Girişimci Olmadan Önce Bilinmesi Gereken 3 Önemli Şey! (Hikayeleştirilmiş)

girişimci

Şehrin güzelliklerini ayaklar altına seren en güzel konumdaki iki katlı büyük bahçeli evlerden birinde oturmaktaydı. Normal şartlar altında okyanus ve yeşil sonsuzlukla büyüleyici bir manzaraya sahip olan evine sadece geceleri gelebiliyordu. İşleri o kadar yoğun oluyordu ki gece gelmediği zamanlar bile oluyordu. Buna çözüm olarak son bir yıldır haftada en az bir gününü işlerden tamamen soyutlanmış bir şekilde geçiriyordu. Gariptir ki bunu yapmaya başladığından beri verimliliği daha da artmıştı. 

Yine kendi kendine izin verdiği günlerden birindeydi. Sabah her zaman kalktığından iki saat kadar geç kalkmıştı. Bol çeşitli ama sağlıklı kahvaltısını hazırlayıp tek başına da olsa mini bir ziyafet vermişti. Gün boyunca evden çıkmayacaktı ve kimse de gelmeyecekti ama gençliğinden gelen bir alışkanlıkla hep yaptığı gibi uzun sarı saçlarını yine uzun uzun taradı. Kusursuz görünmek istemesinden mi yoksa tararken tatlı düşüncelere dalmayı sevdiğinden mi bilinmez, yavaş ve olabildiğince uzun sürede tarardı. 

Uykusunu tamamen üzerinden attıktan sonra güne kitap okuyarak başladı. Daha yeni okumaya başlamıştı ki birden bu tatil günlerinde tek iletişim kanalı olan mailin bildirim sesiyle şaşkınlığını mimiklerinden gizleyemeden kitabını bıraktı. Gelen mail asistanından değildi ama bu nasıl olabilirdi? Sadece ona çok çok önemli durumlarda mail atılması için verdiği bir mail adresiydi bu. Hemen maile baktı, hiç tanımadığı genç birinden gelmişti ve bloğunda yazdığı konulardan biriyle ilgili bir şey soruyordu. “Blog mu? Ne bloğu?” demekten kendini alamamıştı. Birden yıllar önce girişimciliğe ilk adım attığı yıllarda anonim bir isimle insanlara kendi serüvenini anlatmak için yazılar yazdığı bloğu hatırladı. En son on yıllık yenileme yaptığını ama bunu ne kadar yıl önce yaptığını bile hatırlayamamıştı. İlginçtir orası için oluşturduğu maille acil durum maili aynıydı ama bunu bu ana dek fark etmemişti. Daha önce de kimse bu adrese mail atmamıştı…

Yazılı içeriklerin son demlerini yaşadığı dönemlerde kendi girişimcilik serüvenini ve bu yola girmek isteyenler için oluşturduğu bu platform hiç ilgi görmemiş o da bir süre sonra yazmayı bırakmıştı. Lakin yazdıklarını silmeye de kıyamamıştı. Mail ise bu kadar yıl sonra girişimci adaylarına yine aynı tavsiyelerde bulunup bulunmayacağından ve yazarın şu an ne yaptığı ile ilgiliydi. 

Şimdilerde ülkenin öne çıkan sayılı şirketlerinden birinin kurucusu ve yöneticisi, üstelik de kadın olarak bunu başarmış biri olarak yeni adaylara gerçekten ne önermeliydi? Onun zamanıyla şimdiki zaman arasında ortak paydalar var mıydı? Bu sorular kafasında hızlıca dönüyordu. Gözlerini kapatmış sırt üstü uzanmış düşüncelere dalmıştı bile. Geçmişe, o heyecanlı yıllara gitmiş, şimdiyle kıyaslamış ve önemli bir şey fark etmişti. Bir girişime başlamadan, girişimci olmadan bilinmesi gereken aslında temel üç önemli şey vardı ve bunlar asla değişmeyeceğe benziyordu.

Kendisi bu zorlu yola girdiğinde, hatta okulu bile bıraktığında -o yıllarda hala okul ana öğrenme ve gelecek kaynağı olarak görülüyordu- güvendiği önemli bir şey vardı. Adım atmak istediği alan gerçekten sevdiği bir alandı ve daha öncesinde bu alanla ilgili birçok tecrübe edinmişti. Eğer sevdiği şeyle ve tecrübeyle girişimciliğe adım atmasaydı ne okulu bırakacak cesareti ne de bu kadar başarıyı elde edebilirdi. Bundan kesinlikle emindi.

network

Sonrasında değerini çok geç fark ettiği bir şey vardı, bu şey o kadar önemliydi ki önemini biraz daha geç fark etse tüm her şeyini kaybedecekti: Network! İnsanın tanıdığı kişi sayısı ne kadar fazla olursa, sektörden ne kadar çok insanla tanışırsa yaptığı iş o kadar hızlı büyüyordu. Bunu geç fark etmiş olsa da durumu kısa sürede lehine çevirdiği için hızla yükseldiğini hayal meyal de olsa hatırlıyordu.

İlginç bir şey daha vardı. Bu çağda bile hala insanların kendine güven sorunu yaşadığını görüyordu. Halbuki o yıllarda, girişimciliğin daha yeni popüler olduğu yıllarda elinde hiçbir şeyi olmamasına rağmen, etrafındaki herkes ona inanmasa bile o kendine güveniyor, kendine inanıyordu. O kadar inanıyordu ki her sabah gelecekteki konumuna geleceğini bilerek, o güvenle uyanıyor, tüm gün çalışıyordu. Şimdilerde gençlerin etrafı destekçilerle, teşviklerle dolmuş olmasına rağmen hala kendilerine güvenmiyorlardı. Hala tam olarak anlam verememişti bu duruma ki kendine güven sadece girişimciliğin değil her başarının, her işin temel anahtarıydı…

Geçmiş ve şimdiki zaman arasında saatlerce düşünmüş ve yüzünde huzurlu bir tebessüm oluşmuştu. İnanmıştı ve başarmıştı bunu bir kere daha bilmek, fark etmek mutluluk vericiydi. Şimdi maile cevap verme ve bu kişiyi tanıma zamanıydı…

İlk defa denediğimiz bu format için aşağıdan beğenip beğenmediğinizi iletirseniz çok mutlu oluruz.

Bilgiyi Yay
Written by Odin Enes ÖZLEN
Kendi hayallerinin peşinden gitmeye cesareti olup mutlu olmaya çalışan KreatifBiri'yim :)

Leave a Reply