Sözlükte dövme sözcüğünü aradığımızda karşımıza ‘deri altına iğne gibi sivri bir araçla renk veren maddeler koyarak yapılan çıkmaz yazı ya da resim’ açıklaması çıkar. Dövmeleri yapılış şekli, tekniği, amacı ve dönemine göre sınıflandırmak mümkün. Ben bugün sizlere farklı dönemlerde ve kültürlerde dövmenin yerinden bahsetmek istiyorum.

dövmenin

Dövme Sözcüğünün Kökeni

Türk Dünyasına baktığımızda günümüzde kullanılan ‘dövme’ sözcüğünün “insan ve hayvan vücuduna kızgın bir demirle vurulan damga, işaret, im” anlamına gelen “dâg/tâğ” kökünde türediği görülür. Günümüzde Batı dillerinde kullanılan ‘tattoo (dövme)’ sözcüğünün ise Tahiti dilinde muhtemelen dövme yaparken çıkan ritmik “çakma”, “vurma” ya da “dövme” sesinin yankısı olan “ta-tatu” sözcüğünden türemiştir. Zaman içinde fonetiğinde meydana gelen değişimlerle ta-tatu sözcüğü tattoo halini almıştır.

Dövmenin Tarihçesi

dövmenin

Mısır’dan Yunanistan’a, Japonya’dan Amerika’ya neredeyse dünyanın bütün coğrafya ve kültürlerinde insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. İlk olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemekle birlikte dövmeye dair en eski kalıntılar  Fransa, Portekiz ve İskandinavya’daki mağaralarda yapılan çeşitli kazılar sonucunda elde edilmiştir. Nitekim Fransa’da yapılan kazılarda elde edilen çanak çömlekler, keskin çakmaktaşı aletler ile siyah ve kırmızı pigment izleri dövmeye ilişkin ilk kanıtlar olarak kabul edilir. 

Farklı Kültürlerde Dövmenin Yeri

Dövmenin farklı kültürlerdeki yerini incelemeye Avrupa’dan başlarsak dövmelerin tedavi amaçlı kullanıldığı sonucuna varabiliriz. Doğal koşullarda günümüze kadar korunmayı başarmış “Buz Adam Ötzi”, bugüne kadar dövmeye dair elde edilmiş tarihsel ve arkeolojik kanıtların, kuşkusuz en önemlisidir. Dejeneratif eklem hastalığına sahip Ötzi’nin tüm dövmelerinin eklem yerlerinde olması bu dövmelerin çeşitli hastalıklara karşı tedavi amacıyla kullanılmış olabileceğine dair ipuçları verir.

Hitit kültüründe ise dövmeler daha çok ‘Ana Tanrıça ’ya tapınmak için yapılmış. İnsanlığın yerleşik olarak yaşamaya başladığı ilk alanlardan olan Çatalhöyük’teki buluntular incelendiğinde Hititlerin “Bereket Tanrıçası” ile ilişkili bir biçimde ellerine yaktıkları kınalarla Tanrıçaya bağlılıklarını gösterdiklerine dair kuvvetli kanıtlar görülür.

dövmenin

Dövme Mezopotamya kültüründe kölelerin, hayvanların ve tapınaklara ait adakların mülkiyetini belirlemek; bunun yanı sıra köle ve suçluları cezalandırmak için bir “cezalandırma işareti” olarak kullanılmıştır. Örneğin, Ninova’dan kalan bir belgeden, saygın bir bilim ve din adamının bilinmeyen bir nedenle Asur’dan kaçtığı ve görünüşe göre “elleri ve yüzü damgalanarak” sonradan bir köle haline gelmiş olduğu anlaşılmaktadır.  

Eski Mısır’da ise dövme tedavi ve büyüsel amaçlarla ya da dinsel ve mistik bir ritüelin parçası olarak adak törenlerinde kullanılmıştır. 

Biriton Kültüründe Biriton erkekleri savaş sırasında korkunç görünmek için vücutlarını boyayarak hayvan desenleriyle süslemiştir. Hatta çağdaş anlamda “Britanya” sözcüğünün kökeni dövme ile yakından ilişkilidir.

dövmenin

Greek-Roma dünyasında, Yunancada derideki “ben”, “leke”, “iz” ya da “işaret” anlamına gelen “stigma” sözcüğüyle ifade edilmiş olan “dövme”, daha çok kölelere ve suçlulara kızgın demirle uygulanan bir cezalandırma işareti olarak kullanılmıştır. 

Geleneksel açıdan bakıldığında dövme bir toplumun geleneğini ve felsefesini insan bedeninde ölümsüz hale getirmekken, modern dünyada dövmenin ‘’bir moda ve kapitalist tüketim işareti’’ haline geldiği söylenebilir. 

Daha detaylı bir okuma için buradaki makaleye de bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Kaynak: 1, 2

Editör: Efe Şen