Dilimbilimsel Bir Trajedi: Geine Vakası

Geine Vakası

Doğduğumuz andan itibaren her geçen dakika çevremizden yepyeni şeyler öğreniriz. Nesnelerin isimlerini, ne işe yaradıklarını,nasıl tutulduklarını, temel ihtiyaçlarımızı nasıl gidereceğimizi ve daha nicesini. Peki ya doğduğumuz andan itibaren bir odaya hapsedilsek ne olur?

Küçük Geine Vakası nedir?

Geine, 1957 yılında ABD’de dünyaya geldi. Henüz bir buçuk yaşındayken, çocuklardan nefret eden babası Geine’nin zihinsel engelli olduğunu iddia ederek onu evin karanlık bir odasına kitlemiş ve komşuların dışarıdan görmesini engellemek için odanın ışık alan tüm camlarını alüminyum folyo ile kaplamıştı. Katarakt dolayısıyla görüşünü yitirmiş annesi kocasına karşı çıkmaya korkmuş, susmayı tercih etmişti. Küçük Geine, sabahları lazımlığı olan bir sandalyeye bağlanıyor, bazı geceler bir uyku tulumuna sokuluyor, bazı geceler ise o sandalye üzerinde uyuduğu oluyordu. Küçük Geine ufacık ses çıkarırsa babası bir tahta parçasıyla ona şiddet uyguluyordu. Küçük kız babasını her gördüğünde hırlıyor ve ısırmaya çalışıyordu.

Geine, normal çocukların öğrendiği hiçbir şeyi öğrenemedi ve çevresinden bir haber büyüdü. Aradan 13 yıl geçti, 4 Kasım 1970’te hemen hemen tamamen kör olan annesi, devlet yardımı almak için başvuru yaptı.  Sosyal hizmetlerden gelen görevli Geine’yi ilk gördüğünde 8 yaşlarında otizimli bir çocuk sanmıştı fakat olay deşildikce dehşet verici gerçek gün yüzüne çıktı.13 yaşındaki Geine, 8 yaşındaki bir çocuğun gelişimi kadar gelişim gösteriyordu ve 26 kiloydu. Tüm olanların ardından polisler harekete geçti ve perdeleri sürekli kapalı olan eve baskın yapıldı. Genie’nin hem annesine hem de babasına çocuk istismarı yüzünden tutuklama kararı çıktı. Fakat baba Clark Wiley mahkemeden bir gün önce kendini vurdu ve ardında şu intihar notunu bıraktı:

“Dünya hiçbir zaman anlamayacak.”

Bu sırada tüm bilim dünyası bu dehşet verici vakayı kaçınılmaz bir fırsat olarak gördü ve birçok bilim insanı Geine’yi incelemek istedi. Tüm bu bilim insanlarından birkaçını devlet seçti ve görevlendirdi. Bunlardan biri de Geine’ye ismini veren Susan Curtiss’ti.

“Ona ‘lambadaki cin’ adını verdim çünkü o da sanki çocukluğunu geçtikten sonra toplumun içine bir lambadan çıkan bir canlı gibiydi. Onunla daha çok ilgilenebilmek için elimizden geleni yaptık. Fakat onlarca bilim insanı sıraya girmiş, çocuk oradan oraya sürüklenmeye başlamıştı.” 

SUSAN CURTİSS

Küçük kız çok meraklıydı, onun için yeni olan her nesnenin adını soruyor ve öğreniyordu. Dil becerilerinden sorumlu sistemlerin bulunduğu beynin arka kısmı, Genie hiç dile maruz kalmadığı için uyarılmamıştı ve gitgide küçülmüştü. Özetle beyni dil için gerekli kapasiteye ulaşacak kadar gelişmemişti. Varsayıma göre artık dili tam anlamıyla hiç öğrenemeyecekti.

13 yıl Bir Odaya Hapsedilen Küçük Geine’ye Ne Oldu?

1970’li yıllarda çocuk ve gençlerde gelişim uzmanı Dr. David Rigler’in gözetimi altında işaret dili öğrendi ve 14. yaş gününü Los Angeles Çocuk Hastanesi’nde kutladı.

Aradan seneler geçti. 1974 yılında artık vakanın popülerliği sona ermişti ve devlet Geine için ödenekte bulunmayı bırakmıştı. Geine bir koruyucu aileye verildi fakat kusma davranışı gösteren ve motor becerilerini düzgün kullanamadığından koruyucu aile de Geine’ye şiddet uyguladı. Biraz olsun ilerleme gösteren Geine’nin tüm gelişimindeki ilerlemeler tekrar durdu.

18 yaşında geldiğinde Geine tekrar gerçek annesinin yanına gönderildi. Anne, hala Geine’nin işkence gördüğü evde yaşıyordu. Çok geçmeden eskiden yaşadığı travmaların tetiklenmesi sebebiyle Geine Güney Kalifornia’da ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırıldı.

Hayatı babası tarafından çalınan küçük Geine şimdilerde nerede ve nasıl yaşıyor bilinmemekte.

KAYNAK:

https://www.haberler.com/babasi-13-yil-boyunca-onu-bir-odaya-kilitledi-ve-10709344-haberi/

Bilgiyi Yay
Tarafından yazıldı Eda Nur Çilesiz
Merhaba ben Eda Nur Çilesiz. Maltepe Üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği 2. sınıf öğrencisiyim. İlgi alanımın çoğunluğunu çocuklar ve psikoloji oluşturduğundan bu alanlarla ilgili kitaplar, makaleler, demeçler okumak bana büyük bir keyif veriyor. Bu platformda sizlere bu zamana kadar oluşturduğum birikimimi sunabilmek öncelikli hedefim.
Bu yazıyı beğendin mi?
20

Bir Cevap Yazın