Dostluğun Kitap Bulmuş Hali: Uçurtma Avcısı

Khaled Hosseini’nin en çok ses getiren kitaplarından olan Uçurtma Avcısı, dünyanın dört bir tarafındaki okuyucularını göz yaşları içerisinde bırakmıştır. Kitabın her sayfasında içinizi yakan, her kelimesinde dünyaya sinirlendiren aynı zamanda da Emir ve Hasan‘ın dostluğunu kıskandığınız müthiş bir eser. Ya da dostluktan daha öteye giden bir bağ varsa?

Senin İçin Bin Tane Olsa Yakalarım

Emir ve Hasan’ın hikayesi, Afganistan’da monarşinin hakim olduğu son yıllara dayanır. Afganistanın son huzurlu olduğu dönemler…  Emir’in Baba isimli babası, Kabil’in en zengin ve en hayırsever adamlarından biridir ve orada Vezir Ekber Han mahallesinde yaşıyorlardır. Emirler Peştun soyunda geliyorlardır. Annesi doğum sırasında ölmüştür.

Emir’in en yakın arkadaşı olan Hasan da evin hizmetçisinin oğludur ve Hazara soyundandır. Emir’in babası Hasan’ın babasını çok sever ve onları hizmetçiden öte evin bir parçası olarak görmektedir. Aralarındaki bu sınıf farkı onların dostluklarını hiçbir zaman etkilemez. Birlikte oynarlar, uçurtma uçururlar; Emir, Hasan’a şiirler okur. Hasan, Emir için her şeyi yapardı; onun için her şeyden önce Emir gelirdi.

Emir’in babası ilgisiz soğuk bir babaydı. Ayrıca öyle heybetli muazzam bi adamdı ki bir gün karşısına çıkan ayıyı mahfettiği de söylenir. O, popüler düşüncenin peşinden koşmak yerine, konular hakkında kendi görüşlerini belirtmeyi tercih eden biriydi. Oğlu Emir’in de kendisi gibi cesur ve kültürlü biri olmasını hep dilemiştir.

Çocuk, uçurtma avcıları

Bir gün Emir ve Hasan, Assef adlı bir oğlan ve onun iki arkadaşıyla karşılaşır. Assef Hazaralardan nefret ederdi. Daha sonra Assef Emir’i esir alır. Her zamanki gibi, Hasan Emir için ayağa kalkıp; sapanını Assef’in gözüne doğrultarak Emir’in kurtulmasını sağlar.

O dönemlerde Afganistan’da uçurtma şenlikleri düzenlenir. Bu şenliklerde yarışmalar olur, uçurtması gökte tek başına kalan yarışmayı kazanırdı. Tek başına kalan uçurtma düşmeye başladığı anda devreye uçurtma avcıları girerdi. O uçurtmayı yakalayabilmek büyük bir olaydır. 1975 yılında Emir, Afganistan’da son kez uçurtma uçurdu. İlk ve son kez o yarışmayı kazandı. Hasan ise son kez uçurtma avcısı oldu.

Biz Emir Ağa ile Arkadaşız

Yarışma günü Hasan gelmediğini farkeden Emir onu aramaya çıkar. Hasan’ı Assef ve iki arkadaşıyla bir sokakta görür. Assef ona tecavüz ediyordur. Emir, Hasan’a yardım etmek yerine ordan uzaklaşmayı tercih eder. Daha sonra Hasan elinde uçurtmayla pantolunundan kan damlayarak Emir’in yanına gelir. Ve kazanan Emir olur. Tabi buna ne kadar kazanmak denirse…

Bu turnuvadan sonra her ne kadar babasıyla ilişkisi düzelse de yüzleşmek zorunda olduğu biri vardır Emir’in. Hasan’dan sürekli kaçmaya çalışan Emir, onları evden kovdurmak için girişimlerde bulunur. Son girişimi ise hırsızlıkla suçlamak olur. Bu suçlamalara daha fazla dayanamayan Hasan ve babası Ali evden ayrılırlar. Baba ve Emir onları bir daha görmez.

Afganistan’da yaşanan karışıklıklar, Baba ve Emir’i Amerika’ya sürükler. Amerika’da bir düzen kuran baba oğul yaşamlarını idam ettirirler. Emir, Süreyya ile tanışır. Evlenmeye karar verirler. Bu süre içerisinde Baba’nın hasta olduğunu öğrenirler. Bu yüzden sade nikah ile evlenirler. Kısa bir süre sonra Baba ölür. Hem Baba’nın acısı hem de Hasan’a karşı olan suçluluk duygusu Emir’i kasıp kavurmaya devam eder.

Pazar

Yeniden İyi Olmanın Bir Yolu Var

Bu acıyı söndüren Rahim Han’dan gelen bir telefon olur. Bu telefonla Pakistan’a uçan Emir, Hasan’ın öldüğünü öğrenir. Rahim Han Hasan’ın oğlu Sohrab’ı almasını söyler. Başta buna pek yanaşmayan Emir’e Rahim Han hayatını değiştiren bir sır verir: o ve Hasan kardeştir. Bunun üzerine Sohrab’ı alarak Amerika’ya giderler.

Hikaye 2002 yılına atlar ve onlar Amerika’ya geleli tam 1 yıl olmuştur. Sohrab geldiğinden beri tek kelime konuşmamıştır. Tam o sıralarda ikiz kuleler saldırısı olur ve Afgan yılbaşı başlamıştır. Emir gökyüzünde uçurtmalar uçurduğunu fark eder. Bir tane satın alıp kendisini her zamanki gibi yalnız bırakan Sohrab’ın yanına gider. Sohrab’a, Hasan’ın şimdiye kadar tanıdığı en iyi uçurtma koşucusu olduğunu ve Sohrab’a uçurtmayı uçurmak isteyip istemediğini sordu. Sohrab utangaçtır, ama uçurtmayı havaya fırlatırken Emir’in peşinden gider. Kısa süre sonra yeşil bir uçurtma yakaladıklarını fark ederler. Emir, Sohrab’ın yüzündeki küçük gülümsemeyi fark etmiştir. Emir daha sonra uçurtmayı Sohrab’a getirmek için koşmaya başlar ve koşarken de, “Senin için bin defa da olsa yakalarım.” diye bağırır.

Sonuç Olarak

Akıcı diliyle, kahramanların yaşadıkları olaylar ve hissettirdikleriyle sizi kendine bağlayacak olan bu kitabı bir çırpıda bitireceksiniz. Eğer bu kitabı daha önce okuduysanız, beğendiğiniz kısımları veya kitap hakkındaki düşüncelerinizi yorumlar kısmında paylaşırsanız, hep birlikte bu kitabı inceleyebiliriz. Okumayanlar da bize okuduktan sonra eşlik edebilirler. Birbirinin kardeş olduğunu bilmeyen 2 insanın kardeş gibi bağlılığını, korkuları pişmanlıkları anlatan bu romanı herkesin hayatı boyunca bir kez okumasını tavisye ediyorum. Hepinize iyi okumalar diliyorum. 🙂

Diğer kitap önerilerimize de buraya tıklayarak bakabilirsiniz.

Bilgiyi Yay!