Beynimizin Davranış Simülasyonu: Ayna Nöronlar | KreatifBiri

Beynimizin Davranış Simülasyonu: Ayna Nöronlar

Empati yapmayı nereden öğrendik? Ayna nöronların düşünceyi okuyabilme potansiyeli ne durumda? Esnemek neden bulaşıcıdır? Peki gülmek de bulaşıcı mıdır? Dokunma reseptörleri, ayna nöron sinyallerine nasıl tepki veriyor?

Yeteri kadar teknolojik olması şartıyla, bir çift gözlük takarak sanal gerçeklik dünyasına merhaba dediğimiz bu çağda; sizi frontal lobumuzdaki simülasyon gücünü keşfetmeye davet ediyorum.

Ayna Nöronların Çalışma Mekanizması

Ayna nöronlar, motor nöronların %20’sini oluşturur. Beynimizin frontal lobunda yoğun olmakla birlikte, yapılan son çalışmalarda beynin farklı bölgelerinde de tespit edildi.

Motor nöronlar bir hareketin uygulama sürecinde işlev görmekte. Örneğin bisiklet sürerken duyularımızla birlikte birden fazla motor becerimizi de kullanıyoruz.

Ayna nöronlar ise gözlemleme ve gelen verileri uygulama sürecindeymiş gibi beyni uyarmakla görevli. Burada sadece bisiklet kullanan birisini gördüğümüzde dahi beyniniz sanki siz kullanıyormuşsunuz gibi sinyaller verir. Hayatta hiçbir şeyi hafife almamamız gerektiği gibi lütfen bu sinyalleri de hafife almayınız 🙂 Çünkü Ayna Nöronların bu şekilde çalışma prensibi, taklit ederek öğrenme yeteneğini sağlıyor.


“Ayna nöronlar, bilim dünyası için DNA’nın keşfinden daha önemli bir aşamadır”


V.S.Ramachandran

Empatinin Nörobiyolojik Tanımı: Ayna Nöronlar

Kompleks bir hareketi taklit etmek, karşımızdakinin bakış açısına adapte olmamızı gerektirir. Öyle ki araştırmacılar ayna nöronları, empatinin nörobiyolojik tanımı olarak görüyor. Esnemenin ve gülmenin bulaşıcı olması da ayna nöronların işlevi olarak açıklanıyor.

Yani diyebilir miyiz ki; “gülümseyen biri karşısında, kaşları çatık biri duruyorsa; arkanızı dönüp uzaklaşabilirsiniz, onun savaşı kendisiyle” evet diyebiliriz. Çünkü ciddiyet, prensiplerle olur asık bir yüz ifadesiyle değil. Bu sosyal mesajı da verdikten sonra ayna nöron ile dokunma duyumuz arasındaki bağlantıya da bakalım.

Dokunma Reseptörleri Ve Ayna Nöron Sinyalleri

Ayna nöronlar dokunma duyusu için de çalışıyor. Ancak birinin koluna dokunulduğunu gördüğünüzde size tam anlamıyla dokunulduğunu hissetmezsiniz. Bu derideki reseptörler nedeniyledir, beyne “sakin ol, endişe etme, bize dokunmuyor” mesajını gönderir. Bu geri bildirim sinyali, ayna nöron sinyalini veto eder. Bilinçli dokunma hissi yaşamayız.

Ancak kolumuz tıbbi yöntemlerle uyuşturulursa, karşımızdaki kişinin koluna dokunulduğunu bilincimizde tam anlamıyla deneyimleriz. Çünkü uyuşturulan kolumuzdaki reseptörler beynimize “rahat ol, bize dokunmuyor” sinyalini gönderemeyecek, ayna nöron sinyallerini veto edemeyecektir.

Aynı durum Hayalet Uzuv Sendromu yaşayan insanlarda da görülür. Bir organlarını bir şekilde kaybetmiş insanlar, gözlemledikleri hareketi bilinçlerinde deneyimlerler.

Ayna nöronların dokunma duyusuyla ilişkilendirdiğimiz bu özellikleri fizik tedavi yöntemlerinde de kullanılıyor.

Ayna Nöronların Düşünceyi Okuyabilme Potansiyeli

Bazı araştırmacılar bizi karşımızdaki kişiyle ayıran tek bariyer derimizdir diyor. Yani bizim bilincimizle, başka birinin bilinci arasında gerçek bir ayrılık olmadığı görüşündeler. Etrafımız birbiriyle konuşan nöron ağı zincirleriyle dolu. Ayna nöronlarımız farklı simülasyon dünyasının bir parçası. Düşünceyi okuyabilme, davranışı yorumlayabilme ve bazı olayları otomatik fark edebilme; ayna nöronlarımızı bol bol çalıştırabilmemize bağlı aslında. İyi bir gözlemci olunuz, empati yeteneğinizi sürekli besleyiniz.

Ayna Nöron Sisteminde Bazı Aksaklıklar

Ayna nöron sistemindeki bir bozukluk, duyguları ifade güçlüğüne neden olabiliyor. Araştırmacılar Aleksitimik bireylerde ağrı ve empati ölçeği skorlarının düşük olduğunu ortaya koydu. Yapılan çalışmalar, frontal hasarın kendi ve başkasının yaklaşımını anlama becerilerinde ve bilişsel esneklikte azalmaya neden olduğunu gösteriyor.

Ayna Nöronlara “Gülse Birsel Bakış Açısı”

Bu yazının ön araştırmasını yaparken Gülse Birsel’in “Hala Ciddiyim” kitabını okumaktaydım. Sizi bilmiyorum ama ben, hayatın her şeye rağmen güzel tesadüflerle dolu olduğuna inanıyorum. İdealist ve başarılı bir insan olarak tanımladığım Gülse Birsel’in kitabını okuduğum bölümünde, farkında olarak ya da olmayarak bilemiyoruz :), ayna nöronların maymunlar üzerindeki etkisine örnek verdiğini fark ettim. Ayna nöronların, İtalya Parma Üniversitesi’nde maymunlar üzerinde bir araştırma sırasında keşfedildiğini hatırlatıyor ve bahsettiğim alıntıyı buraya bırakıyorum.

         

MAYMUNLARDAN KORKUN

Maymunlara büyük haksızlık ediliyor kanımca.

“Ay maymun olduk valla”, “Maymun suratlı çirkin şey” falan. Kediye köpeğe hiç böyle değiliz.

Sizce ne var bu düşmanlığın altında?

Maymunun biliyorsunuz karşısına geçtiğinizde, hayvan sen ne yaparsan aynısını yapıyor. Elma soy, kafanı kaşı, kulaklarını tut aynısı.

Bununla ilgili bir korkumuz olabilir mi?

Kısacık bir eğitimle maymun bizim yaptığımız her şeyi niye yapmasın? Bir kere seyrettiğini bir daha unutmuyor hayvan, çok korkutucu.

Diyelim ki saldık hayvanları, aramızda kediler köpekler gibi yaşıyorlar.

Ne olacak?

“Patron, ben senin gelecek senenin bütçesini pazartesi çıkartsam?”

“Gerek kalmadı zaten, Çita halletti!”

“Çita mı?”

“Evet. Dün seni seyretmiş öğrenmiş. Aynısını yaptı. Biz de zaten haftaya biraz işten çıkarma düşünüyoruz.”

Biteriz hepimiz. Seyrederler, beyin ameliyatı yaparlar, hiç belli olmaz. Ayrıca uzaya giden maymun sayısı, insan sayısından daha fazla. Yani bizden çok daha görgülü bir cins sayılabilirler!

Bence maymunlardan ödümüz patlıyor ama farkında değiliz.

Kaynaklar

Osmangazi Tıp Dergisi/Osmangazi Journal of Medicine, Mayıs/May, 2016;38 (2), 9-17 DOI: http://dx.doi.org/10.20515/otd.33993

Empatinin Biyolojik Yönleri Biological Correlates of Empathy-https://core.ac.uk/download/pdf/27251490.pdf

https://www.ted.com/talks/vs_ramachandran_the_neurons_that_shaped_civilization

●Gülse Birsel, Hala Ciddiyim / Epilson Yayıncılık

Bilgiyi Yay
Written by Tuğçe Çakır
Üniversite öğrencisi. Okur, çizer, düşünür, merak eder cevabını bulana kadar asla pes etmez. Çoğu zaman yazmakla meşguldür, kalemi hiç tükenmeyenlerden :)

Leave a Reply