Denizlerin En Zarif Canlıları: Denizatları

Biz yazarların en büyük dertlerinden biridir yazı konusu bulmak. Bu haftaki yazım için bilgisayarımı ve kahvemi alıp balkona yerleşmiş ve ne yazsam diye düşünmeye başlamışken, babamdan aslında hepimizin merak ettiği ama birçoğumuzun hiç araştırmadığı bir soru geldi: “Denizatlarında neden erkekler doğurur?” Ben de neden bu sevimli ve zarif canlılar hakkında yazı yazmayayım ki dedim ve denizatlarının bilinmeyen yönleriyle karşınızdayım. 🙂

Poseidon’un Hippokampoileri

Yunan mitolojisi tanrılarından olan Poseidon’u tanımayan yoktur herhalde 🙂 Denizlerin tanrısı Poseidon’un iki tekerlekli arabasını çeken Hippokampoiler, şu an bizim denizatı dediğimiz canlılar. Hippokampoi, Yunancada hippos=at, kampos=deniz canavarı olarak ifade edilir. Mitolojide bu canlılar at vücutlu, balık kuyruklu olarak resmedilmektedir. Ayrıca bu kelime tıp dünyasına da girmiştir, beynimizde bulunan hippokampus bölgesi şekli denizatına benzediği için böyle anılır.

Birçok balıkçı kıyıda denizatı gördüklerinde, Poseidon’u memnun etmek için, denize içi şarap dolu kupalar atarlarmış.

Erkek Denizatlarının Doğumu

Farklı kafa yapıları, dik kıvrımlı vücutları ve içe kıvrılmış kuyruklarıyla eşsiz bir yapıya sahiptir deniz atları. Denizatlarını balıklardan ayıran en büyük özelliklerden biri, vücutlarının pullarla değil, kemik plakalarla kaplı olmasıdır. Dişi ve erkek denizatları da işte bu kemik plaklardan ayırt edilir.Dişi denizatındaki plaklar karında da devamlılık gösterir; ancak erkek denizatının yavrularını büyüttüğü kesede kemik halka yoktur. 

Denizatlarında normalden farklı olarak, erkeklerinde yavrularını büyütmek için keseler vardır ve yavruları onlar doğurur. Tabi, doğumdan önce eş seçme durumunda da erkekleri bir rekabet bekler. Erkek denizatı, sürekli dişinin etrafında dönerek onu cezbetmeye çalışır. Ancak bu çok kolay değildir; çünkü dişiyi kendine çekebilmek için diğer erkeklerle yarışmak zorundadır. Denizatları kamuflaj yeteneklerini sadece gizlenmek amacıyla değil, aşk yaşamında da kullanıyor. Erkek denizatı, aşık olduğu dişiye kur yaparken neredeyse noktasına kadar aynı renk ve deseni alabiliyor. Gün ağarırken ya da güneş batarken buluşan erkek ve dişi denizatları kuyruk kuyruğa tutuşarak deniz çayırları arasında yürüyüşe çıkıyor bazen de öpüşüyorlar. Zaman zaman yarım saatten uzun süren bu törende erkek, dişiyi tahrik etmek için sürekli kur yapıyor ve erkeğin karnında bulunan kuluçka kesesi kabarıyor.

Dişi denizatı, sayısı 1500’ü bulan yumurtayı bir organ yardımıyla erkek bireyin kesesine bırakır, erkek de yumurtaları döller.  Yaklaşık 9-30 gün hamilelik yaşarlar. Doğum vakti gelince denizatı, 100-300 yavruyu kesesinden dışarı atar. En büyük yavru 12 mm boyundadır, çok minikler 🙁 Normal bir denizatının boyutu ise, 16 milimetreden 35 santime kadar uzanabiliyor. Yavru denizatları anne tarafından sağlanan yumurta yolkundan (yumurtanın embriyonun gelişimini sağlayan kısmı) birçok besin alır ancak babaların keseleri de ek besin sağlamak üzere karmaşık bir takım zorlukları aşmak, gaz değişimini düzenlemek ve atıkların atılmasını sağlamak üzere evrimleşmiştir. Fakat bazen doğum süreci o kadar sıkıntılı olabiliyor ki bazı babalar bitkin düşüp ölebiliyor.

Denizatları Hakkında Diğer Bilgiler

Peki denizatlarının tek eşli olduğunu biliyor muydunuz? Erkek denizatı, bir dahaki üremesini yine aynı dişiyle gerçekleştirir. Eşlerden biri ölünce, diğeri tekrar aşık olana kadar, yani günlerce ya da haftalarca yas tutuyor. Erkek ve dişi, ideal çiftleşme zamanını kaçırmamak için tek bir eş seçerek biyolojik saatlerini birbirlerine göre ayarlıyor ve türünün devamlılığını tehlikeye atmamış oluyor.

Bu canlılar daha çok akıntıların az olduğu kıyıya yakın sularda; tropik ve subtropik denizlerde, Akdeniz’de ve hatta soğuk Kuzey Denizinde bile yaşadığı görülüyor.

Yüzme konusunda gösterdikleri performans da pek başarılı değil çünkü toplamda 3 küçük yüzgece sahipler. Sırttaki yüzgeç, hareketi için gerekli enerjiyi, solungaçların altındaki diğer iki yüzgeç ise yönlendirmeyi ve dengeyi sağlıyor.

Ayrıca denizatları gerçek bir kamuflaj ustası. Kuşkulandığı ya da kendisini tehlikede hissettiği anda hemen çevrenin rengine bürünüyor ve bakıldığı zaman deniz çayırı ya da yosunlara benziyor. Hatta pigme denizatı gibi birçoğu, gövde şeklini de değiştirerek, küçük çıkıntılar, düğmecikler üretip neredeyse bir mercana dönüşüyor.

İlginizi çekebileceğini düşündüğümüz https://www.kreatifbiri.com/belgesel-tadinda-agzindan-doguran-kurbagalar/ yazısına da bakabilirsiniz 🙂

Kaynak ve İleri Okuma: https://onedio.com/haber/14-maddede-denizatlari-hakkinda-her-sey-515895
https://www.webhatti.com/konu/mitolojik-bir-canli-denizati.615602/

Bilgiyi Yay
Written by Meysa Kardelen Akan
Merhabaa :) Ben Meysa Kardelen Akan. Moleküler biyoloji ve genetik lisans öğrencisiyim. Bilime her zaman ilgili ve meraklı oldum. Sorgulayıcı ve araştırmacı olmak beni her zaman bir adım öne taşımıştır. KreatifBiri'de hem yazarlık hem de sosyal medya yöneticiliği yapmaktayım. Sizlerin eleştiri ve yorumları kendimi geliştirmekte en büyük katkı, o yüzden yazılarım hakkında merak ettiklerinizi yorumlara ya da [email protected]'a yazabilirsiniz.

Leave a Reply