Bünyede Pozitif Etki Yaratan 5 Film

Çoğumuzun ruh hali bazen yolunu şaşırır, hiç gitmesini istemediğimiz yerlere, kalbimizden uzaklara kaçar ve saklanır. Bulmakta çok zorlanırız, bulana kadar hep depresif, içine kapanık, hayatın anlamsızlığı gibi köşelere sığınırız. Bu köşelerden çıkmanızda size yardımcı olacak birkaç film önerisi ile geldim. Beşi de izlerken yüzünüzde tebessüm bırakan, aslında hayat o kadar da kötü değilmiş dedirtecek türden filmler. Uzun zamandır böyle keyifli bir film izlememiştim demek istiyorsanız buyrun; iyi seyirler dilerim!

5. Midnight in Paris – Paris’te Gece Yarısı (2011)

midnight in paris “Bence gerçek aşk ölüm ile bir ateşkes yaratır.”

Usta yönetmen Woody Allen’ın en güzel filmlerinden biri olan Midnight in Paris büyülü atmosferi ile sizi filmin içine konuk oyuncu olarak kabul etmeyi başarıyor. Amerikalı nişanlı çift Gil ve Inez küçük bir tatil için Paris’e giderler. Gil’in bir gece yarısı Paris’te gezintiye çıkmasıyla olağanüstü olayların başına gelmesi bir olur. Gil’in edebiyat ve sanat aşkı ona hiçte tahmin etmediği bir Paris mucizesi yaşatacaktır.

Sanat ile içli dışlı olmasanız bile bu filmi çok seveceğinize, geçmiş yıllara bir zaman yolculuğu yaparak bizzat gidip o muazzam insanlarla aynı masaya oturacağınıza emin olabilirsiniz! O geçmiş yılların mest eden güzelliğini izlerken ‘keşke o zamanlar yaşasaymışım’ demeden duramıyorsunuz. Müziklerinden zengin oyuncu kadrosuna kadar takdirinizi kazanacak olan bu filmi izlerken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacaksınız. İyi seyirler dilerim!

4. Jumanji (1995)

jumanji “Bir şeyden korkuyorsan onunla yüzleşmelisin.”

Zarla oynanan ve bitişe ulaşana kadar hiçbir şekilde çıkışın olmadığı bir oyun düşünün. Ve bu oyunda hayal ürünü olan çoğu şeyin sıra size geldiğinde de gerçek olduğunu. Film, yeni taşındıkları evde iki çocuğun Jumanji oynamasıyla birlikte bu oyunu 26 yıl önce oynamış ve içine hapsolmuş olan Alan Parrish’in dönmesini konu alıyor.  Alan tabi ki eli boş dönmüyor, yanında maymunlardan file kadar aklınıza gelemeyecek bir sürü vahşi hayvanla birlikte. Alan’ın oyundan çıkabilmesi için iki çocuğun yardımıyla birlikte oyun tam bir kabusa dönüşüyor.
Başroller de çocuk oyunculuğuyla bile tanımakta zorlanmayacağımız Kristen Dunst ile ünlü oyuncu Robin Williams yer alıyor. İzleyeli ne kadar zaman geçse de aklımdan asla çıkmayan bir film Jumanji. Konusu dışarıdan farklı dursa da seyirciye kendini izlettirmeyi başarıyor. Olağanüstü olayların gerçekleşmesini izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Oyunculukları ve kurgusuyla merak uyandıran, macera ve fantastiğin güzel bir karışımı olan bu filmi izlerken keyif almamak elde değil!

3. İntouchables – Can Dostum (2011)

Can Dostum İntouchables

“İyiymiş gibi davranıyorum ve herkes gerçekten iyi olduğumu zannediyor. Ya insanlar çok aptal ya da ben iyi bir oyuncuyum.”

Fransız sinemasının en gözde filmi olan Can Dostum, uzun süre aklınızdan çıkmayacak filmler arasında yer almak için izlemenizi bekliyor! Geçirdiği bir kaza yüzünden felç olan Philippe, hapishaneden yeni çıkmış olan Driss’i bakıcı olarak işe alır. Çevresindeki herkesin işe almamasına yönelik ısrarına rağmen Philippe kimseyi dinlemez ve Driss’e bir şans verir. Dışarıdan ve hatta ilk zamanlar içeriden bile birbirlerine çok fazla zıt düşen bu iki karakterin iş ilişkisi zamanla gerçek bir dostluğa dönüşecektir.

Güldürürken düşündüren cinsten, sadenin sadesi bir film Can Dostum. Philippe’in bakımı sırasında Driss ile yaptıkları diyaloglar o kadar keyifli ki yüzünüzde siz farketmeden sıcak bir gülümseme bırakıyor. Film kendi içinde ne kadar dram barındırsa da komedi ile gayet dengeli bir şekilde ilerliyor. Her sahnenin kenarından samimiyet sızıyor denecek cinsten de aynı zamanda. Bu filmi henüz izlemediyseniz, son zamanlarda izlediğiniz en iyi filmlerden biri bile olabilir!

2. The Grand Budapest Hotel – Büyük Budapeşte Oteli (2014)

Grand Budapest Hotel“Her şey boş aslında, hayat göz açıp kapayıncaya dek geçiyor. Bir bakmışsın, vücudun kaskatı kesilmiş. Ah, iyiler nasıl da hep genç yaşta gidiyor.”

Her filminde olduğu gibi bu filminde de oyuncu seçimlerinden masalsı anlatımına kadar izleyiciyi etkisi almayı başaran Wes Anderson, bu filminde de ustalığını konuşturuyor. Bir zamanlar adından çokça söz ettiren Büyük Budapeşte Oteli’nin sahibi, otele gelen bir konuk ile sohbet etmeye başlar ve otele lobi görevlisi olarak çalışmaya başlamasından itibaren şu an ki zamana kadar olan yaşadığı olayları anlatır. Lobi görevlisi iken birlikte çalıştığı üstü Gustave H ile başlarına gelenler sizi ekrana kilitlemekle kalmayıp keyifli bir 100 dakika geçirmenizi de sağlıyor.Filmde ki canlı renkler ruh halinizde sizden habersiz çiçekler açtırırken, bir de bakmışsınız ki film bitmiş, su gibi akmış gitmiş. Görsel şölenin böylesine güzel tasvir edildiği kaç tane film vardır ki? Şık mekanların kullanımı ve iç dizaynında ki simetrik detaylar çok ince düşünülmüş ki izlerken hayran bırakacak cinsten. Müziklerinde son dokunuşuyla ortaya harika bir iş çıkmış. Büyük Budapeşte Oteli, izlemek için geç kalınmaması gereken filmler arasında yer alıyor.

1. Little Miss Sunshine – Küçük Gün Işığım (2006)

little miss sunshine “Gerçek kaybeden, kazanmayan değildir. Gerçek kaybeden; kaybetmekten o kadar korkar ki kazanmayı denemez bile.”

Hoover ailesi dışarıdan ne kadar sıradan bir Amerikan ev ahalisi gibi dursa da aslında her biri birbirlerine zıt üyelerdir. Film, ailenin en küçük üyesi Olive’in bir çocuk güzellik yarışmasına katılmak istemesiyle hep birlikte minibüse binip California’ya olan yolculukların da başlarına gelen sürprizleri konu alıyor.
Ne kadar sıradan bir aile-yol klasiği gibi dursa da, aslında türünün en nadir örneklerinden birisi Little Miss Sunshine. Bittiğinde suratınız da aptal bir gülümseme bırakan, gayet samimi, içinizi ısıtacak türden bir film. Birbirlerinden kopuk aile üyelerinin aslında olması gerektiği gibi nasıl da güzel kenetlendiğini çok güzel bir dille aktarıyor. Film hafızanıza eklemeniz gereken, buram buram doğallık kokan Little Miss Sunshine’ı kaçırmayın derim!

Bilgiyi Yay
Written by Reyhan Bakan
21 yaşında, konuşmayı çok seven; okumayı, izlemeyi, paylaşmayı hayatının bir parçası haline getirmiş kreatif biri.

Leave a Reply