Virüs baş gösterdiğinden beri hepimiz evlerimizde uzun saatler geçirmeye başladık. Kimi karikatüristler evde geçirdiğimiz bu zamanı, hayvanat bahçelerine benzeterek hayvanlarla empati kurmamızı sağlayacak çizimler sergiledi. Aslında demir parmaklıklar ardına bırakılan ve sözde eğlence unsuru haline getirilen bu hayvanlarla empati kurmak için daha iyi bir örnek var. Çok değil bundan tam 50 sene önce yapılmış, insanlık tarihinin en korkunç gerçeği “insan hayvanat bahçeleri”.

insan
1905 yılında Belçika’nın Liege şehrinde bir insan hayvanat bahçesinin çekilmiş bir fotoğrafı / Fotoğraf: News Dog Media

İnsan duyunca inanamıyor öyle değil mi? İşte bu yüzden bu yazıya diğer yazılarım gibi bir başlıkla devam etmek yerine bir fotoğrafla devam ettim. Peki bu ilkel fikir bakın nasıl ortaya çıktı.

1800’lerde telefon, internet vb. dünyanın öbür ucundan bilgi sağlayabilecek teknolojik araçlar bulunmuyordu. Kaşiflerin ve maceracıların, ilkel kabileler hakkında yazdıkları hikayeler ve kitaplar, kabilelerin gelenekleri ve yaşam tarzı ile ilgili insanlarda büyük bir merak uyandırdı. İnsanlar diğer kültürlerin nasıl işlediğini, neler yaptığını, nasıl yaşadıklarını, onlardan farklılıklarının neler olduğunu görmek, öğrenmek istiyordu. Bunun üzerinde 1800’lü yılların sonunda o korkunç fikir daha fazla para kazanmak isteyen iş adamlarının aklına geldi. “İnsan hayvanat bahçeleri.” Üstelik antropologlar, diğer kültürler ve medeniyetler hakkında bilimsel çalışmalar ve araştırmalar yapmak için bu fikri altın bir fırsat olarak görüp desteklediler. 1800’lerin sonlarında bu fikri benimseyen sömürge güçleri, Afrika kökenli insanları Avrupa ve Amerika’nın en büyük şehirlerindeki kafeslerde sergilemek için harekete geçti. O dönemde bu yerlere “insan gösterileri” adı verildi.

insan

Düşününce bir çoğumuz “İş adamları bu korkunç fikri ortaya attı atmasına ama insanlar da gitmeyiversin.” deriz. Öyle değil mi? Ama o dönemin insanları hiç bizim gibi düşünmemiş. Bu korkunç manzarayı bir eğlence ve öğrenme unsuru olarak her gün neredeyse 40 binden fazla insan bu “insan gösterilerini” seyretmeye gitmişler. Zaten bir müddet sonra olay daha da çirkinleşmiş ve insan gösterileri ismi yerini insanat bahçesi ve insan hayvanat bahçesine bırakmış.

insan

Başta sadece küçük bir yerde başlayan insanat bahçeleri, 19. yüzyıl Fransa’sına da yayıldı. 1870-1871 yılları arasında, Prusya Krallığı’nın ordusu tarafından Paris şehri kuşatıldı. Paris halkı hayvanat bahçelerinde sergilenen hayvanları avladı. Ancak Paris Belediye başkanı, avlanan hayvanların yerine yenilerini getirmek yerine Paris’i özellikle Eyfel Kulesi’nin yakınına yayılan İnsan hayvanat bahçeleriyle doldurdu. 1889’da Fransız başkenti Paris’te düzenlenen uluslararası fuarda, insan hayvanat bahçesi de bulundu ve en az 18 milyon kişinin katıldığı bu küresel sergide 400 Afrikalı erkek sadece özgün kıyafetiyle, bazılar da çıplak olarak sergilendi.

1897 yazında, Belçika kralı II. Leopold, Başkent Brüksel’in doğusunda bir insan hayvanat bahçesi kurulmasını emretti ve yaklaşık 260 Kongolu bu bahçeye taşındı. Birçok kaynağa göre, en az 1,3 milyon Belçikalı Kongoluları görmek için Brüksel’in doğusundaki insan hayvanat bahçesini ziyaret etti.

insan

Fransa ve Belçika dışında Hollanda, İspanya, Macaristan, Almanya, İsveç, İtalya ve ABD’de de bu insan hayvanat bahçeleri bulunmaktaydı. Avrupa’daki insan hayvanat bahçeleri Afrikalılarla doluyken, Amerika’daki insan hayvanat bahçeleri Filipinlilerle doluydu. Sebebi ise belliydi. ABD’nin Filipinliler üzerindeki hakimiyetini tüm insanlığa göstermek.

insan

Bu insan hayvanat bahçelerine kapatılan insanlardan beklenen kendi kültürlerini o küçük alanda yaşamaya devam etmek ve bunları gelip geçen milyonlarca insana sergilemekti. Tıpkı şu an hayvanat bahçesine kapatılan hayvanlardan istediğimiz gibi… Yetmez gibi bu fuarların girişinde “lütfen beslemeyiniz daha önce beslendiler” gibi uyarılar ve levhalar bulunuyordu. Çok tanıdık öyle değil mi?

Burada yaşamaya dayanamayan bazı insanlar kurtulmak için intihar etmiş fakat ölülerini bile rahat bırakmayan bu caniler, ölü bedenleri de sergiler arasına yerleştirmişti.

Irkçılık ve Şaşırtan Yasaklama

Yazının başında da bahsettiğim gibi antropologlar yapılan bu insan hayvanat bahçelerini desteklemişler ve bu insanların üzerinde araştırma yapmaya karar vermişlerdi. Bu araştırmalardan biri 1904 yılında Missouri eyaletindeki St.Louis’de yapılan uluslararası serginin sona ermesinden sonra Amerikalı antropolog WJ McGee tarafından gerçekleştirildi. McGee evrim teorisi hakkında yeni bir fikir geliştirmeye çalıştı. Amerikan dünyasının hala hız kesmeden devam ettirdiği ırkçılık algılarına dayanarak, her insan ırkı insanın bugünkü biçimine doğru evrildiğini ve ırk ağacının en üstünde beyazlar bulunurken bu listenin en altı kısmı ise siyahiler bulunduğunu öne sürdü. Bir başka araştırma (!) 1918’de Amerikalı avukat Madison Grant tarafından gerçekleştirildi ve birçok ırkçı teorileri içeren bir kitap yayınladı. Grant’in fikirlerine dayanarak, beyaz ırkın bir Aryan ırkı ve insanlık için bir üst olduğunu düşündü. Bu nedenle dünyada beyaz ırkın egemenliğini sürdürülebilmek için geri kalan ırkların yok edilmesi gerektiğini öne sürdü. İnsanların bu şekilde sergilenmesi yetmezmiş gibi bu insan hayvanat bahçeleri insanların ırkçı olmalarına sebep olacak sözde bilimsel araştırmalara dayanan yazılar yayınladılar.

Peki sizce insan hayvanat bahçelerine ilk karşı çıkan ve yasaklayan kim dersiniz? Kendinizi hazırlayın çünkü cevap sizi oldukça şaşırtacak.

insan

Hayır doğru görüyorsunuz ve evet cevap Adolf Hitler. Irkçılık denince akla gelen isimlerden ilki olan Adolf Hitler insan hayvanat bahçelerini yasaklayan ilk kişidir.

İnsan Hayvanat Bahçelerinin Kapatılması

1900’lerin ortalarına doğru, bazı insanların gözü açılmış olacak ki insan hayvanat bahçelerine öfke duyanların sayısı giderek arttı. Bu sebepten yavaş yavaş yok olmaya başlayan insan hayvanat bahçelerinin sonuncusu, 1958 yılına Belçika’da sergilendikten sonra kapanmıştır.

Farkında mısınız? Yıllar geçse de insanlığın fikri değişmiyor. Neredeyse 100 yıl önce ırkçılığın temelleri ile oluşturulan bu insan hayvanat bahçeleri şu an yoklar fakat insanların akıllarının bir köşesinde hala ırkçılık var olmaya devam ediyor. Amerika’da ırkçılık protestoları, beyaz ırk – siyah ırk çatışmaları hız kesmeden devam ediyor. Teknoloji gelişirken insanlığında geliştiğine inanıyoruz. Fakat ben bunun sadece bir illüzyon olduğuna inanıyorum. Biz insanlar geliştiğimizi ve medenileştiğimizi sanıyoruz ama olduğumuz yerde sayıyoruz.

Kaynakça: 1, 2, 3

Editör: Minem Sena Kesen