Beyrut: Ortadoğu’nun Tarihi Parisi

Ortadoğu’nun incisi, eğlencenin başkenti, Lübnan’daki iç savaşın ortasında, tarihiyle ve bugünüyle parlayan bir şehir… Kültürel yapısının çeşitliliğiyle, doğal ve tarihi güzellikleriyle öne çıkan bir şehir Beyrut. Peki ne için gidilir, nasıl gezilir bu şehirde? Şehir, tarihinde ve bugününde ne barındırıyor?

beyrut

Ne Yenir, Ne İçilir, Hayat Nasıl Akar?

Akdeniz’e kıyısı olan bu ortadoğu şehrinin yemek kültürü, bizimkinden çok farklı değil aslında. Bizim coğrafyamızdaki Hatay’a benzer bir kebap, meze, baharat kültürü var. Kendinizi, sabah kahvaltısında baharatlı ve sarımsaklı bir bakliyat yemeğini pitayla yiyip keyif alırken bulabilirsiniz. 🙂 Tavuklu sarımsaklı dürümlerini, ekmek arasına koyup yedikleri künefelerini kulağa ilginç gelse bile denemelisiniz. Ancak bizden oldukça farklı olarak şehirde toplu taşınma bulunmuyor ve bu sebeple oldukça yoğun bir trafik yoğunluğu, korna gürültüsü var. Kareem, Uber, yürüyüş ya da kalabalık dolmuşlar ulaşımda kullanılıyor. Sıcak havanın insanları da bizdeki gibi sıcak ve insan canlısı. Kendinizi kah İzmir’de kah İstanbul’da kah Hatay’da gibi hissederek bu şehrin tadını çıkarabilirsiniz. Eğlence ve gece hayatına da ön yargılı yaklaşmamanızı öneririm, sonuçta Beyrut ortadoğunun Paris’i. Yalnız gidilmemesi gereken tehlikeli yerleri ve ara sokakları öğrenip onlardan kaçınmalısınız. Bunun dışında Downtown, Hamra, Amerikan Üniversitesi çevresi ve deniz kenarını mutlaka görmelisiniz.

Muhammad Al-Amin Camii

Şehrin Mozaik Yapısı, Doğası ve Tarihi

Şehirde çok etkileyici olan faktörlerden bir diğeri, ikisinin de varlığının epey yoğun olduğu Müslüman ve Hristiyan nüfusunun beraberce, bu farklılıklar içinde yaşayabilmesi. Bunu gözlemleyebilmek, hem ezan hem kilise duyabilmek çok güzeldi. Ayrıca eski bir Fransa mandası olan Lübnan’da, şu anda da Fransızca bilen kesim oldukça yaygın. Aynı zamanda şehirde tarihi ve doğal güzellikler de aynı yaygınlıkta bulunuyor. Muhammad Al-Amin Camii’ni, civardaki kiliseleri, Roma Hamamı’nı şehir merkezindeki turunuz esnasında keşfedebilirsiniz. Deniz kenarına indiğinizde ise aşırı berrak bir suyla hatta denize girenlerle karşılaşacaksınız. “Piegon Rocks” denilen kayalıkları görmeli ve şehrin biraz ötesinde bulunan Byblos’u ziyaret etmelisiniz. Özetlemek gerekirse; tarihin, doğanın, zenginliğin, fakirliğin, savaşım, barışın izlerini bulunduran Beyrut’u görmenizi mutlaka öneririm. En keyifli yolculukların sizinle olması dileğimle!

Bilgiyi Yay
Yazar Aslı Zengin
Yeditepe Hukuk 3. sınıf öğrencisi, geleceğin avukat adayı, 20 yaşında, okuma ve gezme tutkunu, hayatı ve kendini çözmeye çalışan birisi

Bir Cevap Yazın