Hayatımızın bazı dönemlerinde etrafımızın yanlış insanlarla, çarpıtılmış haberlerle ve mantıksız değer yargılarıyla kuşatıldığını hissettiğimiz anlar olmuştur. Gresham kanunu da tam olarak burada devreye giriyor. Hayatta kötünün, iyiyi kovduğunu ve değersizleştirdiğini savunan bu yasa; oldukça dikkat çekici. Yazı boyunca kullanacağım “İyi, kötü, doğru ve yanlış” kavramları göreceli olmakla beraber yasayı daha iyi anlamak içindir.

Gresham Yasası

Gresham yasası, Kraliçe I. Elizabeth’in mali danışmanı Sir Thomas Gresham’ın adını kullanan bir ekonomist tarafından finans alanındaki bir gözlem ile ortaya atılmıştır. Bu yasa, finansal temellendirmeyle ortaya çıkmasına rağmen hayatın her alanında gözlemlenebilir bir teoreme dayanır. Gresham, birim değeri eşit ancak nitel değeri farklı kalitede paralardan miktarca fazla olanın piyasada egemen olacağını savunmuştur.

15, 16 ve 17. yüzyıllarda paraların değerini yapıldıkları metaller belirliyordu. Gümüş, altın ve bazı değerli metaller belirleyici faktördü. Aradan yıllar geçtikçe bu değerli metallerden yapılmış madeni paraların değeri artmaya başladı. Madeni paraların değerlerini üzerlerindeki sayılar yansıtmaz oldu. Yeni ve kalitesiz metallerden yapılmış madeni paralarla eskileri aynı sayısal değeri taşıyorlardı.

Thomas Gresham, eski ve değerli olan bu iyi paraların kötü ve değersiz olan yeni paralar tarafından yok edileceğini savundu. Böylece kehanet kendini gerçekleştirdi. İnsanlar değerli metallerle yatırım yapmak istiyor bu nedenle onları saklıyorlardı. Gün geçtikçe piyasada kimse altın ve gümüş paraları kullanmamaya, alaşımlarla alışveriş yapmaya başladı. Bu sayede yatırım yapmak istediklerinde piyasada olmayan bir değer öne süren yatırımcılar zarara uğramış oldu. İşin özü, kötü para iyiyi kovdu.

Gresham yasası

Gresham yasası kötünün eninde sonunda iyiyi kovacağını ve piyasadan sileceğini savunuyor.

Belirli bir zaman sonra doğru ve iyi olan hiç var olmamış olacak. Tıpkı bir illüzyon gibi.

Hayatımızın her alanında gördüğümüz bu kavram sosyal medyada da oldukça yaygın. Kaynakları doğrulamadan çok etkileşim alan haber ve yazılara inanmaya eğilim gösteriyoruz.

Günümüzde Gresham Kanunu ve İşin Aslı

Günümüzde, özellikle sosyal medyada bir haber ya da bilgi gördüğümüzde ilk olarak dikkatimizi etkileşim miktarı çekiyor. Yaygın olanı doğrulaştırıyor, pozitif bir yaklaşımla ona inanmak istiyoruz. Dört bir yanımız asılsız haber ve söylentilerle doldu. Politikacılardan doğruları söylemelerini değil, istediklerimizi duymayı bekliyoruz. Kaliteyi değil tercih edileni merak ediyoruz. Düşünmüyor, alışkanlıklarımıza uygun davranıyoruz.

Bir örnekle anlatmak gerekirse iki tane ilaç şirketi düşünelim. İçeriği daha doğal olan ilaç şirketi kendi halinde doğru bildiği işi yapıyor. Rakibine göre daha çok kimyasallar kullanan firma ise eczanelere ve doktorlara ürünü tanıtıyor ve rüşvet vermeye çalışıyor. Ürününün yaygınlaşması için onlarca reklam veriyor ve bir süre sonra baktığımız her yerde onu görüyoruz. Piyasada satışları gitgide artıyor ve istediği yere eninde sonunda geliyor. Peki doğru üründen neden kimsenin haberi yok ve yanlış olan nasıl tek bildiğimiz haline geldi?

Doğru yani iyi olan çoğu şeyin bir kenarda bilinmeyi beklediği gerçeği var. Kötü olan iyiyi çoktan kovdu bile. Bu davranışlarımızın aslı ise toplu hareket etme arzusu ve sürüye uymakla ilgili.

Gresham Yasası: Kötü İyiyi Kovar 1

Hayatta kalma psikolojimizin bize kazandırdığı alışkanlıklardan biri yüzünden böyle davranıyoruz. Adaptasyon sağlamaya ve uyumlu olmaya çalışıyoruz. Çünkü farklı olarak bedel ödemek değil, benzer olarak hayatımızı güvenle sürdürmek istiyoruz.

“Farkındalığının farkında olan kişi farklı olduğunu bilir; o artık kabileden değildir.”

Eddi Anter

Kaynakça: 1, 2

Editör: Sena Bakı