İnsanoğlu bedensel ve zihinsel olarak zarara uğrayabilen bir varlıktır. Kendini koruyabilmenin sınırı onu savunmasız kılmıştır. Bu yüzden hastalık ifadesinin neredeyse insanoğlunun varlığından bu yana dillendirilen bir kavram olduğunu varsayabiliriz. Hastalığın neden oluştuğuna dair birçok batıl inanç geliştirdiler. Gözlemleri sonucunda gelişen durumlar hastalığın birçok farklı nedenden ortaya çıkabildiğini anlamalarını sağladı. Böylece iyileştirme çabaları başlamış oldu. İlkel çağlarda yapılan ameliyat denemeleri insanoğlunun ne kadar aciz bir varlık olduğunu gösteriyordu. İlk doktorların kanamaları durdurma, yaraları iyileştirme, kafatasını delerek tedavi süreçleri yeterince korkutucu yöntemlerle yapılabiliyordu. Gerçekten ameliyat etme kavramı orta çağa kadar şu anda biline ameliyat ifadesinden oldukça uzak şekillerle yapılıyordu. Bir hastayı ameliyat etmek bile bir doktor için yeterince risk taşımasına rağmen, kendi kendini ameliyat etmek epey yürek isteyen bir iş olsa gerek.

ameliyat

Başlıktan da anlaşılacağı üzere cesaretli bir doktorun hikayesini okumak üzeresiniz. Doktor olmak başlı başına cesur bir istek iken, doktorluğu birçok riske rağmen ileri düzeylere çıkarmak takdir edilmesi gereken bir şeydir. Dr. Evan O’Neill Kane, tıp tarihinde adını altın harflerle yazdırtan bir olay gerçekleştirdi. Kendi ameliyatını kendisi gerçekleştirdi. Ameliyat dediğimiz şey hafife alınacak bir olay değildir. Birini ameliyat etmek için yüksek bir konsantrasyon ve iyi bir el işçiliği gerekir. Hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıcı bir etki bırakan ameliyat işlemi ter döktüren bir süreç içerir. Böyle bir vaziyette Dr. Evan O’Neill Kane’nin istekleri oldukça zor gerçekleştirilebilen hedeflerden oluşuyordu. Ama hiçbir zaman imkansız değildi.

Dr. Evan O’Neill Kane yapılacak en zor işlerden biri olan kendi kendini ameliyat ederek imkansız denileni başardı. Kane Summit hastanesinin baş cerrahı olan Kane, operasyon için genel anestezi kullanımı yerine lokal anestezi yaparak ameliyatların yapılabileceğine kanıt göstermek istiyordu. Kane, ilk olarak 1919’de enfeksiyon kapmış olan parmaklarını kendisi kesti. Sonrasında bundan cesaret alan Kane genel anestezinin her daim gerekli olmadığını kanıtlamak ve lokal anestezinin eksiklerini ve artılarını hastanın bakış açısından bakma deneyimi kazanmak adına bir operasyon gerçekleştirdi.

ameliyat

Kane, riskleri göze alarak 15 Şubat 1921’de kendi apandisitini kendi elleriyle yaptığı işlemler sonucunda çıkardı.  “Ameliyat masasında yastıklarla desteklenmiş, bir hemşire görebileceği şekilde başını öne doğru tutarak otururken sakince karnını kesti, dokuları dikkatlice parçalara ayırdı ve içeri girerken kan damarlarını kapattı. Apandisti buldu, The New York Times’ın haberine göre, onu yukarı çekti, kesti ve kütüğü altından büktü.” Kane’nin etrafına aynalarla destek sağlayarak da daha iyi bir görüş açısına sahip olunması sağlanmıştı.

Kane daha sonra tekrardan bir ameliyat gerçekleştirdi. 1932’de Summit hastanesinde, Kane yine lokal anestezi kullanarak kendi kendini ameliyat etti. At sürerken kaza geçiren Kane, lokal anestezi yardımıyla kendini ameliyat ederek kasık fıtığını onarmayı başardı. İlk ameliyatında böylesi bir olaya yalnızca hemşirelerin tanık etmişti. Kasık fıtığı ameliyatında ise basın mensupları da böylesi bir olaya şahit olmuştu. Ameliyat bittikten 36 saat sonra Kane hastanedeki işlerini yapabilecek duruma gelmişti. Amerikalı cerrah Dr. Evan O’Neill Kane 1 Nisan 1932’de zaturre geçirerek hayatını kaybetti.

Kaynak: 1, 2, 3, 4

Editör: Cansu Köse