Selam bugün Türkiye’nin gururları serisinde sizlerle Eren Bali’nin hayatını paylaşacağım.

Bazen başarmak kavramı sizden kaçsa da siz onu kovalamalısınız. Her insan başlıca kendisi olmak üzere fikirleriyle istekleriyle bir cevherdir. Bazıları bu cevheri hisseder ve keşfetmek için yola koyulur. Bu yolda bazen zorluklarla mücadele eder bazen kolaylıkla ilerlersiniz. Kumların altındaki hazine misali her fırtına kumları biraz daha uçurur ve hazine ortaya çıkar.

Eren Bali içindeki bir şeyleri farklı yapma isteğini çok küçük yaştayken hissetti. Ayrıca ailesi de ondaki bu farklılığı fark etmişti.

Daha 30 yaşına varmadan artık çalışmasa da yaşamını sürdürebilecek kadar sermayeye sahipti.

portre

Eren Bali Kimdir?

Eren Bali 1984’de Malatya’da bir dağ köyü olan Durulova köyünde doğdu. İlkokulu  bu köydeki tek odalı köy okulunda okudu. Birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar tüm çocukların tek bir sınıfın içinde tek bir öğretmenle eğitim almaya çalıştığı bir ilkokulda eğitim gördü. Ve o tek öğretmen annesiydi.

Henüz 4 yaşındayken babası ona kendi eliyle oyarak yaptığı bir satranç takımı hediye etti. Bu hediyeyle normalin dışında bir şeyler yapmaya başlaması bir oldu. Babasının yardımıyla bir yıl içerisinde satrancı öğrenmiş ve babasını yenmeye başlamıştı. Çok kısa süre içerisinde satrançtaki ustalığı iyice artmıştı ve artık kendisine rakip bulmakta zorlanıyordu. Satrançtaki başarısı onu çevresinde var olan imkanlardan bir adım daha öteye taşımıştı.

O dönemlerde doğudaki ve imkanları sınırlı olan yerlerdeki yetenekli öğrencileri keşfetmek için bir program vardı. Müfettiş Eren Bali’yi testlere sokmak istedi ve test sonucuyla bir sınıf atlatıldı. İlkokulu 5 yerine 4 yılda okudu.

Bir akrabasının bilgisayarı vardı ve yazları geldiğinde Eren Bali’yle saatlerce konuşur ona bilgisayar ve internetten bahsederdi.

Ortaokula geçtiği yıl Malatya Merkez ilçesine taşındılar. Öğretmenleri öğrencilere teşvik için onları matematik olimpiyatlarına götürdü. Olimpiyata kolejler, anadolu liseleri ve birçok okul katılıyordu. Olimpiyatta 200-300 kişi arasında birinci oldu. Köyden yeni geldikleri yıl maddi durumları müsait oldu ve tatile gitmeyi düşündüler. Bir yanda da Eren Bali’nin bilgisayar isteği vardı. Bir oylama yaptılar ve annesinin desteğiyle tatile gitmek yerine belki de tüm her şeyin başlangıcı olacak  bilgisayar yönünde karar kılındı.

Lise Hayatı

Lisede matematik olimpiyatlarına katıldı. Türkiye’de 6 madalya, uluslarası olimpiyatlarda gümüş madalya kazandı. O zamanlarda düşüncesi bir akademisyen olmak ve eğitim vermekti. Matematik profesörü olmak istiyordu.

Orta Doğu Teknik Üniversitesini kazanmayı başardı. Bilgisayar ve Matematik bölümünden çift ana dal yaparak mezun oldu. Üniversitede kendisini daha iyi tanıdı ve ne istediğini daha iyi anlamaya başladı. Bir şeyler üretmeyi seviyordu ve bunu ilk kez şu olayla fark etti: Üniversitede genelde insanların şahsi bilgisayarları yoktu. Taşınabilir bilgisayar ya da telefonlar mevcut değildi. Çoğu zaman okulun laboratuvarlarında ödev yaparlardı. Müzik dinlemek istedikleri zamanda bu bilgisayarları kullanırlardı. Yazın arkadaşları staja gitmek zorundaydı ve staj bilgisayarında müzik dinlemek mümkün değildi. İhtiyaçtan dolayı bir müzik uygulaması yaptı ve diğer bilgisayarla üzerinde çalışabilir (İnternet ile) halde tasarladı.

Ve bir şeyler üretmeye karşı olan sevgisi bu şekilde alevlenmişti. “Bazı insanlar girişimciliği para kazanmak için bazıları dünyayı değiştirmek için bazıları ünlü olmak için yapar fakat benim gibi insanlar bir şeyler üretmeyi sevdiği için bu işi yapar.” diyor.

Üretmenin verdiği zevk onu girişimciliğe itti ve akademisyenlikten vazgeçti. Ailesi de onu bu konuda destekledi. “Biz bu konudan anlamıyoruz fakat seni destekliyoruz.” dediler. Zaten ailesi onu küçüklüğünden beri hiçbir konuda zorlamamış ve onu ders konusunda diğer öğrencilerle rekabete sokmamıştı. Her zaman “Derslerdeki başarı bir yerden sonra mühim değil, her zaman sevdiğin şeylerle uğraşmalısın!” diyorlardı.

sv

Eren Bali’den İlk Girişim Atılımı

Eren Bali’nin ilk girişim fikri eğitimdeki problemi fark etmesiyle oldu. Eğitim probleminin tüm dünyada olduğunu fark etti ve bu problemi bir fırsat olarak gördü. Belki problemi tamamen çözmek mümkün değildi fakat daha aza indirmek mümkündü. Arkadaşı Oktay Çağlar’la beraber başlangıçta matematik konusunda dersler vermeyi ve yetenekli insanlara ulaşmayı düşündü. Fakat işin içine girince aslında bu işin çok daha büyük çapta yapılabileceğini fark ettiler. Çünkü sorun yalnızca matematikte değil herhangi bir derste de değil genel olarak eğitimdeydi. Yani her konuda; tasarımcılık, yazılım veya herhangi bir konu. Herhangi bir ülkedeki insan herhangi bir konuda eğitim almak isteyebilirdi ve bu bir ihtiyaçtı.


Öyle bir şey yapmalıyız ki ders verebileceğimiz 3-5 alanı değil, tüm dünyadaki eğitim kavramını etkilemeliyiz.”
dediler.

Ortaokul arkadaşı Oktay Çağlar ile birlikte bir şirket kurup, üç boyutlu görüntü teknolojisini kullanarak imarına başlanmamış binaların maketini gösteren gunlukbasin.com’u açtılar. Bu Udemy in atası sayılabilecek bir başlangıçtı. Fakat tutmadı. Bunun sonucunda oluşan zaman boşluğu sayesinde tam zamanlı olarak silikon vadisinde bir işte çalışmaya başladı. İçindeki asıl istek online eğitimi tekrar denemekti ve daha iyi bir şeyler ortaya koymaktı.

Bir işte çalışması onun hayaline engel değildi. Gündüzleri şirkete bir şeyler katmak geceleri ise uykusundan feragat etmek pahasına kendi hayalini ilerletmek için çabaladı. Bir süre sonra Amerika’ya arkadaşlarını getirdi.

Udemy Projesinin Son Evresi

Udemy tekrar geliyordu fakat daha güçlü bir projeyle. 2010’un başlarında şirketi resmi olarak kurdular. Yatırımcılarla görüşmeye başladılar. Tam 50 kere reddedildiler. Her ret sonucu kendilerinde hata bulmaya yönelip, mükemmele ulaşmayı çabaladılar. Bazen ümitsizliğe düştüler. Ama içlerinde onu yine de ileri iten bir şey vardı ve kendileri dışında birçok şirket bu fikir benzeri fikirlere sahipti. Onları farklı kılan şey fikrine olan inancı ve bir gün başarılı olacağına dair umuduydu.

Sonunda bir yatırımcı onlara güvendi ve yatırım yaptı. Bu yatırım dahi aynı yatırımcıya üçüncü gidişlerinde olmuştu. Ve udemy sıfırdan başlayıp milyonlarca kullanıcıya ulaştı. Dünyadaki en büyük online eğitim platformu olan udemy tüm dünya ülkelerine hitap etmekte.

Udemy sayesinde hem uzmanlara hem de eğitimcilere olanak sağlıyorlar. Onlar sayesinde internet üzerinde ders verip para kazanmak diye bir kavram ve meslek ortaya çıktı.

Gördüğünüz gibi yalnızca bir fikir(!) neleri değiştirmeye kadir.

Eren Bali’nin elde ettiği servet onu bir ömür yaşatmaya yetecek derecede ve bu servete 30 yaşın altındayken sahipti. Ama o çalışmayı bırakmadı. Onun için bir zevk haline gelen üretme becerisini bir yana bırakamazdı.

2014’te udemy’nin CEO’luğunu devretti ve Carbonhealth üzerinde çalışmaya başladı. Bu çalışma doktorlarla görüntülü görüşme, klinik randevusu alma, eczaneden ilaç siparişi, rapor sonuçlarını öğrenme ve takip etme gibi birçok özelliği bir arada topluyordu. (Bu proje 6 buçuk milyon dolar yatırım aldı.)

Bu pes etmemenin ve azmin hikayesiydi. Sevdiği işe aşkla bağlanmıştı. Onca redde rağmen fikrine sadık kalması bundandı.

Şu an 34 yaşında. 65 milyon dolarlık yatırım alan bir şirketin başında. Başarmak onun için daha fazlası için çabalamaya motive edici bir araç yalnızca.

Tek derslikli bir köy okulundan dünyayı eğiten bir adam olmak.
-Bu tek cümle onun başarısını açıklar.

Zorluklarla mücadele etmek imkansızlıklar içinden imkan doğurmak,işte farklılık  budur.  Köy okulundan bu başarıya sahip kaç kişi çıktı sizce?
Demek istediğim şu ki o diğerleri gibi sıradanlığı kabullenmedi. Hayali için mücadele etti.

Böyle güzel başarılara imza attığı ve Türkiye’mizin gururu olduğu için onu takdir ediyor, başarılarının devamını diliyoruz…

✔Pes etmemek insanın içindeki cevheri (Fikri) daha da parlatır, azim ise o fikri keskinleştirir.

Kaynaklar:
https://www.youtube.com/watch?v=7lmgOqJoBP0
https://ceotudent.com/silikon-vadisinin-en-iyi-girisimcilerinden-eren-balinin-basariya-giden-hikayesi