Şimdi gözlerinizi kapatın. Sizleri hayatınızı kolaylaştıracak, trafikten uzak, insan odaklı bir kente götüreceğim. Gözlerinizi kapattığınızda ulaştığınız bu kente şimdilik gidemeyeceksiniz ama bu hiçbir zaman gidemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.

Geleceğin kentlerinin konu olduğu fuardaki bir konuşmacının sözleri, insan hayatını kolaylaştırarak zenginleştirecek birçok teknolojinin bilim insanları tarafından tasarlanmakta olduğu izlenimini şu sözleriyle hissettirdi:

“Bize teknolojiden fazlası gerekli, insanlar hakkında da düşünmemiz gerekiyor.”

JİM HACKETT

Akıllı, Mobil Kentler

Sanayi devrimiyle birlikte toplum hızla köylerden kentlere göç etmeye başladı. 1950’lerde şehirde yaşayanların oranı %30 iken BM raporuna göre bu oran %50’lere ulaştı. Kent nüfusları, göç edenler ve yeni doğanlarla birlikte sürekli artmaya devam ediyor. Durum böyle olunca da kentler, ihtiyaçları karşılamak ve yaşamı kolaylaştırmak adına inşaat sektörünü kalkındırmaya başladı. Yeni yollar, çok katlı binalar ve otoparklar, denizin altından giden tüneller, raylı sistemler… Ancak insani ihtiyaçları karşılamak adına yapılan bunca yatırım, bizlerin hayatını pek de kolaylaştırmışa benzemiyor.

Şehirlerin tasarımlarına göz attığınızda onların insanlara göre değil, araçlara göre tasarlandığını göreceksiniz. En basitiyle yaya geçidinde önceliğin yayaya verilmesi kuralına cezai yükümlülük dahi geçtiğimiz yıl geldi. Kaldırımlara park etmiş araçlar ya da kaldırımı hiç olmayan sokaklar… Bisiklet yolundan söz etmiyorum bile.

Özel şirketlerin uzaya roket fırlatabildiği hatta aynı roketleri tekrar tekrar kullanabildiği bir devirde yaşıyoruz. Buna rağmen dönemimizin en büyük sorunlarından biri trafik. Büyük şehirlerde yaşayanlar, haftalık zamanının 7,5 – 9 saatini trafikte geçiriyor. Zamanında özgürlük ruhuyla icat edilmiş olan arabalarımız, bizi bir otobana mahkum ediyor ve biz bu mahkumiyeti gönüllülük ile sürdürüyoruz. Hafta sonları araç park etmek için yer bulamayacağını düşünen birçok kişi hafta sonunu evde geçirmeyi tercih ediyor. Toplu taşımanın şehrin yükünü kaldıramaması gibi büyük kentsel sorunlarımız da var.

şehir

Mobil denildiğinde ilk aklınıza araçların geldiğinin farkındayım ama mobilite bir şehirdeki tüm hareketliliğin ve akışın genel bir tanımı. Şehirler, ekonomik verimliliği, vatandaşların refahını ve çevre sağlığını iyileştirmek için sürdürülebilir ulaşım sistemlerine dayalı akıllı hareketlilik modellerine ihtiyaç duyar. Demem o ki Akıllı Şehirler yazımda bahsettiğim nesnelerin interneti teknolojisi burada eksik kalıyor. Yanlış anlamayın, akıllı şehirler doğru dizayn edildiklerinde mükemmel işliyorlar ancak sadece nesnelerin birbirleriyle iletişimde olması mobilite kavramı için azıcık eksik kalıyor. Peki ne yapmalı?

Kentlerde Nesnelerin İnsanlarla İletişimi

Aslında bu başlık “Geleceğin Şehirleri” şeklinde olmalıydı çünkü az sonra sizlere Ford tarafından bu isimle oluşturulan bir simülasyondan bahsedeceğim. Bu başlığı ise bu proje için daha uygun bulduğumdan dolayı seçtim çünkü “nesnelerin insanlarla iletişimi” yani teknolojinin bizimle olan bağı hepimizi meraklandırıyor ve biraz da olsa korkutuyor. Mesela otonom araçlar… “Upgrade” adında bir film izlemiştim, belki siz de biliyorsunuzdur. O filmden sonra asla bir otonom araca binmeyeceğim konusunda kendime söz vermiştim.

mobilite

Şimdi sizlere teknoloji durdurulamaz ve kaçınılmaz sona biraz daha yaklaşırken otonom nesnelerin insanlarla iletişimde olmasının kentler için ne denli önemli olduğundan bahsedeceğim. Hazır mısınız? Başlıyoruz.

Dünyanın en büyük mobil teknoloji buluşması Mobil Dünya Kongresi’nde sanal gerçeklik üzerinde gösterilen Ford’un “Geleceğin Şehri” vizyonunu aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

  • Hem insanlarla hem de şehirle haberleşebilen araçlar (trafik ışıklarına gerek duymadan çevresindeki insan hareketini algılayabilen araçlar vb.)
  • Şimdiki gibi sürekli aynı rota üzerinde seferler düzenleyerek değil de dinamik olarak rotasını belirleyebilen toplu taşıma araçları
  • Tabi ki elektrikli araçlar (otobüs, otomobil ve bisiklet)
  • Mikromobilite araçları için ayrılan yollar ve toplu taşımanın dinamik olarak rotasının belirlenmesiyle otopark ihtiyacında ciddi oranda azalma
  • Otoparkların ortadan kaldırılmasıyla insanların rahatça vakit geçirebileceği yeşil rekreasyon alanları
  • “Autolivery” olarak anılan kargo paketlerini ve siparişleri dronelar ile (sürücüsüz araçları bir arada kullanarak) pratik şekilde teslim edilmesini sağlayan sistemler
  • Yollardaki enerjiyle kendisini kablosuz şarj edebilen araçlar
  • Ambulanslar yerine yüksek hızlı dronelar kullanılması

Peki Ford’un Geleceğin Şehri vizyonuna ek olarak mobilite neler içerebilir?

  • Toplu taşıma, otonom araçlar, mikro araçlar ve diğer araçların ayrı şeritlerde olması sağlanarak insanlar toplu taşımaya yönlendirilebilir.
  • Otonom araçların yer tabelalarına ya da trafik işaretlerine ihtiyacı yoktur çünkü navigasyon ve yerel trafik kodları sistemine kodlanmıştır.
  • Biz insanlardan daha hızlı birçok seçeneği değerlendirir ve daha kısa bir rotadan daha verimli bir yolculuğu mümkün kılar. Bu da hem zamandan hem de enerjiden tasarruf demektir.
  • Bu araçlar şehirdeki tüm otoparklara, okullara, hastanelere, eczanelere hakimdir. Bu nedenle nöbetçi eczane için, sınava gireceğiniz okul için veya boş otopark için gereksiz vakit ve enerji harcamazsınız.
  • Şu an mobiett bile büyük lüks iken bir de bunu düşünün: Toplu taşımaya bineceğiniz saati belirliyorsunuz ve otonom araç sizin nerede olduğunuzu ve yürüme hızınızı hesaplayarak sizi ineceğiniz duraktan alıyor. Bence bu harika, hatta bir kadın için harikanın da ötesinde.
  • Taşıma firmalarına ait otonom tırlar birbirlerine yakın ve sabit hızda seyahat ederken rüzgar koridoru oluştururlar. Bu sayede yakıttan tasarruf ederken seyahat hızları ve rotaları önceden belli olduğu için güvenilir teslimat bilgileri sağlayabilirler. En önemlisi de stok bilgisini güncel olarak paylaşabilirler.
  • Hava koşullarını önceden algılayan ve sizi kötü hava koşullarına göre uyararak kendi teknik aksamını kontrol edebilirler.
  • Sokak aydınlatmalarının hareketi algılaması ile aydınlatmada harcanan enerjiden tasarruf edilebilir.
Bir Şehir Hayal Edin: Mobilite 1

Türkiye’de ulaşımdan kaynaklanan CO₂ emisyonları toplam miktar içerisinde %17’lik bir paya sahip. Akıllı şehirler, mobilite, sürdürülebilirlik kavramlarının hayatlarımıza entegrasyonu ile birlikte bu oran gittikçe azalacaktır. Dünya, yenilenebilir kaynaklara ve sürdürülebilir bir yaşam tarzına (tıpkı eskiden olduğu gibi) dönüş yapmaya karar verdi.

Mobilite, hepimizin hayatının içinden bir terim artık. Daha iyisi neden olmasın dediğinizi duyar gibiyim. Mega kentlerden sıkılmış bizlere, bir bardak soğuk su gibi gelirdi ulaşmak istediğimiz yere toplu taşıma, park sıkıntılarını düşünmeden ulaşmak. Kalabalığız ve istersek hayalimizdeki şehre ulaşabiliriz.

Geoffrey B. West’in de dediği gibi:

“Daha çok büyüdükçe, birim başına daha çok elde edersiniz.”

Kaynakça: 1, 2, 3, 4, 5, 6

Editör: Berfincan Doğan