Bugünkü düşüncelerimizin, duygularımızın ve buna bağlı olarak davranışlarımızın temeli sandığımızdan daha eskiye dayanmaktadır aslında. Bilişsel davranışçı terapi, bu üçlemeyi temel alıp davranışın temelini oluşturan düşünceyi değiştirmeyi hedefler. EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing / Göz Hareketleri ile Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) ise bugünü ve bugünümüzdeki düşünceyi, korkuyu, davranışı ortaya çıkaran travmatik durumlara yönelik bir terapi sistemidir. “Yeniden işleme” bir nevi geçmişin yeniden işlenip sağlıklı düşünceler doğurması durumudur. Peki bu yöntem hangi durumlarda, nasıl kullanılır, nasıl bir etki bırakabilir?

kötü duygular

EMDR Nasıl ve Ne İçin Kullanılır?

Bu yöntem özgüven eksikliği, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu veya sağlıksız düşünmemize yol açan bu gibi diğer durumlar için, bir uzman birlikteliğinde kullanılabilir. Ve dikkat, bunu bir hipnoz veya hafıza silme seansıyla karıştırmayalım. EMDR’nin kulağa öyle geldiğinin ve Eternal Sunshine of the Spotless filmini anımsattığının farkındayım. 🙂 Aslında bu meşhur filmdekine benzer bir hafıza silme operasyonu hepimizin ilgisini çekebilirdi, ama burada bahsettiğim travmatik anıların bıraktığı sağlıksız düşüncelerin ve etkilerin, yerini daha sağlıklı ve sağlam bir beyne bırakmasıdır. Seans esnasında, danışan cızırtı benzeri bir takım sesleri algılayabileceği bir kulaklık takar. Kulağına gelen sesler ve terapistin yönlendirmeleri eşliğinde seans ilerler, sorulara cevap verir ve yüzleşip yeniden konumlandırması gereken hislerle, durumlarla yüzleşir.Tekrar yaşanması gereken durum bir süreç, bir olay ya da bir kayıp olarak karşımıza çıkabilir. Bu yolla, beyinde yer etmiş kalıp yıkılır ve bugünün sorunlarında gelişme kaydedilir. Ancak unutmayalım ki, EMDR köklü ve sarsıcı olabilmesi sebebiyle görünüğünden daha uzun ve zorlu geçebilir. Eğer siz hazırsanız ve süreciniz doğru geçerse de ciddi bir ilerleme kaydetmiş olabilirsiniz.

EMDR

İşin Biyolojik Kısmı – Beyindeki Süreç

EMDR’nin travmatik deneyimlerle ilişkili olduğu bilinen limbik sistem ve amigdalaya etki ettiği öne sürülmektedir. EMDR’nin iki yönlü uyarımı içeren tedavi prosedüründe, nörobiyolojik mekanizmaları uyardığı, epizodik anıların harekete geçmesine katkıda bulunarak bu anıların kortikal semantik hafızaya entegre olmasını hızlandırdığı öne sürülmektedir. Travmatik deneyimler, somatik duyumlar ve duygulanım durumları olarak saklandıklarından, daha önceden geçerli olan semantik veya analitik işlemleme çabaları yetersiz kalmaktadır. EMDR, yetersiz kalan bilgi işlemleme sürecini harekete geçirerek travmatik anıların adaptif biçimde yeniden entegre edilmesini kolaylaştırmaktadır. EMDR’nin amacı, kişinin olumsuz yaşantı ile ilgili bilgiyi hızlı bir şekilde işlemesini sağlamaktır. Psikolojik problemlerin birçoğunda sorun, olumsuz olayın olmasından ziyade bu olayla ilgili olumsuz duyguların işlenememesi ile ilgilidir. Aslında işlenmesi gereken bilgi akışında, travmatik etki sebebiyle bir sorun ortaya çıkıyor. Şimdiki zamanda meydana gelen bir takım tetikleyici olaylar ya da durumlar, geçmişte olan ve kişi için halen bir sıkıntı kaynağı olan olumsuz düşünceleri, sahneleri, duyguları ve beden duyumsamalarını harekete geçirebilmektedir. Halbuki normal bir iyileşme sürecinde, geçmişteki olumsuz bir olayı hatırlasak bile o olayın duygusal içeriğini o olayın yaşandığı günkü kadar hissetmeyiz. Sağlıklı bir süreçte beyin kişinin yaşadığı olumsuz yaşantının etkilerini zamanla işler. EMDR ile, bu sürecin tekrar sağlıklı işlenmesi hedeflenir. İşin pratik ve biyolojik kısmı da işte böyle, umarım okuduklarınız sizde konuya dair merak uyandırabilmiştir. Bilim ışığınız olsun!

Kaynakça:
https://www.e-psikiyatri.com/emdr-nedir-nasil-uygulanir-1984