Can bedenin sahibi, teslimiyetin şahididir. Verdiğiniz her zarar için asıl sahibine bir bedel ödemek ile yükümlüsünüz. Peki sizin sorumluluğunuz altındaki bu canı bir başkası almak isterse ne yaparsınız? Eğer ki bu kişi bir cellat ise insaflısına denk gelmeyi ümit etmekten başka bir şey yapamazsınız. Öyle ki bir celladın insafı da sadece ölüm saatinizi geciktirmekten ibaret olur.

İdam

İdam, istek dışı ruhun bedenden ayrılmasıdır. Çeşitli idam yöntemleri mevcuttur. Bunlardan en ürkütücü olanı ‘Giyotin’dir. Giyotin acısız bir şekilde tek seferde, mekanizmaya bağlı bir bıçağın kafanızı gövdenizden ayırması ile idamınıza neden olur.  Evet en az acı ile öldürür ama bu yöntem ile idamı beklerken mekanizmanın sizde yarattığı korku, acı çekip öldürülmeyi tercih ettirmektedir. Bir diğer yöntem ise ‘boğa heykeline kapatma’dır. Bu yöntem de  suçlu, pirinçten yapılmış olan boğa heykeline kapattırılır. İçerideki bağırışmalar ise dışarıya boğa sesi olarak yankılanır. Böylece bölge halkı da toplanmış olur. Birkaç gün böyle geçer daha sonra boğa heykelinin altında ateş yakılır ve mahkum içeride pişirilerek öldürülür. Bunun gibi yakma, haşlama, çarmığa germe, kazığa oturtma, tekere sarma, topla patlatma gibi yöntemler de kullanılmıştır.

Son arzu, son söz, idam…

İdam

Son isteği sorulan John Wayne Gacy, 12 kızarmış karides, KFC tavuk menü ve çilek istemiştir. Edinilen bilgiye göre Gacy geçmişte KFC restoranı yönetmiştir. Son anını geçmişi ile ödüllendirmek istediğini elbette o an kendisi dışında kimse bilmiyordu. Kimi de bir adet zeytin arzu eder, Victor Feguer gibi. Reynolds’a göre bunun amacı mahkumun öldükten sonra barışın sembolü olan zeytin ağacının bedeninde yeşereceğine inanmasıdır. Ölümlerini yaşamları ve hayat felsefeleri ile ödüllendirerek idam edilmeyi tercih ediyorlar. Öyle ya bir daha ne zaman dünyaya gelecekler(!).

Yolun Sonu İntikam

Burada son sözün sahibi, sona gelenlerdir. Kelimeler ilk defa bu kadar kıymetlenir ve ilk defa kıymetli olduğu kadar da kifayetsiz kalır. Kimi Derrick Charles gibi sadece ‘Eve gitmeye hazırım’ diyerek ölümü karşılar, kimi ise Carl Panzrom gibi hayatın ona yaşattıklarının bedelini başkalarına ödetip son sözleri ile öfke kusar. Carl küçük yaşta uğradığı tecavüzün bedelini hiç tanımadığı kimselere ödetmiştir. Çıktığı dünya turunda 10 gemiciyi sarhoş edip, tecavüz etmiş daha sonra ise tek tek öldürmüştür. Aynı şekilde timsah avı için 8 işçi kiralar ve öldürür daha sonra tecavüz edip timsahlara yem eder. Ona yapılan bu kötülüğün bedelini suçsuz kimselere ödetir, kendisinin de bir zamanlar suçsuzken tecavüze uğradığını belirterek. Son sözü ise ‘Acele et seni beyaz varoş, sen oyalanırken ben 10 adamı öldürebilirdim’ olmuştur.

İster vicdanlarını yitirmiş diyin, ister yaşadıklarının etkileri. Albert Camus’un ‘Yabancı’ kitabını, mahkumun kendine yabancılaşmasını, kendinden uzaklaşmasını hatırlayın. Annesinin ölümünden sonraki gün sevgilisi ile tatile çıkan Mersault için hayat boş ve anlamsız, ölüm ise sıradan bir durumdur. Cinayet işlerken de hayatı bu kadar anlamsız bulmuş ve sadece o anın tadını çıkarmaya çalışmıştır. Öyle ki olmuş ya da olacaklar umrunda bile değildir. Böyle insanlar hedefi, istekleri ve sevdikleri olmayan birer kuru yük gemisinden ibarettir.

Hayat anlamsız olabilir, anlamı yükleyen sizlersiniz. Yağmurdan sonra gökkuşağını da kara bulutları da çıkarmak sizin elinizde.

Önerdiğimiz Yazımız: O, Cani mi Mağdur mu?