Bir İntiharın Genel Provası: Beşir Fuad

Başlığı çok sevdiğim bir tiyatro oyununun isminden (ç)almış bulundum, mazur görün. Bu başlık, yazıda incelenecek şahsa ve hayatını sonlandırış şekline çok uygundu. Kendisiyle Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okumaya başladığım ilk yıllarda tanışmış, o günden itibaren de etkisinden kurtulamamıştım. Zamanının çok ilerisinde düşünceleri ve az sayıdaki çalışmalarıyla Tanzimat Dönemi’nde bilime ve batılı anlamdaki felsefi düşünceye ışık tutmuş bir insan, günümüzde neredeyse kimse tarafından bilinmiyordu. Bu kişiyle ilgili yazılmış kitaplar aldım ve okumaya başladım. Beni öylesine etkilemişti ki, bitirme tezimin konusunu(Tanzimat Dönemi’nde Felsefe) onun etkisiyle seçmiş; tezdeki bir bölümü sırf ona ayırmıştım. Kendisinden nasıl ve neden bu kadar etkilenmiştim, merak ettiniz mi? Gelin, Beşir Fuad’ı daha yakından tanıyalım.

Beşir Fuad Kimdir?

 

Beşir Fuad

 

Beşir Fuad, tahminen 1852 yılında(doğum yılı hakkındaki veriler ve söylenenler kesinliğini korumamaktadır) İstanbul’da doğmuştur.  Gençlik dönemiyle alakalı bilinenler çok azdır. Fatih Rüştiye’sinde öğrenim gördüğü, Ahmet Midhat’ın kendisiyle ilgili yazdığı bir kitaptan bilinmektedir. Sonrasında Mektep-i Harbiye’de askeri bir eğitimi görür ve dönemin padişahı Sultan Abdülaziz’in yanında yaver olarak çeşitli işler yapar(bu işler daha ziyade askerlik faaliyetleridir). Yaverlik dönemi 1873-1876 yılları arasına tekabül etmektedir. Bu dönemlerde 1875-76 Sırp Savaşları ve 1877-78 Rus Savaşlarına fiilen katılır. Fuad, bunca eğitim ve askerlik görevlerine rağmen, kendisinin bu savaşlarda görev aldığından makale ve mektuplarında asla bahsetmemiştir. Bu durumu bir nevi yaşadığı pişmanlık olarak yorumlayanlar da vardır ama; bunu kesin olarak tespit etmek elbette mümkün değildir.

Evlilikleri

Beşir Fuad, 1874 ve 1881 yıllarında iki evlilik yapar ve bunlardan üç çocuğu olur. Özellikle ikinci evliliği annesinin zoruyla ve üvey kardeşiyle olduğunu, kendi mektuplarında belirtir. Fuad, özellikle ikinci evliliğini içine hiçbir zaman sindiremez. İnsanlara her daim yakın olmaya, onlara yardım etmeye çalışır. Bu durumu o kadar abartır ki, Fransız bir metresi olur. Fuad, metresine en başta insani olarak yardım etmek ister fakat zamanla metresi ona bağlanır. Fuad da hem ailesinden hem de ondan kopmak istemez.

Fuad’ın Sıkıntıları ve İntiharı

İkinci evliliği sonrası annesinin sinir krizleri geçirip oğluna kurduğu psikolojik baskı, onu derinden etkiler. Bu dönemlerde ikinci oğlu Namık Kemal(evet, kendisine bu ismi vermiştir) henüz 1.5 yaşındayken vefat eder. Karısının ve metresinin arasında kalmış olması, kurduğu dergilerin sık sık kapatılması onu daha da bunaltır. 1887 yılında, 35 yaşında intihar eder. Mühim nokta burasıdır. İntiharını, her zaman savunduğu bilimin ışığında yapmaya karar verir. Küvete girer, bileğini keser ve o sırada hissettiklerini kaleme alır. Yani; “intiharı deneyler”. Kalemiyle yazmaya başladığı deneyi(bir nevi vasiyetnamesini) sonlandırırken kağıda oldukça kan sıçramış, hatta yazının son kısımları kanla yazılmıştır.

Fuad’ın Önemi

Buraya kadar hayatını ve o döneme damga vuran intihar şeklinden bahsettik. Peki bu şahıs neden tarihimiz için önemli?

Beşir Fuad

 

Beşir Fuad, batıdaki ilmi gelişmeleri takip edip Fransızca’dan çeviriler yapan çok donanımlı bir aydın olarak görülmektedir. Herhangi bir hikaye veya roman kaleme almayan Fuad, daha ziyade düşünceleriyle ön plana çıkmıştır. O dönem Osmanlı sahası için çok yabancı olan “materyalizm” kavramını makalelerinde anlatmış, Alman fizikçi Lüdwig Büchner’in o dönemlere damga vuran “Madde ve Kuvvet(Kraft und Stoff)” eserini büyük bir beğeniyle okumuş ve hatta bu eseri Muallim Naci’ye mektubunda tavsiye etmiştir. Batılı anlamdaki bilimi ve felsefeyi ele alan Fuad, her ne kadar açıkça söylemese de çoğu edebiyat tarihçileri tarafından Osmanlı sahasındaki ilk ateistlerden olarak görülmektedir. Maddeciliği kabul edip, gözlemlenemeyen varlıkların “hayaliliğini” dile getirmiştir. Bu düşünceler, o dönem için derin tartışma konuları açmış, hatta dergilerinin kapatılmasına sebep olmuştur. Bunların dışında Fuad, intihar mektubunda vücudunu kadavra olarak Mekteb-i Tıbbiye’ye bağışlamak istediğini söyleyerek de Osmanlı’da o dönemler belki de hiç yerleşmemiş olan “kadavracılık” kavramını uygulamak istemiştir. Elbette o dönem için bu mümkün olmamış, vücudu dini usullere göre gömülmüştür.

İntiharının Ardından…

İntihar mektubu

İntihar mektubunun ilk cümleleri bu şekildeydi…

Beşir Fuad’ın intiharı, döneme damgasını vurmuştur. Almanya’da Goethe’nin “Genç Werther’in Acıları”nın etkisinin bir benzerinin yaşandığını söylemek mümkündür. Gazetelerde intihar haberleri, Fuad’ın intiharından sonra artmış; intihar “popüler” bir durum halini almıştır. Bu durum, Abdülhamid’e gazetelerde intihar haberlerinin yasaklattırmaya kadar gitmiştir.

Sonuç

Beşir Fuad, üzerinde daha sık durulması gereken bir aydındır. Fikirleri döneminin çok ötesindedir. Burada kısa değinmek durumunda kaldım; lakin aşağıda vereceğim kaynaklardan faydalanıp onunla ilgili daha çok şey okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Günümüzde ve ileride daha çok Beşir Fuad’lar yetiştirmemizi ümit ediyorum.

 

Kaynakça

Orhan Okay, Beşir Fuad-İlk Türk Pozitivist ve Natüralisti, Dergâh Yay., İstanbul, 1969

Bilgiyi Yay

Bir Cevap Yazın