Bombn lfmjnfşj UEL şpamvhvoef jlj tfljmef uboinmbonit. Cüombsebo cjsj ömbo ejmcjmğjşj dfsdfyfşjoef cjs lfmjnfefo, cjs şpaefo, cjs ebysboit yfzb ömğüebo bombtimbo tfz, cüombsio ıbuismbuuhi evtvoçf yfzb ofşof, nbob, nfbm, gfıyb, efnf, nbanüo, nfemüm, ybmps ömbsbl; cjs ejhfsj ömbo nbouil dfsdfyfşjoef jşf cjs pofsnfojo, cjs ubşbsioio, cjs evtvoçfojo yfzb fşfsjo bombunbl jşufejhj tfz ömbsbl ubsjg fejmnjt.

Anlam kelimesi TDK sözlüğünde iki şekilde tanımlanmış. Bunlardan biri olan dilbilgisi çerçevesinde, bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör olarak; bir diğeri olan mantık çerçevesinde ise bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey olarak tarif edilmiş.

anlam

“Anlam Nasıl Oluşur”a Yönelik Sorgulamalar

Okumaya ilk başladığınızda anlamsız gelmiş olabilecek bir yazıyla karşılaştınız ve ardından gelen paragrafta kelimelere yüklediğiniz manalar oldu sanıyorum ki. Aslında farklı bir dizge kullanarak aynı kelimeleri döşedim aynı manaya işaret olabilmeleri için. Yani, ikinci paragraf bildiğimiz alfabetik sıralama kullanılarak yazılmışken ilkinde bu bilinen alfabe bir harf sonrakine kaydırılmak suretiyle dizayn edilmiş bir sistem kurgusuyla yazılmış (a yerine b, b yerine c,…, z yerine a kullanılmış).

Kitapların böyle hatalı bir sıra ile basıldığını düşünsenize, okumak ne kadar zor olurdu değil mi? Peki  ya harfleri en baştan bu sıralama ile öğrenseydik nasıl olurdu? Yalnızca sembolümüz mü değişirdi? Biz oku derken, verenga, membaca, basahin, read, lesen, leer, lezen, ikra, lire diyenler kullandıkları ifadelerden ne anlam çıkarıyorlar? Burada sembollerin yanında seslendirmeler de değişti. Anlam için de bir değişimden söz edilebilir mi?

anlam

Sözcükte anlam diye de bir konumuz var. Konu anlatım detayına ve örneklere buradan ulaşabilirsiniz. Gerçek, mecaz, terim, yan anlam gibi kategorilere ayrılıyor bağlamına göre seste ve yazıda aynı olan kelimeler. Burada da bağlam değişince anlam değişiyor.

anlam

Bir anlam kaç süzgeçten geçerek manaya bürünüyor? Anlamı oluşturan şey ne? Yazı mı ses mi söz mü işaret mi zihin mi…? Hangisi ya da hangileri ya da her biri ve daha fazlası mı bizi manaya kavuşturan? Herhangi bir şey tek bir anlama takılı kalmış mıdır yahut her şey manadan manaya atlamış mıdır? Birçok soru sorulabilir ve birçok düşünce de üretilebilir buna dair.

>İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme. Duydukları senin sesin, fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir. (Mevlana)
> Susuyorum. Konuşursam anlamazlar. Ben susarak anlaşılmayı tercih ediyorum. (Charles Bukowski)
> Bazen aynı dili konuşmak yetmez, bir de aynı yerden anlamak gerekir. (T. S. Eliot)

Anlamak Mı Anlaşılmak Mı Anlamlı Olan?

Bazen anlatırız anlaşılmayız, bazen anlatılır anlamayız. Kelime seçimi, kelimeye bizim ve karşımızdakinin yüklediği anlam, içinde bulunduğumuz bağlam, seslendirmenin tonu, deneyimlerimiz, yaşadığımız olaylar, zihnimizin algılayış biçimi, algı düzeyimiz, bilgi dağarcığımız, gözlemlerimiz, maruz kaldıklarımız sayısız etmen mananın şekillenmesinde rol oynar. Dervişe sormuşlar: “ En zor olan nedir?” diye. “ Sözdür ” demiş, “ anlaması da zor, anlatması da…” Kısacası verilmiş burada konunun. Hem işin özü hem işin zoru bunları buluşturmak, sözü anlamına kavuşturmak.

anlam

Farklı dilleri konuşuyor olmanın anlaşmaya engel olduğunu düşünebilirsin ama bazen öyle derin anlamlar vardır ki ancak susarak anlaşılırlar. Aynı dili konuşanların da her zaman anlaştığı görülmüş şey değildir. Kendisi soyut ama varlığı iliklere kadar hissedilen ve somut olana da şekil veren kavramımız anlam, ortak bir noktaya yolculuğun kapısını da aralayabilir zıt yönlere de sevk edebilir insanları. Anlatmaya ve anlaşılmaya dair en güzel formül ise “önce dinlemek” der söz ustaları. Belki de bu dinlemek karşımızdakinin bizi hangi kelimelerle anlayabileceğini çözümlemek, dağarcığına, zihin yapısına dair fikir sahibi olabilmek ve sözümüzün ne kadarının ağırlığını tartabileceğini sezinlemek için de iyi bir yoldur.

Anlayalım birbirimizi, ama doğru mu anladık yanlış mı, bir muhasabe edelim sonrasında. Cümleler doğurgan bir ana gibidir, vakitsiz anlam doğururlar. Çocukları vardır, ama çocuk hasretinde bir yeni müjdeye gebe nöbet tutarlar.

Kaynak: 1