu çalışmalarına hayran kalmış ve Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabını yazmaya karar vermiştir. 1923 yılında tamamlanmasının hemen ardından Sırpça çevirisi yayınlanmıştır. Bulgarca baskısı için yapılan çalışmalar sırasında Petrov ağır bir hastalığa yakalanmıştır. Fransa’da tedavi için yattığı klinikte 18 Haziran 1925 günü hayata gözlerini yummuştur.

Finlandiya ve Fin Halkı

1200’lü yıllardan 1809 yılına kadar tam 6 yıl İsveç yönetiminde olan Finlandiya, bu süre zarfında İsveç’in bir parçası gibi yaşadı. Resmi dil İsveççeydi ve İsveç kanunları geçerliydi. Fince halk dili olarak geçiyordu. 1809 yılında Rusya’nın egemenliğine geçen Finler özel yasalarla yönetilen büyük prenslik statüsü kazandı. Ülkenin kendi yasama ve yürütme organları vardı. Sosyal ve ekonomik konulardaki kanunlar için karar alma yetkisine sahip oldular. Her ne kadar özgürlük elde etmiş gibi gözükseler de dışarıdan bakıldığında, bu seferde Rusya’nın bir parçası gibi gözüküyorlardı. Finler bunca yıldır kendilerini İsveç vatandaşı gibi hissetmemişlerdi. Bundan sonra da Rus vatandaşı gibi hissedemezlerdi. Bu his onları “Birinci Milli Uyanış” hareketine sürükledi.

finlandiya beyaz zambaklar ülkesi ile ilgili görsel sonucu

Birinci Milli Uyanış hareketinin önde gelen temsilcilerinden bazıları devlet tarafından eğitim verdikleri Turku Üniversitesi’nden atılmasının ardından, bu temsilcilerin öğrencileri tarafından “İkinci Milli Uyanış” hareketi ile temsilcilerin çalışmaları devam ettirilmiştir. İkinci Milli Uyanış hareketinin öncülerinden olan Johan Vilhelm Snelman kitabın önemli kahramanlarındandır. Kitabı okurken Snelman’ın içerisinde Petrov izlerine rastlayabilirsiniz. Bu izler Petrov’un bu kurtuluşa hayranlığının bir göstergesidir. İkinci Milli Uyanış ile Fin halkı sosyal,ekonomik,hak ve özgürlüklerini belirleyen sistemleri oluşturarak kendi benliklerine kavuşmuşlardır. Bu kavuşma hikayesi 29 Ekim 1923 yılında kurulan ülkemiz için bir ilham kaynağı olmuştur. Kitabı her okuduğunuz an Atatürk’ün gerçekleştirdiği ilke ve inkılaplardan izler bulacaksınız. Atatürk’ün bu ilke ve inkılapları hazırlarken bu kitaptan ilham aldığı aşikardır.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

beyaz zambaklar ülkesi ile ilgili görsel sonucu

13 bölümden oluşan kitapta, Fin halkının ülkelerini refah seviyesine ulaştırmak için yaptığı çalışmaları anlatmaktadır. Kitabın ilk bölümünün adı, “Mene, Tekel, Peres”. Anlamsız gibi gözüken aslında anlatmak istedikleri çok büyük olan bu üç kelime, Babil’in son hükümdarı Kral Baltazar’ın duvarında alev saçarak aniden ortaya çıkmış 3 kelimedir. Bu 3 kelime Kral Baltazar’ın sonunun geldiğini anlatır. Yani kitap bu kelimeleri kullanarak bize bireysel değil, toplumsal olarak düşünmemizi söylüyor. Devletinin temellerini sağlamlaştırmayan ve kültürel değerlerini korumayan milletlerin sonlarının gelebileceğini işaret ediyor.

Kitaba göre devletin temellerini sağlamlaştıran da yerle bir eden de yönetim ile halk ilişkisidir. Petrov, bu ilişkiyi şu cümleler ile oldukça iyi açıklıyor.

Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hakim olan ruh halidir.

Fin halkı uzun süre İsveç himayesi altında kaldığı için kendi edebiyat eserleri, müzikleri asimile olmuş durumdaydı. Bir milleti millet yapan kendi kültürel değerleri olduğunun farkında olan halk bunlar için çeşitli çalışmalar yapmıştır. Bunlar ayrıntılı bir şekilde kitapta anlatılmaktadır. Fakat Finlerin eğitime verdiği önemi sanat üzerinde mesaj şeklinde vermesi Petrov’un dikkatinden kaçmamış. Aksel Gallen’in İlk Ders adlı eserinden örnek veren Petrov, bize Fin eğitim sisteminin ne kadar sağlam temeller üzerine kurulduğunu göstermiştir. Resim bir fakir balıkçı evinde geçmektedir. Resim içinde bir yaşlı adam vardır. Bu adam balıkçı ağı örüyor ve yanına koyduğu kitabı okuyor. Karşından 7-8 yaşlarında bir minik çocuk, okumayı yeni sökmüş olacak ki dedesine az takılsa da kitap okumaya çalışıyor.

Snelman’dan Etkilenen Fin Halkı

Johan Vilhelm Snelman

Johan Vilhelm Snelman

Kitaptaki diğer bölümlerde ise Snelman’ın yaptığı konuşmalardan etkilenen halkın ülkesi için yaptığı çalışmaları anlatıyor. Bir bölüm içinde yaşanmış 2 ya da 3 olay var. Fakar olayların birbiriyle çokta bağlantısı yok. Sadece ortak bir amacı var, Fin halkını daha iyi bir yere getirmek. Bazen bir olayın ne zaman bittiğini diğerine nasıl geçildiğini ilişkilendirmek zor oluyor. Fakat olaylar, bir muhabbet sırasında anlatılmış bir üslup ile ilerlediği için sizi oldukça sarıyor.

Hikayelerden birinde Yarvinen’in kendi alanında kral olmasının hikayesini anlatıyor. Snelman’ın konuşmalarından etkilenen Yarvinen ve arkadaşları yaptıkları mesleğin kralı olmaya karar verirler. Bunun için çalışmalar yaparlar. Önce şeker üretmeye başlayan Yarvinen daha sonra reçel üretmeye devam eder. Arkadaşları da ayakkabı ve yumurta üretimde aynı şekilde başarılı olurlar. Bu üç arkadaş isimlerini Finlandiya’ya duyurmakla kalmaz, tüm dünyaya ihracat yapmaya başlarlar. Yarvinen ve arkadaşlarının yaptıkları çalışmalar için Snelman şu sözleri söylemiştir:

Bu tür mucizevi dönüşümün her bir ülkede ve vilayette hatta en ücra yerlerde dahi yaşanması mümkündür. Sadece sihirli ellere,ileri görüşlü,büyük yürekli insanlara, yorulmadan çalışan kültür emekçilerine ihtiyaç var.

Kitabı okudukça Petrov’un bu kadar ayrıntıyı nereden bildiğini sorgulama ihtiyacı hissediyorsunuz. Yarvinen kimdir? Snelman’ın konuşmalarını Petrov bu kadar net nasıl biliyordu? Sonuçta olayların yaşandığı tarih ile kitabın yazıldığı tarih arasında yaklaşık 10 yıl var. Kitaba bu açıdan bakmaktansa olayların anlatmak istediğini özümsemek, kitabı anlamak için daha kolay olacaktır. Her bölümünde değindiği konularla ufkunuzu açan bu kitabı bir çırpıda bitirecek ve daha önceden sorguladığınız bir çok konu için yanıtlar bulacaksınız. Petrov’un hepimize ilham vermesi dileğiyle.

Bilgiyi Yay
Written by Ecem Bölük
22 yaşında bir Bilgisayar Mühendisi. Okumaya, yazmaya ve kodlamaya delicesine bağlı kreatif biri.

Leave a Reply