Milli duyguların en yüksek olduğu ve köklü devrimlerin yapıldığı yirminci yüzyılın ilk yarısında Cumhuriyet Türkiye’sinin kökeninin araştırılıp, incelenmesi ve bir temel üzerine oturtulması için önemli bir vizyona sahip olan kurumlardan birisi de Ankara’da bulunan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesidir. Fakülte kuruluşu, bünyesinde bulundurduğu bilim insanları, bilim dalları ve mezun öğrencileri ile birlikte akademik açıdan ve Atatürk’ün bizzat adını verdiği önemli bir kültür yuvası olmuştur.

Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi

1. Kuruluş Gerekçesi

Kuruluş gerekçesi “Hükûmet merkezimizde bir taraftan Türk kültürünü bilgi metodu ile işleyecek tetkik ve araştırma kurumlarına olan ihtiyaç, diğer taraftan orta öğretim kurumlarımıza ulusal dil ve tarihimizin bilimsel ve en yeni anlayışlarına göre hazırlanmış öğretmen yetiştirmek ve bugünkü öğretmenlerimizin bu yönden bilgilerini tamamlamak gereği, Ankara’da bir Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmasını icâb ettirmiştir.” olan fakülte 14 Haziran 1935 yılında TBMM’de kabul edilen 2795 sayılı kanun ile kurulmuştur.

Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesinin şimdiki binası, ünlü Alman mimar Bruno J.F. TAUT tarafından 1937-1938 yıllarında projelendirilerek inşa edilmiş ve Kasım 1940’ ta öğretime açılmıştır. Bugün Ankara’da Sıhhıye’de bulunan fakültede 19 bölüm ve 70 ana bilim dalı mevcuttur. Türk tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce, Hititçe, Latince, Yunanca ve Doğu dillerinin yanında modern diller ve yardımcı bilim dalları olan arkeoloji, antropoloji, coğrafya, felsefe ve psikoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerinin alanlarında da çalışmalar yapılan bir bilim kurumudur.

Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi

2. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nin İlk Eğitim Kadrosu

Dönemin Almanya’sından Yahudi olmaları nedeniyle kaçmış olan Alman bilim insanları, Atatürk tarafından kabul edilerek Türkiye’ye gelip İstanbul Üniversitesi ve Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde görev almışlardır. İstanbul Üniversitesi’nde görev alanlardan bazıları; Fritz Neumark (İktisatçı), Gerhard Kessler (Sosyolog), Wilhelm Roepke (İktisatçı), Alexander Rüstaw (Sosyolog). Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde ise; Hans Gustav Gütterbock (Hititolog), Benno Landsberger (Klasik Filoloji ve Sümerolog), Georg Rohde (Klasik Filoloji ve Sümerolog), Walter Ruben (Hindolog), Herbert Louis (Coğrafya) gibi hocalar ders vermişlerdir. Türkiye’nin özellikle bu yıllarda en büyük beyin göçünü yapmış olduğunu söyleyebiliriz.

Yurt dışından gelen hocalara ek olarak fakültede görev almak üzere mebuslardan da önemli atamalar yapılmıştır. Fuad Köprülü Ortaçağ Tarihi, Şemseddin Günaltay Eskiçağ Tarihi, Saim Ali Dilemre Filoloji, Hikmet Bayur Hint Tarihi, Necmi Dilmen, Hasan Reşit Tankut ve Abdülkadir İnan’da Türk Dili okutmak üzere Bakanlar Kururlu kararı ile üniversiteye atanmışlardır. Şevket Azis Kansu (Antropoloji ve Coğrafya) , Enver Ziya Karal (Tarih) ve  Necati Lugal (Tarih) gibi bilim insanlarını da bünyelerine alan fakülte, mezunlarını vermeye başlamıştır.

Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi

3. Mezunları

Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi; Halil İnalcık, Osman Turan, Mehmet Altay Köymen, Mediha Berkes, Muine Atasayan, Firuzan Kınal, Kemal Balkan, Nermin Aygen, Tahsin Özgüç, Neşet Çağatay, Mübeccel Belik Kıray ve daha birçok isim gibi günümüzde alanlarında tanınmış önemli faaliyet ve araştırmalarda bulunmuş bilim insanlarını mezun etmiştir. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunlarından olan ve Sümeroloji alanında çalışmalarda bulunmuş Muazzez İlmiye Çığ, fakülte hakkında şunları söylüyor:

“Kimdir bu Tükler? Nereden geldiler? Kültürü, tarihi nedir? Bunların araştırılması lazım. Bunun için Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi kurulmuştur. Atatürk sayesinde olmuştur. Türkler ile tüm münasebeti olan milletlerin dilleri ve kültürleri Çinlilerin, Hintlilerin, İranlıların, Rusların, Macarların, Latinlerin, Yunanlıların ve Arapların kürsülerini koyuyor (araştırılmak üzere).

Atatürk Fransızca bir kitapta Sümerler Orta Asya’dan gelmiş ve dilleri Türk diline benziyor olabilir diye görüyor ve hemen fakülteye mademki Sümerliler ile Türklerin bir ilişkisi var, Sümeroloji bilim alanını kuruyor.”

Sonuç olarak önemli bilim insanlarını mezun etmiş olan ve tarih, felsefe, coğrafya gibi birçok alanda çalışmalar yapılıp, Türk kültür ve tarihinin her alanda incelenerek bir temele oturtulmasını amaç edinmiş olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi önemli geçmişe sahip bir ilim yuvası olmuştur. Öyle ki fakültenin orta bloğunun tepesinde Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü yer almaktadır.

Aranızda sosyal bilimler üzerine çalışmayı düşünen ve üniversite tercihleri yapacak olan arkadaşlar varsa hemen fakülte ana sayfasına göz atın derim. Muazzez İlmiye Çığ ile yapılan bu youtube söyleşisini de izlemeniz için bırakıyorum. İyi seyirler…

Kaynakça:

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Kuruluş Süreci, İlk Mezunları ve Halil İnalcık- Bekir Koç

1, 2 ,3