Eşyaları ve Sevdiklerimizi Putlaştırma Üzerine

Putlaştırma kelimesi, bize dini boyutta bambaşka şeyler çağrıştırıyor olabilir ama burada kullandığım anlamı biraz oradan ayrı. Hayatımızdaki bazı nesnelere, kişilere, fikirlere gereğinden fazla anlam yükleyip onları adeta putlaştırmamızdan bahsediyorum. Ya da bazı tanınmış kişilerden alınan ilham, sınırlarını aşıp fazla etkilenmeye dönüşebiliyor. Peki sevdiğimiz şeyleri bu boyutta kutsallaştırmamak için ne yapılmalıdır? Nesneler bizim gözümüzde nasıl bu hale gelir?

anlam

Neden Fazla Anlam Yüklüyoruz?

Bildiğiniz gibi, varlıkların ve nesnelerin maddi dünyadaki somut hallerinin yanında bir de kafamızda ifade ettiği anlamlar vardır. O nesnenin düşsel dünyamızdaki öznel, gerçeğinden biraz ayrılmış yansımasına da imge diyoruz. Zihnimizdeki “imgeler” bazen çığrından çıkabiliyor, bunun ise birçok farklı sebebi ve örneği olabilir. Fanatizm buna güzel bir örnektir, tuttuğunuz takım veya delicesine savunduğunuz siyasi görüşe öyle anlam yüklersiniz ki artık bakışınız daralmaya başlar. Hayatı o dar bakıştan anlamdırmaya ve yaşamaya başlarsınız. Böylece nur topu gibi putlarınız oluşmuş olur. 😀 Putun illa taptığınız bir şey, dini sembol olmasına gerek yok. Sizi bağlayan, sınırlayan hayatla aranıza giren o şey sizin manevi putunuzdur. Bazen iyi şeyler olsalar bile putları yıkmak lazım, çünkü o hale gelmiş her şey tehlikelidir. Bunun altındaki en önemli sebeplerden biri de spektrumumuzu dar tutmuş olmamızdır. Farklı inançları, yaşayışları, fikirleri, kişileri yani çeşitliliği hayatımıza soktukça bu döngüden sıyrılabiliriz. O çeşitlilikle putlarımız güçsüzleşir ve aslında put olacak bir yanı da kalmaz.

putlaştırma

Tüm varlığımız yarattığınız imgelerden oluşuyor. Eğer ömrünüzden daha uzun yaşamak istiyorsanız kendinizi (anılarınızı) bir yer(şey)lere yapıştırın, ama yarın kaybedeceğiniz şeylere yapıştırmamaya bakın.

“İmgeleri nesnelere yapıştırmak… Ya da biz kendimizi ne(re)ye yapıştıralım?”, Selim Tuncer

Nesnelerle, Mekanlarla Kurduğumuz İlişki

Bağlandığımız nesnelerle, mekanlarla kimi zaman bir bütün oluyoruz aslında ve bu bizi hayata bağlayan şeylerden biri haline geliyor, bir evimizin olduğu ve aidiyet hissi yaşamak gibi . Nesnelere yüklediğimiz anlam bizi bu şekilde besleyebilir ve rahatlatabilir. Fakat o ince çizgi aşıldıktan sonra o nesneler de kendini aşıp bizi bağlayan put ve kalıplar olabilirler. Edebiyat dünyasından bir örnek vermem kaçınılmaz oldu, Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi adlı eserinde karakterin eşyalalarla kurduğu bağı ve duygularıyla eşyalar arasında kurduğu bağı görüyoruz. Biriken anıların, eşya formunda müze haline gelip somutlaşması gerçekten etkileyici bir durum. Yani aslında eşyayla bağ kurmamız ve somutla soyut arasındaki ilişki kaçınılmaz, belki de gerekli. Bu noktada; bağınız olan eşya, nesne veya varklıklarla olan bağınızı “putlaştırma” kapsamı altında değerlendirmek gerekebilir. Umarım sizleri düşündürebilmişimdir, mutlu günler dilerim!

Kaynakça:

1

2

Bilgiyi Yay
Yazar Aslı Zengin
Yeditepe Hukuk 3. sınıf öğrencisi, geleceğin avukat adayı, 20 yaşında, okuma ve gezme tutkunu, hayatı ve kendini çözmeye çalışan birisi
Bu yazıyı beğendin mi?
110

Bir Cevap Yazın