Bunları Biliyor Musunuz: Yarasalar

yarasalar

Yarasalar hakkında neler biliyoruz? Yarasalar uçabilen tek memeli grubudur ve mağaralarda karanlıkta ortaya çıkarlar. Ah bir de vampir olarak bilinirler 😀
Dünyada yaklaşık 1000 farklı türe sahip olan bu canlıları daha yakından tanımak istemez misiniz? İsteyenler için en merak konusu olan vampir yarasaları anlatarak yazıma başlıyorum o halde, keyifli okumalar 🙂

Vampir Yarasa Nedir, Neden Kan Emer?

vampir yarasalar

Yok yok şaka değil, insanları vampir yapmıyorlar ama bu yarasalar gerçekten kan emiyorlar. Nasıl mı?

Vampir yarasalar, meyve, nektar ve böceklerle beslenen akrabalarının aksine, bir günde ağırlıklarının yarısı kadar kan içebiliyorlar. Kan, besin değerleri açısından düşük ve ölümcül virüslere yol açabiliyor.

Vampir yarasalar, bağışıklık sistemi ve metabolizma bakımından genlerinde diğer yarasalarla karşılaştırıldığında farklı özellikler taşıyorlar. Araştırmacılar, bu yarasaların bağırsak mikroplarının da kendilerine özgü olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, vampir yarasaların hem genomunu hem de bağırsaklarında yaşayan mikroorganizmaları araştırdılar. Genom büyüklüğünün diğer yarasalarınkine benzer olduğunu, ancak genomunda daha fazla ‘zıplayan gen’ (transpozisyon olarak adlandırılan bir süreçle hareket edebilen DNA dizileri) olduğunu buldular. Yarasaların bağırsaklarındaki mikroorganizmaların, sindirim ile bağışıklık sistemleri ve genel sağlıkları üzerinde rol oynadığını, genomda ki değişikliklerle birlikte ortaya çıktığını düşünüyorlar. Desmodus rotundus, özellikle kanla beslenen üç yarasa tipinden biridir.

Geceleri büyük baş hayvanlar ve diğer memelilerin kanından beslenmek için harekete geçiyorlar. Bazen de insanlardan besleniyorlar. Kan emen yarasalar Güney Amerika’nın küçük bir bölgesinde yer alıyorlar.

Kanla beslenen yarasanın ısırması direkt olarak insanda zararlı bir etki bırakmamakla beraber parazitik, viral hastalıklar gibi ciddi ikincil enfeksiyonların bulaşmasına sebep olabilir.

Yarasalar aslında kan emmek yerine dilleriyle kanı yalayarak içerler. Bir gece için 2 çay kaşığı kadar kan yeterlidir. Kan, yarasanın dilinin altındaki iki kanaldan içeri girer. Vücutları sadece kırmızı kan hücrelerini kullanır. Kanın plazmasını ise idrar yoluyla atarlar.

Yarasa Mağaraları

yarasalar yarasa mağarası

Dünyanın bilinen en büyük yarasa mağarası Texas’ta bulunuyor. Bracken Yarasa Mağarası’nda 20 milyondan fazla yarasa yaşıyor. Yarasalar bu mağaradan çıkarken dev bir fırtına çıkmış gibi görünüyor. Bu mağaradaki yarasalar bir gecede yaklaşık 200 ton böcek tüketiyorlar.

Türkiye’de de birçok bölgede yarasa mağaraları bulunmaktadır.

Uyuma Şekilleri

yarasalar vampir

Vampir formlarında tabutta, yarasa formlarında baş aşağı uyurlar. 🙂

Gündüz, uyku ve dinlenmeyle hatta bazen kavgayla geçse de, gece olunca yarasaların aktivitesi artmaya başlar. Gece boyu mağaralarında uçarak beslenir ve su içerler. İlk beslenme öğününden sonra biraz daha dinlenip ikinci öğünü yerler.  Mağaralarda, ormanlarda, ağaç kovuklarında ve çatı aralarında uyurlar. Her yıl 3 ay kış uykusuna yatarlar.

Peki uzun süre nasıl asılı kalabiliyorlar?

Bacaklarında özel yapılı kaslar vardır. Bu sayede de 3 ay bile tavana asılı şekilde durabilirler.

Böcek Yiyici

Yaklaşık bin yarasadan oluşan koloniler yılda 4 ton böcek yemektedirler. Çeşitli yarasa türleri çeşitli şekillerde besleniyor. Çoğu yarasa türleri böceklerle beslenirken, meyve ve polen yiyenler de mevcut. Birkaç tür ise karnivor olarak; kurbağa, kertenkele ve kuş üzerinden besleniyor. Kan ile beslenenlerden bahsetmiştik zaten. 🙂

Çiftçilerin Yardımcısı

Sadece ısırarak zarar vermiyorlar, aynı zamanda tarımla uğraşan birçok insana da büyük katkı sağlıyorlar. Yıllık 1 milyon dolarlık tasarruf sağlıyorlar. Yalnızca yaz aylarında ekilen salatalıklara gelen böcekleri tüketerek, çiftçileri ekstra ilaçlama masrafından kurtarıyorlar. Bu da yaklaşık 33 milyon böcek larvası tükettikleri anlamına geliyor.

Ayrıca yarasalar, böcekle beslendiklerinden gübreleri azot ve fosfor yönünden zengin bir yapıya sahiptir. Bu gübreler tarım alanında da kullanılmaktadır. Daha önceleri barut yapımında dahi kullanım alanı bulmuştur. Fakat yarasa gübrelerinden yararlanabilmek için gübrenin belli başlı aşamalardan geçmesi gerekir. Bu durum zor ve zahmetli olduğundan pek fazla tercih edilmez.

Uzun Dilli Yarasa

yarasalar

Nektar ile beslenen Anoura fistulata’ nın herhangi bir memelinin vücut uzunluğuna göre çok daha uzun bir dili vardır. Kullanmadığı zamanlarda dilini kaburga kafesinin içinde saklıyor.

Yarasa Kanadı

Yarasa kanatlarının zarları kendi vücut yüzey alanının yaklaşık %95’ini oluşturur. Parmak kemiklerinin ince derisinden oluşur.  Yarasaların kanatları vücut ısısının, kan basıncının, su dengesinin düzenlenmesi ve gaz alışverişinde görev alıyor.

Yarasalar Nasıl Görür, Nasıl İletişim Kurar?

yarasalar iletişim

Yarasalar, sanılanın aksine kör değildirler. Bizler nasıl ki gece görmekte zorlanıyorsak, onlarda gündüz görmekte zorlanırlar. Dolayısıyla gündüz yakalanan bir yarasa, aslında zor da olsa avcısını görür.

Bazı türler ultraviyole ışınlarını algılayabilir. Bunun dışında yankıya göre (akustik) yön belirleme yetenekleri de bulunuyor. Ağız ya da burun yoluyla, ultrasonik çığlıkları bir dizi yayarlar ve yankıları ile besinleri olan böcekleri bu şekilde bulurlar.

Peki yarasalar sadece rastgele sesler mi çıkartıyorlar yoksa birbirleriyle konuşuyorlar mı?

Yarasa sesleri üzerine çalışma yapan bir araştırmacı İncelediğimiz sesler, geçmişte ızdırap çığlıkları olarak kategorize edilmekteydi, bunlar sadece kavgada çıkarılan agresif seslerdi. Fakat bu kaosun bilgi içerdiğini açığa çıkardık. İki yarasa arasındaki kavgayı dinleyen üçüncü bir bireyin, kimin bağırdığını, bağırmanın içeriğini (örneğin, yiyecek kavgası mı, yer kavgası mı, eş kavgası mı) ve bir dereceye kadar kime bağırıldığını anlayabileceğini gösterdik. Yarasa mağarasına girerken, artık işiteceğimiz kakafoninin sadece gürültü olmadığını, bundan çok daha fazlası olduğunu, öğrenmiş bulunuyoruz. açıklamasında bulunmuştur.

22 yarasadan oluşan bir grubun, 3 ay boyunca seslerini kaydettikten sonra, hangi yarasaların konuştuğunu ve neler hakkında tartıştıklarını anlayabilmişler. Tabi bu çalışma yarasaların ötüşlerini tanımladıkları anlamına gelmiyor. Tek yaptıkları yarasaların seslerini tanımak.

Ne dersiniz, ileride hayvanların ne konuştuğunu tamamen anlayabileceğimiz bir teknoloji gelişir mi?

Kaynaklar:

Bilgiyi Yay
Merhabaa :) Ben Meysa Kardelen Akan. Moleküler biyoloji ve genetik lisans öğrencisiyim. Bilime her zaman ilgili ve meraklı oldum. Sorgulayıcı ve araştırmacı olmak beni her zaman bir adım öne taşımıştır. KreatifBiri'de hem yazarlık hem de sosyal medya yöneticiliği yapmaktayım. Sizlerin eleştiri ve yorumları kendimi geliştirmekte en büyük katkı, o yüzden yazılarım hakkında merak ettiklerinizi yorumlara ya da [email protected]'a yazabilirsiniz.
Bu yazıyı beğendin mi?
00

Bir Cevap Yazın