Çılgın İnsanlar Mı, Süper İnsanlar Mı: Biyohackerlar

Bilim kurgu sahnelerinde görüp de “keşke benim de şöyle bir özelliğim olsa” dediğimiz çok şey var. Teknoloji ve bilim o kadar çok gelişti ki artık bunların olması neredeyse mümkün hale gelmeye başladı. “Biyohackerlar” bu teknolojiyle “süper insan” olma yolunda ilerliyorlar. Ne dersiniz, yakında her yerde süper insanlar görebilecek miyiz?

Süper insanlar nasıl olacak desek de, etrafta artık her şey bir akım haline gelmeye başladı. Yeni moda akım da, dünyada hem bedenlerinin hem de beyinlerinin daha iyi çalıştığını öne sürerek; vücutlarına çip, mıknatıs özelliği olan metal parça ve implant gibi çeşitli donanımlar taktıran insanlar ile başladı. Bu akıma “Biyohacking“, bunları yapanlara da “Biyohacker” deniyor. Nasıl ya, bunlar bilim insanı mı, kendi kendilerine mi yapıyorlar bunu, ee peki bir zararı yok mu bunun, kendi biyolojimizi değiştirmek mümkün mü?

Kafanıza takılan her şeyi alın ve hadi gelin sizlerle biyohackerlar dünyasına bir göz atalım. Bu çılgın insanlar vücutlarına bir şeyler takıyorlar, çok sert rejimler uyguluyorlar ve DNA’larını değiştirmeye çalışıyorlar!

Biyometrik Dövme

Biyohackerlar

Teksas merkezli Chaotic Moon firması, çeşitli elektromanyetik bileşenler ve iletken boyalar ile askeri ve tıbbi alanda kullanılması beklenen biyometrik dövme prototipleri hazırladı. Biyometrik dövmeler sayesinde kolaylıkla insan vücuduna uygulanarak sağlıklı verilerin kolaylıkla takip edilmesi sağlanıyor. Ayrıca askeri alanda da havadaki zehirli gazları ve vücuttaki patojenleri tespit edip, askerlerin yaralı veya stresli olup olmadığı saptanabiliyor.

 Liviu Babitz

Biyohackerlar

38 yaşındaki Liviu, şu anda beş tane olarak kabul edilen duyulara yenilerini eklemek istiyor. Bunlardan biri de kuşlarla aynı navigasyon özelliklerine sahip olmamızı sağlamak istemesi.

Elinizi Babitz’in göğsüne koyarsanız, yüzü her kuzeye döndüğünde elinizin altında bir titreşim hissediyorsunuz. Nasıl mı? Tabi ki Babitz’in göğsüne taktırdığı ve “Kuzey Duyusu” adını verdiği elektronik bir parça sayesinde.

Bu parçanın içinde pusula çipi ve Bluetooth bağlantı özelliği yer alıyor. Piercing gibi, iki titanyum çubukla birlikte deriye tutuşturulmuş bir halde. Bu parçanın tasarımı, Babitz’in CEO’su olduğu Cyborgnest adlı bir şirkete ait. Babitz, bu cihazın tamamen insan vücudunun içine takılabilen bir navigasyon sisteminin geliştirilmesinin ilk adımı olduğunu söylüyor. Amacı “ekran nesli” alışkanlığını ortadan kaldırmak. Bu sayede artık telefonlara, navigasyon cihazlarına ihtiyaç duymadan da yön bulabileceğiz.

“Sokakta elinizdeki telefona bakarak yürüyorsunuz. Bir yere gitmek istiyorsunuz ama oraya ulaşana kadar tüm yol boyunca elinizdeki ekrana baktığınız için etrafınızda olan biteni fark etmiyorsunuz bile. Telefona ihtiyacınız olmadığını, dünyayı bir kuş gibi dolaşabileceğinizi hayal edin. Her zaman tam olarak nerede olduğunuzu biliyor olacaksınız. Görme engelliler yönlerini rahatça bulabiliyor olacak.”

 Rich Lee

Biyohackerlar

Rich Lee, 40 yaşında bir marangoz aynı zamanda vücudunda aşırı düzeyde değişiklikler yapan bir biyohacker.

Parmaklarında derisinin altında mıknatıslar ve iki adet Yakın Alan İletişimi (NFC) çipi bulunuyor. Bunların tanımlanmış web siteleriyle bağlantı kurmak veya araba kapısı açmak gibi bir dizi işlevi var. Alnında biyolojik sıcaklık ölçen bir çip var. Genellikle ev hayvanlarında kullanılan bu çiple vücut sıcaklığını sürekli olarak takip ediyor. Ayrıca kulaklarının içinde de kulaklık implantları bulunuyor.  Ayrıca, CRISPR teknolojisini kullanarak bazı yöntemler deniyor. CRISPR normalde bilim insanlarının gen yapısı değiştirmede kullandığı bir teknik. Ama bu teknik Biyohacking’de çok tartışmalı ve tehlikeli bir şey. Bilim insanları bu uygulamanın tehlikeleri ve sınırları üzerinde çalışmalarını sürdürürken, Lee ise bunu evde denemeye devam ediyor ve bir yandan da bir şeylerin yolunda gitmemesi halinde ölebileceği gerçeğini de kabul ediyor:

“Genetik mühendisliği konusunda tüm bu bilgi birikimine sahibiz. Aynı bir dövme yaptırır gibi, genlerimizi değiştirebilme veya genetiğimizin değiştirilmesine izin verilmesi düşüncesini destekliyorum. İnsanların doğuştan gelen özelliklerini değiştirebildikleri, biyolojik açıdan akışkan bir toplumda yaşamak istiyorum.”

Ev deneylerinin kötü yanlarından birini yaşayan Lee, kaval kemiğinin üzerine tekmelik yerleştirmeye çalışmış. Fakat daha sonra bacakları aşırı derecede şişince, ağrı kesici almadan, kerpeten kullanarak bu aparatları çıkarmak zorunda kalmış. Bu yüzden bacağında birçok derin yara izi var.

Canlı Yayında Kendine AIDS Aşısı Yapan Genç!

Biyohackerlar

Aids hastalığına sebep olan HIV, yaşadığımız yüzyılın en tehlikeli virüslerinden birisi. Günümüzde pek çok sağlık örgütü, bu virüsün neden olduğu semptomları azaltmaya yönelik ilaçlar ve çeşitli aşılar üretiyor. Tartışmalı bir şekilde hala kalıcı çözümü bulunamayan Aids hastalığından dolayı hayatlarından kopan insanların sayısı artıyor. Bu kişiler HIV virüsü taşıyıcısı olarak hayatta kalsalar dahi yaşam kaliteleri önemli ölçüde azalıyor.

Tristan Roberts, kanepede iki arkadaşıyla beraber oturup Facebook üzerinden canlı yayın başlattı. Önlerindeki cam sehpa üzerinde hidrojen peroksit, su, plastik şişeler ve şırıngalar bulunuyordu. Kendilerine “biohackers” diyen 3 kafadar, kendi yaptıkları aşıyla HIV virüsünü tedavi edeceklerini söyledi.

6 yıl önce HIV pozitif tanısı koyulan Roberts’e son iki yıldır ilaç veriliyordu ve bu sayede sağlığı kontrol altında tutuluyordu. Ancak kullanılan ilaçların yan etkileri çok ağır olduğundan çeşitli komplikasyonlarla karşılaşıyordu. Sağlıklı yeme gibi doğal yollarla enfeksiyonunu kontrol etmeye karar verdi. Sonra, transhumanist eğilimleri olan gizemli bir biyoteknoloji firması Ascendence Biomedical ile karşılaştı ve kendileri üzerinde deney yapmaya istekli konuları araştırdı Sonuçlarını ücretsiz çevrimiçi olarak yayınladı.

Robets çeşitli makalelerden ve araştırmalardan edindiği bilgilere dayanarak, kendi geliştirdiği aşının ilk deneği olmaya karar verdi. Üstelik geliştirdiği aşının içerisinde HIV virüsünü gen tedavisi yoluyla yok edecek N6 adında bir gen olduğunu söylüyordu. Yapılan araştırmalarda N6 geninin, HIV pozitifli hastalarda doğal olarak üretildiğini fakat virüslerin bu gene karşı antikor geliştirerek savunmaya geçtikleri tespit edilmiş. Bilim insanları bu genin farklı versiyonlarıyla HIV virüslerinin yok edilebileceğini savunurlarken, çalışmaların hala devam ettiğini vurguluyorlardı. Diğer yandan mevcut aşıların laboratuvar ortamındaki testleri yapıldı fakat hiçbir insan üzerinde denenmemişti.

Roberts bu deneyin ilk gönüllüsü olmak istedi. Roberts, bu karışımı kendine enjekte ederken, umudunun N6 geninin vücudunu antikor üretmeye yönlendirmesi ve ardından antikor üretmesi, kan dolaşımına girmesi ve HIV ile mücadele etmesi olduğunu söylüyor.

https://www.youtube.com/watch?v=jpYE3cUogh0 buradan canlı yayını izleyebilirsiniz.

Daha Sonra Neler Oldu?

İğneyi yaptıktan 3 hafta sonra rahatsızlanmaya başladı. Derisinde büyük kırmızı sivilce benzeri şeyler çıkmaya başladı. Daha sonra 4 gün boyunca ateş, iştah kaybı ve mide sorunları yaşadı. Acile gitse de ne enjekte edildiğini kimse net olarak bilmediği için nasıl yardım edebilirlerdi?

Roberts bunun iyiye işaret olduğunu, ilacın etki gösterdiğini düşündü. Birkaç gün sonra semptomlar düzeldi. Test sonuçlarına göre, Roberts’ın viral yükü 3. haftada 28.800 iken ikinci haftada 36.401’e yükseldi. Hala düşük seviyelerdeydi. Onun CD4- T hücreleri  HIV’in saldırdığı bağışıklık sistemi hücresinden şimdiye kadar gördüğünden daha yüksek, ama bunun ne anlama geldiğini bilmenin bir yolu yoktu.

Aralık ayında(yani bu aylar içerisinde) plasmid sayının daha çok olduğu bir aşı daha üretilmesi planlanıyordu, Roberts bu aşıyı da kendisine uygulamayı düşünüyor. Acaba neler olacak ?

Biyohackerlar

 

Bunlar sadece birkaçı Transhümanizm adı verilen süperinsanlara yönelik birçok gelişme mevcut. Kimisi şirketlerden geliyor kimisi de bu şekilde ev yapımı biyohacker’lardan. Gün geçtikçe sayıları artan ucuz ve profesyonel kaliteden yoksun laboratuvar malzemeleri satan internet siteleri, herkesin kendine özel DNA sipariş verebileceğini savunan yerler insanların mağduriyetlerinden faydalanıyorlar. Peki sizce doğru mudur bunlar? Yapılmalı mı, etik açıdan savunması nedir? Yorumlarınızı bekliyorum..

 

Kaynak Ve İleri Okuma:

  1. https://www.bbc.com/turkce/haberler-46477613
  2. https://www.bbc.com/news/world-us-canada-41990981
Bilgiyi Yay
Tarafından yazıldı Meysa Kardelen Akan
Merhabaa :) Ben Meysa Kardelen Akan. Moleküler biyoloji ve genetik lisans öğrencisiyim. Bilime her zaman ilgili ve meraklı oldum. Sorgulayıcı ve araştırmacı olmak beni her zaman bir adım öne taşımıştır. KreatifBiri'de hem yazarlık hem de sosyal medya yöneticiliği yapmaktayım. Sizlerin eleştiri ve yorumları kendimi geliştirmekte en büyük katkı, o yüzden yazılarım hakkında merak ettiklerinizi yorumlara ya da [email protected]'a yazabilirsiniz.
Bu yazıyı beğendin mi?
00

Bir Cevap Yazın