Sırf rahatınız için fiyatına bakmadan aldığınız o konforlu koltuklarınızın, sizi derinden sarsacak, kalbinize, vicdanınıza en önemlisi ruhunuza hükmedecek bir film anlatımından sonra aslında o kadar da rahat olmadığını anlayacaksınız.

Bu bir film önerisi değil, üstünkörü anlatmanın imkansız olduğu derin bir yaranın izlenimleri…

İlkokulda matematik hocanız kim ise ‘’Bir artı birin bir olduğunu size öğretmediğine eminiz’’. Ama öyle… 1+1=1 (!)

Bir Artı Bir, Bir Eder mi?

Incendies (İçimdeki Yangın)

Kore yapımı bir film olan ‘’INCENDIES’’, Lübnan savaşının insanlarda açtığı yaraları konu almaktadır. Devrin zalimleri ellerinde figürler ile gölge oyunu oynatırken rollerinden gayet memnun olan figüranlar sonları geldiğinde bile oyunlarını sürdürmüştür. Ta ki perde kapatılana kadar. Elbet onlarda haklıdır, yönetilmek varoluş temellerinde vardır. Öyle ki güç kimde ise o yönetsin, o yönlendirsin isterler. Sonuçta burası ‘’Haklı olanın güçlü olduğu değil de güçlü olanın haklı olduğu bir dünya.

Filmin baş karakteri olan Naval Marvan Kanada’da yaşayan bir Hristiyan Arap’tır. Devrin siyasi ve ideolojik olaylarından bir hayli etkilenmiştir. Öyle ki Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında gerçekleşen Lübnan savaşında arafı yaşamış kimselerdendir. Yaşadıkları onu öldürmemişken havuz kenarında gördüğü bir şey karşısında kitlenip hastaneye kaldırılmıştır. Onu derinden etkileyen bu olay sonrası ise dostu olan notere iki mektup bırakıp ardından hayatını kaybetmiştir.

İki Mektup, İki Ayrı Olay, Bir Kişi

Naval Marvan biri kız diğeri erkek olan ikiz çocuklarına iki ayrı zarfta mektup bırakır. Kızına bıraktığı zarfı ‘babalarına’, oğluna bıraktığı zarfı ise ‘ağabeylerine’ iletmelerini ister. Kızı annesinin vasiyetini yerine getirir ve Ortadoğu’da araştırma yapmaya başlar. Araştırmaları sonucunda annelerinin geçmişte bir genç ile beraberlik yaşaması sonucu hamile kaldığını ve dayılarının bu genci öldürdüğünü öğrenir. Bebek anneannesi tarafından yetimhaneye verilir. Ancak anneannesi ilerde annesi onu aradığında bulabilsin diye bebeğin ayağına özel bir dövme yaptırır.

Dört yıl sonra ülkede çıkan savaştan faydalanıp kaçan Naval oğlunun verildiği yetimhaneyi arar. Ancak aradığı yer artık bir toprak yığınından ibarettir. Savaş yanlıları burayı da yıkıp yakmıştır. Naval bu olaydan sonra olayların başını çeken Hristiyan lideri öldürür ve hapse girer. 15 yıl boyunca işbirlikçilerini itiraf etmesi için çeşitli işkencelere maruz kalır ancak tek kelime etmez. Daha sonra ülkenin en zalimlerinden olan Ebu Tarık gelir, defalarca ırzına geçer konuşturmaya çalışır ancak nafile, Naval konuşmaya niyetli değildir. Naval Ebu Tarık’tan hamile kalır ve istemeyerek bu zalimin çocuklarını doğurur. Bu çocuklar ikizlerdir.

Bir Artı Bir, Bir Eder mi?

Babalarının kim olduğunu acı bir şekilde öğrenen çocuklar için sıra ağabeylerini bulmaya gelir. Bu görev Naval’ın oğluna aittir. Lübnan’a gider ve gerçekleri bir bir öğrenir.

Ağabeyinin kaldığı yetimhaneyi bombalayan kişiyi bulur ve burada ki çocukların ne olduğunu sorar. Çocukları birer asker olarak yetiştirip kendi lehine kullanmışlardır. Edindiği bilgiye göre ağabeylerinin adı Nihad’dır. Nihad onlardan biri gibi yetişmiş, savaşlarda cephe almış onlar için savaşmıştır.

Naval havuz kenarında Ebu Tarık’ı görmüştü. Zalim, zorba, işkenceyi eğlenceye çeviren Ebu Tarık’ı ama Naval’ı ne işkenceler öldürdü ne de havuz kenarında gördüğü Ebu Tarık. Onu öldüren Ebu Tarık’ın ayağındaki dövme oldu, oğlu Nihad’a ait olan o dövme. İşte Naval böyle öldü, onun katili gerçekler oldu.

Şimdi tekrar sormak gerekirse; Bir artı bir, bir eder mi?

Zalimler var olduğu sürece evet, eder.

Ellerini kana değdirmeden emir ile yok ettikleri hayatlar karşısında kendilerini olabildiğince masum gösteren diktatörler, kanlı düşünceleri ile yıkıp yaktıkları bu toprakları aralarında paylaşırken halk zulüm ve işkenceye terk edilmiştir. Öyle ya ‘Filler tepişir çimenler ezilir’.