Coğrafya Ve Aile Gerçekten Kader Midir? | KreatifBiri

Coğrafya ve Aile Gerçekten Kader Midir?

kader coğrafya

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada aşağıda gördüğünüz fotoğrafı paylaştım ve altına da coğrafya gerçekten de kaderdir yazmıştım. Çünkü daha ilkokul yıllarında yaşıtlarımdan çok farklı hobilerim vardı. Elektronik aletler ve onlarla uğraşmak da bunlardan biriydi fakat bu birbirinden harika hobilerin neredeyse hepsi yok oldu. Postu paylaştığım gün bunun nedeni büyüdüğüm yer ve aileydi bence. Peki, gerçekten öyle miydi?

Enes Özlen Lehim Kader

Size önce nasıl bir yerde ve ailede büyüdüğümü sonrasında ise aynı soruya empati yaparak cevap vermenizi isteyeceğim. Sonrasında da benim ne yaptığıma bakacağız.

Nasıl Bir Yerde Büyüdüm?

Ben Gaziantep’in Nizip ilçesinde büyüdüm, liseye kadarki hayatım orada farklı birkaç evde geçti. Daha ilk okuldayken o örnek gösterilen komşu çocuğuydum; derslerim süperdi, ahlakım süperdi, kötü söz nedir bilmez hatta çok az konuşurdum… Kısaca dört dörtlüktüm diyebilirdim. Bunlarla birlikte aynı yıllarda kendi imkanlarımla deneyler yapardım, elektronik alet elime ne geçerse içini açıp mekanizmasını anlamaya çalışırdım, bilgisayarımın olduğu zamandan beridir de bilgisayarın her şeyini öğrenmeye adadım kendimi… Okumayı öğrendiğimden beri yazarım, bol bol okurum… Bir düşünün ilk okulda kendini kendine deney yapan kaç çocuk tanıyorsunuz? Ha bu deneylerde öyle kitlerle değil ve internetin neredeyse olmadığı zamanlar. Eczaneden gizlice annemin kan ilacı için şırınga lazım gibi bahanelerle aldığım şeylerden ve kendi keşiflerimden oluşuyordu.

Hayat işte, doğduğum yerde bunların ne kadar değerli olduğunu fark eden bir kişi bile yoktu. Deney setleri olduğunu bilmiyordum, mikroskopun bile alınabildiğini lisede öğrenmiştim, o kadar uzak geliyordu bana… Bununla birlikte Türkiye’deki her yer gibi -yurtdışını bilmiyorum- popüler olan şeyler deney yapmak ya da kitap okumak değildi. Yaşıtlarım arasında futbol oynamak, bilgisayar oyunu oynamak, boş boş muhabbetler popülerken (hala öyle) büyükler için de önemli olan okul okumaktı, dinine bağlı olmaktı…

Nasıl Bir Ailem Vardı?

Aileme gelecek olursak. Ben o zamanlar tipik bir alt sınıf memur çoğunun oğluydum. Tek maaş, 4 kardeş; tam bir anadolu tablosu. Böyle bir ailede ticaretle uğraşan birileri de yoksa mecburen size tek bir yol çizilir: okumak! Evet, okuyacaktınız başka çareniz yoktu. Bana da bu empoze edildi tabii ki. Okuldan uzaklaştıran ne varsa onlardan uzaklaştırıldım. Deneylerden uzaklaştırıldım, tüm oyuncakları, radyoları bozduğum için elektronikten uzaklaştırıldım, dışarıda futbol oynamamalı, belli bir kalitenin altındaki insanlarla arkadaş olmamalıydım… Daha böyle bi ton şey var.

Şimdi tabloya bir göz atmanızı istiyorum. Avrupa’da ya da Amerika’da olsa süper zeki diye fırsatlar sunulacak çocuğun başına gelenlere bakın. Burda bir kere daha soralım: coğrafya kader midir?

Tablo Kötü Mü İyi Mi?

kader iyi kötü

Aslında ben size şimdiye kadar kötü olan tabloyu aktardım. Bir de bunun diğer tarafı var. İlk olarak ben küçük bir şehirdeydim fakat kolej olan bir ilçeydi burası (o zamanlar adım başı 3 kolej yoktu) ve başarılı olduğum için tam burslu bir kolejde okuyabildim. Ayrıca o yaptığım deneylerin hepsi doğa ileydi; nergis çicekleri, incir ağaçları gibi şeylerle yapıyordum deneylerimi. O bahçeli lojman evi gibisini bir daha bulamadım, her bakımdan o günleri özlüyorum. Bir de o zamanlar daha doğudaki yaşamları da gördüm ve ben onlara göre çok çok iyi konumdaydım.

Aile tarafında ne iyi derseniz, çok şey derim. Evet o yapmayı çok sevdiğim şeylerden uzaklaştırdılar fakat annem de babam da kendi açılarından bizim için çok uğraştılar. Çocukken canım sıkılıyor dediğimde sürekli kitap oku diyen annem sayesinde kitap okuma alışkanlığı kazandım. Yine annem beni zorla tiyatro, vitray ve tekvando kurslarına gönderdi o yıllarda, o yoklukta. Her gün okula gitmemek için tonla bahane bulan ben için her sabah kalkıp sobaya odunları taşıdı, sobayı yaktı ve bize her sabah muhteşem kahvaltılar hazırladı. Liseye kadar yapmaktan kaçtığım her ev ödevi için bana yardım etti. Annemin o uğraşları olmasa ben asla bu kadar okumazdım. Bu kadar bilgi sahibi olmazdım, bu kadar kreatif olmazdım.

Babam ise o yıllarda pek yoktu aslında. Hatta aramız da pek iyi değildi. Sürekli sınavlara çalışıyordu, sınavlara giriyordu, bir şeyler okuyordu… Buradaki iyilik ne diyebilirsiniz fakat daha bu yaşımda fark ettim ki babamın o yıllardaki zor çabaları sayesinde ben şimdi çok rahat yaşayabiliyorum, paraya ihtiyacım olmuyor, bu satırları bir MacBook Pro’dan yazabiliyorum…

Sonuç Olarak

Günümüze gelecek olursak ben şu an Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeyim fakat okulu ikinci plana atarak girişimcilikten ilerliyorum. Kendi paramı kazanıyorum. Gece gündüz hayallerim için uğraş veriyorum. Evet belki çok başarılı bir bilim insanı olamayacağım ya da müthiş bir mühendis olamayacağım ama muhteşem bir girişimci olacağım. Şu an sevdiğim şeyleri işim haline getiredim.

Evet tüm bunların olmasında coğrafyanın da ailenin de etkisi büyük kabul ediyorum ama iş bizde bitiyor. Ben tüm bu süreçte o kadar okumasam, o kadar çabalamasam, gecemi gündüzüme katmasam, sürekli yeni kapılar bulmak için uğraşmasam bu konumda olmazdım. Ya da İstanbul’a kendi çabamla gelmeseydim bunların hiçbiri olmazdı. İstanbul’da olduğum iki yılda bunları yaptım bir de tüm hayatını burada geçirip hiçbir şey yapamayanlar var…

Bence bizim insanımızdaki en büyük problem de bu; biz istiyoruz ki her şey ayağımıza gelsin fakat öyle bir dünya yok. Yüzlerce yol kapansa da yeni yollar aramalıyız. Ha bu arada belki konumun daha ne ki diyebilirsiniz benim de buna cevabım takipte kalın o halde 🙂

Peki sizce coğrafya ya da aile kader midir?

*Çocukuluğumu anlattığım şu videomu da tavsiye ederim:

Bilgiyi Yay
Written by Odin Enes ÖZLEN
Kendi hayallerinin peşinden gitmeye cesareti olup mutlu olmaya çalışan KreatifBiri'yim :)

Leave a Reply