Bir Dönemin Seri Katili: Radyum 🎙

Radyum, 1898 yılında Fransız fizikçileri Pierre Curie ve eşi Marie Curie tarafından bulunan, 700 °C de eriyen, soğukta suyu ayrıştıran, ışın etkinliği çok olan bir elementtir. Radyumu bulan ikili, radyum için şunları söylemiştir:

En sevdiğimiz şeylerden biri gece çalışma odamıza girmekti. Duvar dibindeki masanın üzerinde duran şişelerden yayılan soluk yeşil parıltıyı görmeye bayılıyorduk. Bu, bizim için yepyeni ve müthiş bir şeydi… Sanki karanlıktaki periler gibiydiler.

Fakat onlar da bilemezdi karanlıktaki bu perilerin o dönem yüzlerce insanın ölümüne sebep olabileceğini. İlk olarak Radyum’dan bahsedeceğim size, daha sonra bir dönemin nasıl felakete dönüştüğünden…

Radyum Nedir?

Radyum

Madam Curie, radyoaktivite üzerine yaptığı çalışmalarla iki Nobel Ödülü kazanan nadide bir insan. Hayatını uranyum ve radyum gibi elementlerle yaptığı deneylerle yaşayan ve radyoaktivitenin sözlük tanımını yapan Polonyalı bir kimyager ve fizikçi. Çalışmalarında kullandığı, uranyum ve radyum birer radyoaktif madde.

Bunları radyoaktif yapan özellikleri ışın yayan maddeler olmaları. Radyoaktif bir madde ışınım olarak alfa, beta ve gama parçacıklarının ya birkaçını ya da hepsini yayma özelliğine sahip olur. Radyum ise yoğun oranda alfa parçacıkları yaymaktadır. Vücuda girdiği zaman bozunuma uğrayıp radon gazına dönüşüyor ve solunum yoluyla atılıyor ama eser miktarda bile olsa vücut içinde kaldığı zaman bütün kemik dokularını alfa parçacıklarıyla tam anlamıyla bombardımana uğratıp, tahrip etme gücüne sahiptir.

Büyük Keşif Nasıl Oldu?

1898 yılında Marie Curie ve eşi Pierre Curie on iki yıllık büyük bir azmin ve sabrın meyvesini görmeyi başardılar. Gecelerini gündüzlerine katarak o dönemde farklı radyoaktif maddeler üzerinde deneyler yapıyorlardı, bu deneylerin ana maddesi bir çeşit uranyum filizi olan uranitti. Bu filizden önceden de radyoaktif olduğunu bildikleri uranyumu izole ettiler, fakat ellerinde kalan madde hâlâ ışınım yapıyordu. Ve bu noktada günümüzün element tablosunu şekillendirecek bir soru ortaya çıktı: Yeni bir element mi? Bulgularını Fransa Bilim akademisine sunmadan önce, Curieler keşiflerinden dolayı büyülenmişlerdi.

Bu öyle bir büyü oldu ki çocukların en sevdikleri oyuncaklarını yanlarından ayırmamaları gibi, Marie Curie de radyum elementiyle çok yakın bir ilişki kurmuştu, gece lambası olarak radyum kullanıyordu ve kollarına takıyordu. Çoğu kimse, bu denli yüksek enerji içeren bir maddenin mutlaka müthiş güçleri olacağında hemfikirdi. Hatta Pierre Curie, koluna 10 saat boyunca bir parça radyum bağladıktan sonra kolunda yanık olduğunu fark edince bu maddenin mutlaka kansere iyi geleceğine kanaat getirmişti.

Fakat öyle olmadı, radyoaktiviteyle iç içe yaşamak Marie Curie’nin kan kanserine yakalanmasına ve 1934 yılında “bilim için ölen kadın” ünvanını almasına sebep oldu.

Radyum Felaketi

Evet, gelelim o dönemdeki bazı çılgınlıklara…

Yeni her zaman dikkat çeker, o dönemin merak konusu da radyum olmuştu. Radyum artık soğuk algınlığı ilaçlarında, çocuk oyuncaklarında, diş macunlarında, hatta içme sularında bile kullanılıyordu.

Radyum

 

Firmaların satışta en çok kullandığı sloganlar:

  • “Sağlık Kaynağı”,
  • “Ölümden Başka Her Derde Deva”,
  • “Yaşayan Ölüleri Bile Diriltir” ve
  • “Ebedi Işıma” gibi beylik laflar oldu. Radyumun, tehlikelerinden bahsedilmesi bir yana, Amerika’da yeni bir market haline getirildi. Radyum’un adı artık UNDARK‘tı.

Bu firmaların iddiasına göre radyum siyatiğe, lumbagoya, gut hastalığına, romatizmaya, hipertansiyona, kansere, körlüğe…. Kısaca aklınıza ne gelirse, tüm hastalıklara iyi geliyordu.Radyum içeren su damacanaları şifa niyetine evlere girdi, kaplıcalarda radyum tuzu kullanılmaya başladı. Radyum içeren “parıldayan dişler” sloganıyla piyasaya sürülen diş macunları üretildi. Sektör o kadar canlı bir hal almıştı ki radyum içeren ne varsa binlerce satıyor ve firmalar talebe yetişemiyordu.

Fosforlu Kızlar

Radyum

1917-1926 yılları arasında Amerika, New Jersey’de bir fabrikada, Undark isimli boyalarla üretilen saatlerin yüzeylerini parlatmaları için kasabalı genç kadınlar işe alındı. Saatlerin parlatılmasının amacı, Amerikan askerlerinin geceleri de saati görebilmeleri içindi. Ve kızların saatleri parlatırken kullanacakları madde, tabi ki o dönemin popüler elementi radyumdu.

Waterbury Saat Fabrikası’nda çalışan yirmili yaşlardaki bu kızlar tadı ve kokusu olmayan radyum boyasını saat kadranındaki rakamlara süreceklerdi ama müşterilerine birinci sınıf kalite sunmak isteyen şirket, kızlardan radyumlu fırçalarını ağzıyla sivriltip öyle kullanmalarını istiyordu.

Günde 250 kadran parlatan kızlar, zararsız olduğu söylenen radyumlu fırçaların ucunu her kullanımda dudaklarıyla sivrilttikten sonra sürüyorlardı. Genç kızlar da söylenenleri harfiyen yerine getirdiler, ne de olsa ücreti de fena sayılmazdı, haftada 40 saat için o dönemin parasıyla 18 dolarlık bir kazançları vardı; ve bilmeden yuttukları radyum miktarı ne kadar fazla olursa, o kadar ekstra para kazandılar.

O dönemde böyle bir fabrikada çalışmak da büyük avantajdı, çünkü mesai bitiminde bu olağanüstü boyayı saçlarına, tırnaklarına ve dişlerine sürme avantajı yakalıyorlardı. Daha ışıltılı, daha güzel olmak için…

Kadın işçiler radyumu yutarak, saçlarına, dudaklarına sürerek çalıştı. Bilim insanları ve patronlarsa, fabrikada gezerken kurşundan maske ve mandallar kullandılar. Çünkü aslında onlar radyumun zararının farkındaydılar; fakat daha çok para için sustular.

Radyum

Yuttukları radyum boyası, genç işçilerin kemiklerini içten içe, direkt olarak zehirlemişti. 1920 yılında çenelerinde ki tümörlerle de ilk belirtiler ortaya çıktı. Genç kızların kemiklerinin en ufak bir darbede kırılmaları, kan ve kemik kanserlerine yakalanmaları ile de devamı geldi. Fabrika işçisi kadınlardan 50’den fazlası 1927’de radyum boyası zehirlenmesi sonucu öldü.

Tabi o zamanlar çağın mucizesi olan radyumun buna sebep olduğu düşünülemedi, fakat hastalıkların boyutu da gitgide artıyordu. Doktorlar kızlara normal hastalık teşhisleri koymaya devam ederken, vaka sayısı da artmaya devam ediyordu. U.S. Radium şirketi Harvard Üniversitesi’ne ölümlerin sebeplerini araştırma izni vermeden önce 9 kişi çoktan hayatını kaybetmişti ve ölümlerin ardı arkası da kesilmiyordu.

Araştırmayı sürdüren Harrison Stanford Martland kızların ölümünün radyumdan kaynaklandığını bilimsel açıdan kanıtladı ve bulgularını 1925 yılında yayınladı. Radyumun ne kadar zararlı olduğu kamuoyu ile paylaşıldı paylaşılmasına ama radyumun kullanımı azalarak da olsa 1960 yıllarına kadar sürecekti.

 

  • Kaynak Ve İleri Okuma: 2

Bilgiyi Yay
Merhabaa :) Ben Meysa Kardelen Akan. Moleküler biyoloji ve genetik lisans öğrencisiyim. Bilime her zaman ilgili ve meraklı oldum. Sorgulayıcı ve araştırmacı olmak beni her zaman bir adım öne taşımıştır. KreatifBiri'de hem yazarlık hem de sosyal medya yöneticiliği yapmaktayım. Sizlerin eleştiri ve yorumları kendimi geliştirmekte en büyük katkı, o yüzden yazılarım hakkında merak ettiklerinizi yorumlara ya da [email protected]'a yazabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın