Bir psikolog gibi söze başlayayım, “Çocukluğunuza inelim, bir şeyleri net hatırladığınız en erken yaş hangisi?”
2-3 yaşınızdan öncesini hatırlayabiliyor musunuz ya da hatırlıyorum diyenleriniz o hatırladığınız anılar gerçek mi? Peki sizlere beynimizin sahte anı üretmede çok iyi olduğunu, ve bizi tamamen inandırabileceğini söylesem ne dersiniz?

Hafızaya Dair…

Hepimiz insanların bizi anlamasını ister, gerçekte olduğumuz kişiyi görmelerini isteriz. Gerçek ben kavramı, bizim için kendimizi nasıl görmek istiyorsak odur, yani bir nevi melek gibi bir insandır ama aslında biz olduğunu düşündüğümüz kişi değiliz. İnsanların bizi gördüğü kişiyiz.
Beynimiz düşündüğü kalıba ve kişiliğe girmek için kendi kendine sahte anılar ve bilgiler üretiyor. Çok cimriyken çok cömert olduğunu sanıyor. Çok gevezeyken aslında çok sessiz sakin bir insan olduğu izlenimine kapılıyor.

Olmak istediğimiz kişiyi kafamızda yaratırız. Beğendiğimiz, sevdiğimiz anılarımızı ön plana çıkarır hep aklımızda tutar, onları hatırlarız. Hoşnut olmadığımız anılarımızı baskılar, bilinç seviyesine çıkarmayız. Bu yüzden herkes kendince haklıdır. Kimse kendi yanlışını görmez.
İnsanların kişiliklerini tanımlarken psikolojik bir izleme sistemini kullanıyoruz. Yalan söylediğini tespit ettiğimiz insanları güvenilmez, boş konuşanları sıkıcı olarak nitelendiriyoruz. Bizi zor durumda bırakanlara karşı öfke duyuyoruz. Söz konusu başkaları olduğunda psikolojik izleme sistemi tarafsız çalışıyor çünkü somut verilere dayanıyor. İbrenin ucu kendimize döndüğünde ise sistem sadece hatıralarımızı kullanıyor. Onların da aralarından beğendiklerini seçiyor.

Çocukluk Amnezisi ve Sahte Anılar Üzerine 1

Hafıza dediğimiz yapı bilginin kodlanması, depolanması ve çağrılmasından oluşur. Ancak bazı durumlarda kodlanan bilgi ile çağrılan bilgi aynı olmayabilir. Bu tür durumlarda hafıza sapmaya uğrar ve istenmeyen sahte anılar ortaya çıkabilir.
Hafızayı saptırabilecek çok sayıda etken vardır. Bunlardan bazıları beyne çok fazla ve alakasız bilgi girişi, gereksiz tekrarlar, hayal gücüne fazla düşkünlük vb. etkenlerdir.

Örneğin sosyal medya yüzünden beynimiz inanılmaz bir bilgi yığınına maruz kalıyor ve her gün gerekli bilgileri gereksiz olanlardan ayıklamak için bilgi filtre sistemini sürekli çalıştırıyor. Bilgiler tam olarak ayrıştırılamadığında ise ya unutma meydana geliyor ya da var olan bilgiler de bozulup hafıza sapması oluşuyor. Mesela bu durum bende baş ağrısı olarak etki gösteriyor, bazen çok yoğun ve dolu günlerimde, o kadar çok şey dönüyor ki kafamın içinde gerçekten beynim patlayacak gibi hissediyorum.

Çocukluk Amnezisi

Girişte çocukluk anıları demiştik, gelelim o konuya.. Neden daha 6 aylıkken yaşadığımız anıları hatırlayamıyoruz da, 5 yaşındakileri daha net hatırlıyoruz?

Bu durum ebeveynlerin yanı sıra uzun zamandır psikologların, nörologların ve dil bilimcilerin de kafasını kurcalıyordu. Psikoterapinin babası Freud bu durumu 100 yıl önce “çocukluk amnezisi” olarak adlandırmıştı.
Bebekler her saniye 700 sinir bağlantısı kurar ve hızla dil öğrenir. Son araştırmalar bebeklerin daha anne karnında belli şeyleri öğrendiklerini ortaya koyuyor. Fakat yetişkinlerde bile koruma amaçlı şeyler yapılmadığında bilginin zamanla kayba uğradığı biliniyor. O halde çocukluk amnezisinin yaşamımız boyunca tecrübe ettiğimiz şeyleri unutma sürecinin doğal bir sonucu olduğu ileri sürülebilir.

Alman psikolog Hermann Ebbinghaus’un 19. yüzyılda yaptığı deneyler, öğrendiğimiz şeyleri tekrarlayıp kullanmadığımızda beynimizin yeni öğrendiği bilginin yarısını attığını, bir ay sonra ise bu bilginin sadece yüzde 2-3’ünü hatırladığını göstermiş. 1980’lerde yapılan bir araştırmada ise bilim insanları, doğum ile 6-7 yaş arası döneme ait çok az hafıza oluşturduğumuzu keşfetmiş.

Anılar sadece yaşa göre değil, aynı zamanda ülkeler arasında da farklılık gösteriyor.

Amerikalıların anıları tipik olarak uzun, ayrıntılı ve benmerkezci iken Çinlilerin ilk anıları daha kısa ve olgulara ilişkin olmanın yanı sıra altı ay gecikmeli olduğuna dair çalışmalar var.

Aslında olay ayrıntılı ve kendileriyle ilgili anıları olanlar onları daha rahat hatırlamayla alakalı. Örneğin “Hayvanat bahçesinde kaplanlar vardı” şeklinde düşünmek yerine “Hayvanat bahçesinde kaplanları gördüm; korktum ama çok eğlendim” şeklinde düşünmek olayı sonradan hatırlamayı kolaylaştırıyor.

Cornell Üniversitesi’nden psikolog Qi Wang bunu Doğu kültüründe çocukluk anılarına önem verilmemesiyle açıklıyor. “Toplum size o anıların önemli olduğunu söylüyorsa onlara tutunursunuz” diyor. İlk çocukluk anıları en erken yaşta başlayanlar Yeni Zelanda’daki Maorilerdir. Bu kültürde geçmişe özel bir vurgu vardır. Çoğu 2,5 yaşındaki olayları hatırlar.

St Jon Üniversitesi’nden Jeffrey Fagen’a göre, beynin hipokampüs olarak adlandırılan kısmı öğrenme ve hatırlamayla ilgili ve küçük yaşta bu kısım yeterince gelişmediğinden herhangi bir olayla ilgili hafıza oluşumu mümkün olmuyor. Fakat çocuklukta yaşanıp da unutulan olayların daha sonra davranışlarımızı etkilemeye devam etmesi gerçeğinden yola çıkan bazı psikologlar bu anıların bir yerlerde saklı olabileceğini söylüyor. “Bu anıların sonradan erişilemeyen bir yerlerde depolanmış olması mümkündür, ama bunu deneysel olarak ortaya koymak çok zor” diyor Fagen.

Sahte Anılar

Çocukluk Amnezisi ve Sahte Anılar Üzerine 2

1980’lerde gönüllülerle yaptığı deneylerde bir psikolog denekleri yanlış anıları hafızalarında yaşanmış gibi hatırlamaya yöneltmişti. “Deneklerin üçte biri bunlara inanmış, kendilerine söylenen anıları ayrıntılı bir şekilde hatırladıklarını söylemişti” diyor. Bu hayali anılar konusunda gerçek olaylardan daha emin bir şekilde söz edildiğine tanık olunabiliniyor. Anılarımız gerçek olaylara dayansa bile, daha sonra üzerinde düşünüldüğü zaman yeniden biçimlendirilebiliniyor.

İsveç’te Linkoping Üniversitesi’nde çalışan araştırmacılar gönüllülere içeriği değiştirilmiş videolar izleterek onların yapmadıkları şeyleri yapmış gibi gösterdiler. Daha sonra kendilerine videodaki hatıralarıyla ilgili ne düşündükleri soruldu. Çok sayıda katılımcı videodaki yapmadığı eylemleri gerçek zannetti ve doğruladı. Birkaç defa videoyu izleyen katılımcılara bunların aslında hiç yaşanmadığı ve videonun gerçek olmadığı söylendiğinde duruma inanamadılar.

Sahte anıların en yaygın kaynağı eskiden çekilmiş fotoğraflardır. Bir kişinin bir eylem yapmak üzere olduğu andaki bir fotoğrafını gören kişilerin sahte anılar üretme potansiyeli epey yüksektir. Bu bilimsel deneylerle kanıtlanmış bir olgudur. Örneğin bir futbol topuna vurmak üzereyken çekilmiş bir fotoğraf o kişinin futbol oynadığı anısını doğurabilir. Beynimiz bir kareden hareketle o eylemin zaman içinde gerçekleştiğini varsayar.

Belki de en esrarengiz olanı çocukluğumuzu neden hatırlayamadığımız değil, hatırladığımız anıların ne kadar gerçekçi olduğu sorusudur.

Kaynaklar

https://www.bbc.com/turkce/vert-fut-37237392

Hafıza Sapması