Mesleki kreatifliğin başladığı zaman, işe duyulan tutkunun çalışma ve ödev sorumluluğunun önüne geçtiği andır. İşini sevmek insana çok başka bir perspektif sağlıyor. Yaptığı işi büyük bir sevgiyle yapan insanlar yaratıcı düşünme becerisiyle yaptıkları işi sanat haline getirebiliyorlar. Federico Babina da işini aşkla yapan bir mimar. Klasik tanımların ötesinde işler yapıyor ve yaratıcı zekası ile bizleri büyülüyor. Gelin birlikte onu ve işlerini daha yakından tanıyalım.

“Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”

Konfüçyüs

Federico Babina Kimdir?

Federico Babina ve İlhamı

Federico Babina, 1969 doğumlu İtalyan mimar ve grafik tasarımcısı. Barselona’da yaşıyor ancak içindeki merağı gidermek için dünyayı görmenin öneminden çok sık bahsediyor. Her gün bir çocuğun gözlerinden dünyayı gözlemlemek için yeni yollar arıyor. Çocukların evrendeki her şeyi serbest, kısıtlamalar olmaksızın ve hiçbir şeyi koşullandırmadan görme vizyonları olduğu için çocuk merakını ve heyecanını canlı tutmaya çalışıyor. Kendisinin de değindiği gibi çocukluk çizimlerimiz aslında çok değerli. Miniklerin çizimleri olağanüstü güzellikte çünkü alışılmadıklar ve tamamiyle hayal gücüne dayanıyorlar. Gökyüzü mavi olmak zorunda değil ya da dağlar pembe olabilir. Hiçbir şey kesin ve katı değil. Kurallar yok ve her şey akışına bırakılınca güzelleşiyor, plan yapmaksızın içten gelen, son derece basit ve net olan çocukluk çizimleri Federico Babina’nın ilham kaynağı.

Federico Babina ve Hayatın Mimarisi

Dünyayı gördüğü şekliyle bambaşka ve rengarenk tekniklerle açıklamaya çalıştığını söylüyor. Bazen mesleği dolayısıyla mimari figürlerle bazen grafik dizayn bilgisi nedeniyle bambaşka sembollerle oluşturuyor sanatını. Kendini bir tekniğe hapsetmekten kaçınıyor ve dildeki çeşitlilik de onun için harika bir kaynak. Terimleri, insanları, şehirleri ya da masalları kısacası herhangi bir şeyi kendi bakış açısıyla anlamlandırıyor. Çizim ve illüstrasyonun bir fotoğrafta birçok düşünceyi duyguyu kelimelerden daha etkili ifade ettiğini söylüyor. Her fotoğrafın bir hikaye olduğunu ve bu resimlerin bambaşka hikayelere tanıklık ettiğini belirtiyor.

Federico Babina ve Hayatın Mimarisi
Federico Babina’nın gözünden sanatçılar

Eserleri ve Youtube Kanalı

Federico Babina’nın eserlerini videolaştırması sonucunda oldukça değerli ve etkileyici bir youtube deneyimi yaşayabilirsiniz. Kanalında animasyon videolar haline getirdiği videolarını profesyonel bir şekilde bizlere sunuyor. Kurgusu, müziği ve mimar bakış açısından sanat eserine dönüşen animasyonlarına bayılacaksınız. İllüstrasyonlarını web sitesinde satıyor ve kitaplaştırılmalarını da sağlıyor. Tasarımları çok çeşitli ve kendini herhangi bir şekilde sınırlamıyor. Mimar perspektifinden yaptığı tasarımların farklı iki alanın harmanı olması nedeniyle bu uyum mümkün.

“Her şey hakkında bir şey öğrenmeye ve bir şey hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışın.”

Thomas H. Huxley

En Ünlü Eseri ve Ardındaki Gerçeklik

En bilinen eseri hayatın en içinden ve en çok insana dokunan konusuyla ilgili. Ruhsal rahatsızlıkların insandaki etkilerini evler üzerinde göstermiş. Federico Babina, Archiatric adlı bir proje tasarladı. 16 rahatsızlığın binalardaki tahribatını görüp bunları hissedebilenler için oldukça somut bir proje. Her bir ev ayrı bir hikaye bizlere bambaşka şeyler anlatıyor. Bu hastalıkları deneyimleyen insanlar kendi duvarlarını örerek oraya kapanıyorlar. Her sanat eserinde olduğu gibi üzerine düşünüp bu gerçekliğin farkına varmalıyız. Farklı olanları dışlamaktan ziyade kendi içlerindeki savaşı izlemeye ve empatiye davet eden bu tasarımlar çok değerli. Sanat yalnızca estetikten ve gerçeklikten ibaret değildir. Tıpkı bu örneklerde olduğu gibi kimsenin göremediği,insanın en içindeki hislerinin ve ruhunun dışa vurumudur aynı zamanda.

Bizlerin görsellikle bazı durumları daha kolay anlıyor oluşumuz hedeflenmiş aslında. Gördüğünüz gibi yapılarda derin hasarlar var ve onarılmaları da oldukça güç. Gerçek hayatta bu rahatsızlıkların insan ruhunda ne gibi hasarlar bıraktığını tahmin etmek oldukça zor. Her şeyden önemlisi kimseye düzeltilmesi gereken ya da hasarlı insanlarmış gibi davranmamak. Tasarımlarda da fark edildiği üzere acı ve izole olmak hepsinin ortak noktası bu bağlamda üzerimize düşenleri yerine getirmeliyiz.Dışarıdan sağlam gözükmek de belirleyici bir faktör değil üstelik. Geçirilen depremleri bilmeden içerideki onlarca çatlak ve döküntüyü görmeden yargıya varmak da oldukça yüzeysel.

Tanıştığınız herkes, hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir savaş veriyor.
Nazik olun.
Daima.

Platon

Elbette bir uzman değilim ancak sanat kişiden kişiye değişip yorumlanabilen hislerin ve düşüncelerin özgür ifade biçimidir. Bu zihinsel kargaşa hallerinin bazılarının binalardaki etkisini öğrendiklerim doğrultusunda kendimce yorumlayacağım.

Depresyon bu rahatsızlıklardan en yaygın olanı ve en yalnız ev olmalı, içten içe yok edip ve günbegün eriten. WHO’ nun epidemik olarak tanımladığı bu rahatsızlığın sağlığımıza olan zararları da çok tehlikeli. Kalp krizinden diyabete sağlığımızı tüketen bu rahatsızlık günlük hayat kalitesini düşürüp bizi yavaşça yok ediyor.

Anksiyete, Federico Babina’ nın eserine göre dikenli tellerle sarılmış, zincirlenmiş ve etrafı çitlerle çevrilmiş bir ev. Kapısız ve penceresiz tasvirlenmiş bu eserde anksiyetenin insanı nedensiz korku ve kaygılarla hapsedip çıkış yolu bırakmamasını çok iyi özetlemiş.

Otizm, nörobiyolojik bir gelişim bozukluğudur. Otizme sahip iki birey direkt aynı değildir. Herkes çok ayrı ve özel değerlendirilir çünkü herkesin zihinin dışa vurumu çok geniş olasılıklar içerir. Tekrarlanan davranışlar ve çok farklı entellektüel potansiyel ya da bambaşka dil kullanımı becerisi gibi. Kendilerini toplumdan soyutlayabilme ihtimali olan bu hastalık, bir ev olsa tıpkı bir labirent gibi iç içe geçmiş farklı katmanlı izole bir yapı olurdu.

“Herkesin zihni, onu dünyanın geri kalanından soyutlayan kalın duvarlara sahiptir.

Federico Babina

Bu animasyonlu video görüntülerin etkisini daha da yoğunlaştırıyor. Babina olaya çok daha farklı bir gözden bakarak ” Mekânın insan davranışı üzerine etkisi yadsınamaz bir gerçek. Bu nedenle mekân tasarlayan bir mimar; aslında tavır, davranış ve deneyim tasarlıyor.” şeklinde açıklıyor işini.

Son olarak her gün kendi savaşını verip ayrı bir galibiyetle günü bitiren bu insanlar aynı zamanda savaşçılar. Savaş sırasında yara almak da oldukça normal. Doğan Cüceloğlu’nun “Savaşçı” kitabında bahsettiği üzere kötü hisler sebepsiz değildir. Bizlere içinde bulunmamıza rağmen farkına varamadığımız hapishaneden çıkmamız için destek olan arkadaşlarımızdır. Hedefi şaşırmadan odaklanmamız gerekenleri belirlemeli ve onlarla savaşmalıyız.

Kaynakça ve İleri Okuma:

1, 2, 3, 4