Cesur Yeni Dünya

Aldous Huxley’in yazmış olduğu roman, Londra’da 26. yüzyılda geçmektedir ve romanda distopik bir atmosfer mevcuttur. Peki distopya nedir? Distopya, çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezidir. Yani olabilecek en güzel toplum hayalinin tam tersidir. Genellikle distopik bir toplum, otoriter bir devlet modeli ya da bir başka baskıcı sistem olarak öne çıkarılır.

Aldous Huxley

Aldous Huxley, en bilinen eseri Cesur Yeni Dünya’da bir distopya yaratmıştır. Hayal gücümüzün karamsar yanını kullanmak benim için oldukça zor ve bu işi yazıya akıcı, ilgi çekici, gereksiz karamsarlıktan kaçınarak aksettirmek de bir o kadar saygı değer. Huxley’in on altı yaşında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu bir yıl kör kalması, iç dünyasını keşfetmesine olanak verdi. Belki de bu bir yıllık karanlıkta kendi içinde Dünya’yı ve geleceği yeniden değerlendirdi. Cesur Yeni Dünya’da da, II. Dünya Savaşı öncesinde tehlikeli bir şekilde kontrolden çıkmakta olduğunu hissettiği toplumun karmaşasına gösterdiği düşünsel tepkiler kolaylıkla hissedilebilir. Ayrıca bu eserin bazı yerlerde özellikle gelişim biyolojisine ve kimyaya hakimiyeti dikkatimi çekti. Bunların sebebinin de dedesinin ve kardeşinin biyolog olmasına dayandığını düşünüyorum.

Cesur Yeni Dünya, kurucusu Ford olarak anılan birine dayanıyor ve bizim takvimimize göre Milattan önce veya İsa’dan önce olarak adlandırılması gibi o Dünya’da takvim Ford’dan önce ve sonraya ayrılıyor. Ford’dan sonraki Dünya şu ankinden oldukça farklı. En çarpıcı olan yanları ise artık anne-baba kavramının yüz kızartıcı oluşu ve kitapların yok olması. Cesur Yeni Dünya’da kadın ve erkeklerin çocuk sahibi olması engelleniyor, sadece zevkleri için birden fazla kişiyle rahatlıkla birlikte olabiliyorlar. Peki doğurma son bulmuşsa yeni nesil nasıl oluşuyor?

Cesur Yeni Dünya’nın Yeni Bireyleri

Devlete bağlı fabrika gibi merkezlerde tüpler içinde çocuklar yapılıyor. Hatta bununla da kalmıyor, 50yi aşkın tek yumurta ikizleri üretilebiliyor. Tüplerdeki embriyolara belirli zamanlarda belirli maddeler veriliyor. Bu maddeler çocuğun kaderini belirliyor. Zeka gelişimlerini maddeler ile kontrol edip daha doğmadan herkesi sınıflara ayırıyorlar. O kadar ki çalışacakları bölgelere göre geleceğin işçileri, daha doğmadan bölgelere göre aşı yaparak ölümcül hastalıkların önüne geçip iş gücünü arttırıyorlar. Zeka geriliği olan işçiler hiçbir zaman kendinden üst sınıf olanlara özenmiyor. Çünkü her sınıf birey daha çocukken uykularında şartlandırılıyor. Bu şartlandırma elbette kurulmuş düzene karşı çıkabilecek isyanları önlüyor ve tüketimi canlı tutuyor. Eski şeylerin yerine hep yenilerin alınması, çoklu ilişkiler, doğayı sevmemeleri gibi pek çok şey uykularında şartlandırılıyor.

Cinselliğe düşkünlük ve Ford’a itaate dayalı dini törenleri, inandıkları veya şartlandırıldıkları Dünya ile aralarındaki bir bağ adeta. Yaşlanmanın neredeyse yok olduğu ve herkesin elindekiyle mutlu olduğu bir dünya. Tabi şartlandırman bir şekilde bozulmadıysa. Peki ya birden şartlandırman bozulursa ve Dünya’nda kitabın bile olmadığını fark edersen? Bir anda zevk odaklı, içi boş, her günün birbirini ve sistemi tekrarladığını anlarsan? Böyle bir dünyanın içinde sıkışıp kalmak…

Bilgiyi Yay
Written by Nazlı Haspolat
Doğayı, bilimi, kök hücreyi, fotoğraf çekmeyi, okumayı ve yazmayı seven bir İstanbul Üniversitesi 3. sınıf biyoloji öğrencisiyim.

Leave a Reply