“Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır”

Mantıktan biyolojiye, etikten metafiziğe kadar insan bilgisinin hemen hemen her yönünde önemli ve kalıcı birçok katkısı bulunan Aristoteles, antik Yunan döneminin en önemli filozoflarından birisidir. Çalışmaları insanlık tarihi boyunca oldukça önemli ve etkili olmuştur, öyle ki orta çağlarda filozoflar ve bilimciler her şeyi anlamak için Aristoteles’in eserlerinin gerekli ve yeterli olduklarını düşünüyorlardı; neticede Platon, Aristoteles gibi filozoflar ‘omuzlarında durduğumuz devler’ idi.

Hayatı

Henüz küçük yaşta ailesini kaybeden Aristoteles, 17 yaşına gelene değin doğduğu kent olan Stagria’da, ailesinin evinde yaşadı. 17 yaşına geldiğindeyse Atina’ya giderek Platon’un akademisine dahil oldu. Hayatının 20 yılını geçirdiği bu akademide hocası Platon ile (ki Platon’da Sokrates’in öğrencisiydi) yakın bir ilişki içerisinde oldu; saygı çerçevesinde fakat hayli çatışmalı bir ilişkiydi bu. Aristoteles, hocasının çalışmalarındaki eksiklikleri veya hataları eleştirmekten asla geri durmamıştı, hatta bununla ilgili “Platon’u severim ama gerçekleri daha çok severim” demişti.

Platon’un 347 yılındaki ölümünün ardından akademinin kontrolünü kuzeni Speusippus devraldı. Çoğu kaynağa göre Aristoteles’in Platon ile olan felsefi tartışmaları, akademide yönetime geçmesinin önünü kapatmıştı. Aristoteles, hocasının ölümünden kısa bir süre sonra Atina’yı terk etti. Atina’dan sonraki beş yılını Assos’ta eski akademi öğrencileriyle birlikte geçiren Aristoteles, deniz biyolojisi üzerine olan çalışmalarına da bu süreçte başladı. Assos’ta geçen beş yılın ardından, 342 yılında, geleceğin ‘Büyük İskender’i olacak olan Makedon prensine eğitim vermesi amacıyla Kral 2. Philip tarafından Makedonya’ya davet edildi.

Aristoteles
Platon ve Aristoteles

M.Ö. 335 yılında Atina’ya geri dönen Aristoteles, Lyceum’da kendi akademisinin temellerini attı. Platon’un akademisi gibi Lyceum’da kısa sürede bütün ülkeden öğrencilerin akın ettiği bir akademi haline geldi. Başka düşünürlerin eserlerini incelemeyi felsefi sürecinin bir parçası olarak ele alan Aristoteles, bu kapsamda Lyceum’da birçok el yazması içeren büyük bir kütüphane de kurdu. Aristoteles’in günümüze ulaşan birçok eserinin de akademideki öğrencileri tarafından alınan notlardan oluştukları düşünülmektedir. Onun, günümüzde kayıp olan eserlerinin ne kadar değerli olduklarıyla ilgili Romalı filozof Cicero şu ifadeyi kullanmıştı: “Eğer Platon’un çalışmaları gümüş ise, Aristoteles’in çalışmaları altından bir nehirdir.” 

Çalışmaları

Yaşamı boyunca mantık, politika, etik, fizik ve felsefe gibi alanlar üzerinde çalışmalar yapan Aristoteles’in bu alanlarda yaklaşık 200 eseri olduğu düşünülmektedir, ancak bunlardan yalnızca 31 tanesi günümüze kadar gelebilmiştir. Bugüne aktarılmayı başaran bu eserler arasından en ünlü olanları ise şunlardır: Poetika, Etik, Retorik, Fizik, Gökyüzü Üzerine ve Metafizik.

felsefe

Felsefi Çalışmaları

Antik dönemden Rönesans’a kadar uzanan bir süreç boyunca, birçok düşünceyi etkileyen Aristoteles felsefesinin odak noktası sistematik bir mantık konseptiydi. Felsefe çalışmalarındaki amacı, insanlığın gerçeklik hakkındaki her türlü bilgiyi çıkarsayabileceği evrensel bir akıl yürütme süreci bulmaktı. Bu kapsamdaki ilk süreç, Aristoteles’e göre nesnelerin karakteristikleri, varlık durumları ve eylemlerine göre tanımlanmalarını içeriyordu.

Organon

Organon, Aristoteles’in ölümünden sonra takipçileri tarafından bir araya getirilen, mantık üzerine yaptığı çalışmalarından oluşan bir eserdir. Çalışmanın içeriğini Aristoteles’in syllogism(kıyas) dğerleri oluşturur; bu, iki varsayılan öncülden tek bir sonuca varılan bir akıl yürütme biçimidir. Bunun en ünlü örneği, ‘Bütün erkekler ölümlüdür ve tüm Yunanlılar erkektir, dolayısıyla tüm Yunanlılar ölümlüdür.’ çıkarımıdır.

Retorik

Hitabet sanatı olarak da tanımlanan retorik, Aristoteles’e göre, herhangi bir durumda mevcut ikna araçlarının gözlemlenmesi öğretisidir. Aristoteles bu kapsamda üç ana metot tanımlamıştı: etik, duygu ve mantık. Hitabet sanatı üzerine yazmış olduğu bu eser ona ‘retoriğin babası’ unvanını da kazandırmıştır.

Metafizik

Metafizik için ‘öncül felsefe’ veya ‘bilgelik’ yakıştırmalarını uygun gören Aristoteles, Fizik kitabından hemen sonra başladığı bu yapıtında doğanın varoluşu üzerine çalışmıştı. Bu çalışmasındaki öncelikli odak noktası ise madde ve form arasındaki ayrımı açıklığa kavuşturmaktı. Ona göre madde, şeylerin fiziksel özüydü. Form ise şeylere kimliğini veren bir şeyin eşsiz doğasıydı, maddelerin öz kimliğini belirten bir nitelikti.

Ölümü ve Mirası

felsefi

Büyük İskender’in M.Ö. 323’te ölmesinin ardından ateşlenen Makedon karşıtı düşünceler sebebiyle Aristoteles Atina’yı terk etmek durumunda kaldı, zira Büyük İskender’in eski öğretmeni olmasından dolayı suçlanıyordu. Kaçışından bir yıl sonra Chalcis(Halkis)’te hayata veda etti, isteği üzerine eşinin yanına gömüldü. Akademisinin yönetimine ise öğrencileri geçti ancak Lyceum, rakip akademiler karşısında etkisini uzun süre koruyamadı.

Ölümünden birkaç nesil sonra çoğu çalışması unutulan Aristoteles’in eserleri ilk yüzyılın başlarına kadar saklı kaldı. M.Ö. 30 yılında Rodoslu Andronikos tarafından yeniden canlandırılan eserler zamanla batı felsefesinin temellerini oluşturmaya başladılar, felsefe ve bilimde Rönesans’a kadar sürecek güçlü bir etki bıraktı bu eserler. Aristoteles’in fikirleri yalnızca batı felsefesini etkilemedi ve islam dünyasına da önemli katkıları oldu. Özellikle metafizik çalışmalarıyla Farabi ve İbn-i Sina gibi düşünürlerin görüşlerini oldukça etkilemişti. Rönesans döneminde etkisi her ne kadara azalsada Aristoteles’in iki bin yıllık çalışmaları, bugün dahi akademik çevrelerde tartışılmaya devam ediliyor.

Yararlanılan Kaynaklar:

  1. Who is Aristo of Chios?
  2. Aristotle-Britannica

Editör: Onur ÇAMLICA