Herkese merhaba,

Nasılsınız? Umarım hepiniz iyisinizdir ve güzel vakit geçiriyorsunuzdur. Bu hafta sizlere bahsetmek istediğim konu: Kaygı.

Hayatımızda birçok şey bir sene öncesine kadar çok farklıydı. Çalışma ortamımız, okul hayatımız, sosyal çevremiz, gün içinde vakit geçirme tarzımız… Herkesin hayatı öyle ya da böyle değişti. Kimisi bu düzene alıştığını söylüyor, kimisi alışmak zorunda kalıyor. Bu dönemde artan kaygılarımız eski kaygılarımızdan biraz daha farklı olabilir fakat bu kaygı hayatımızın her anında bizimle birlikte ve iyi ki bizimle. Şimdi kaygı ne demek ve biz nasıl etkileniyoruz ona bakalım…

Kaygı Nedir? 

Kaygı ya da bir diğer adıyla anksiyete herkesin yaşadığı ve yaşamakta olduğu bir ruh halidir. Geleceğe ait endişe duyma haline kaygı deriz. 

kaygı

Kaygılarımızın bizim hayatımızda çok önemli bir yeri vardır. Beynimizde bulunan amigdala duygularımızdan sorumludur ve en önemlisi savaş-kaç mekanizması buradadır. Herhangi bir tehlike halinde düşünmeden, otomatik olarak reflekslerimiz devreye girer ve belki de bizi kurtarır. 

Kaygı hali geleceğin bilinmezliğinden korkmak da olabilir. Bilinmezlik bizi korkutur, yarım kalmışı tamamlamak isteriz. İşte tam bu anda kaygılarımız aslında bizi motive edecek bir noktaya da gelebilir. Plan yapmamızı sağlar, az çok geleceğimizi netleştirir. Ancak kaygılarımız; hayatımızı normal seyri dışında, günlük işlevselliğimizi bozacak derecedeyse işte o zaman bozukluk başlıyor…

Nasıl Etkileniyoruz?

Kaygılarımızla baş etmeyi aslında çocukluğumuzda bakım verenimiz tarafından öğreniyoruz. Bunu tabi ki bilmiyoruz. Ailesel ve sosyal çevre dışında psikolojik olarak baş etme tarzımız da çok önemli. Kısaca olaylarla nasıl başa çıktığımız, olay ya da nesneyi nasıl gördüğümüzle alakalı bir durum. 

kaygı

Kaygılarınız eğer size yardımcı olmaktan ziyade hayatınızı zorluyorsa, belki de önce kaygılarınızla sonra kendinizle yüzleşme zamanınız gelmiştir.

Yüzleşmek iyileştirir. 

Güzel kalın. Sağlıklı olun. 

Kaynak: 1

Editör: Minem Kesen