Bir haftada iki ailenin intiharı…
Birinin siyanür kaynaklı olduğu kesinleşmişken diğer ölüm haberinin ise kesin olmamakla birlikte yine siyanürden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Siyanür Nedir?

Siyanür bir karbon ve buna bağlı üç azot atomunun bileşimi ile meydana gelen bir kimyasal maddedir. Bünyesinde oksijeni de barındıran bu madde normal şartlarda tükettiğimiz gıdalarda da bulunmaktadır. Tabii bu vücuda zarar vermeyecek kadar azdır. Ancak aşırı dozda tüketim durumunda ölüme sebebiyet vermektedir.

siyanür


Etkisini birkaç saniyede göstermesi mümkün olan bu tehlikeli madde ortam ısısına göre havaya karışıp solunum yolu ile de ölümlere sebebiyet vermektedir.
Son bir haftada iki ailenin ölümüne sebep olmuş olan bir ‘zehir’dir.
İk ailenin ölümü sonrası sebep olarak ekonomik sıkıntılar gösterildi ta ki evde bir kitap bulunana kadar. Richard Dawkins’in yazdığı ve yazıldığı dönemde tepkileri üzerine çeken “Tanrı Yanılgısı” adlı bu kitap ölüm sebebi olarak gösterilmiş, daha doğrusu bu kitap ile inançsızlığın ölümlerine sebep olduğu belirtilmişti.

insan


Ölen kişilerin inançlarına dair hiçbir bilgiye sahip olmadan bu yorumu yapabiliyorsak müneccim olabilme ihtimalimiz yüksek(!)
Doğrusu bize ilginç gelen bu kitap ya da onların ölümü değil, başta sebep olarak ekonomik olaylar baş gösterirken ne oldu da olay tümüyle inanç mevzusuna bağlandı?
Akıllara 20 Ekim’de Kocaeli’nde intihar eden müezzin gelmez mi?
Bir şeyi savunurken tezi ile savunun yoksa inancınızı (hak olan bile olsa) doğru ifade edemezsiniz.

İnançlı Olmak Yaşamın Garantisi mi?

Evet inanmak, bir şeye bağlanmak, birinin varlığını hissetmek huzur verir. Bu günlük hayatta da böyledir; sevdiklerimiz tarafından sevilmek, bazı kimselere verdiğimiz değerden ötürü onlara hayatımızı adamak, bağlanmak bizi bu dünyanın yaşanabilirliğine ikna eder, ‘inandırır’.
Dinler katında da bu böyledir. Eğer doğru din olduğuna eminseniz, hiç kimsede bulamayacağınız huzuru onda bulacağınızı bilirsiniz.

Peki herkes inandığı dinin gerekliklerini eksiksiz yerine getiriyor mu? Şunu biliyoruz ki hiçbir din kadına şiddeti, hayvanlara eziyeti, çocuklara cinsel saldırıyı, insanın dünyaya ettiği zulmü hak görmez. Ancak bunları yapanlar da kimi zaman bizimle aynı inanca sahip olan kimselerdir. Öyleyse inançlı olmak yaşamanın sebebi olabilirken sürdürmenin garantisi olamaz. Eğer öyle olsaydı aynı inancı paylaştığımız kimselere sonsuz güven duyardık. Ancak şu an için pek mümkün görünmüyor gibi(!)

çocuk

Peki ikinci gelen intihar haberi…
Bunun için de mi inanç mevzusunu ön plana çıkarıcaz? Yoksa biri çıkıp batan gemimizden bahsedecek mi?
Enflasyon rakamları, uluslararası ilişkilerimiz, doları silah olarak kullanan bir düşman, işsizlik, yüksek faizli krediler, reel efektif döviz kurunun durumu…
Evet biz şu an bunu açıklamayacağız, çünkü resim bariz ortada(!) Ve biz bu durumda ekonomik tahminlere pek ihtiyaç duymuyoruz.
Sadece şunu belirtmek isteriz ki söz konusu intiharlar anlık olan birer olay değil, bir sürece dahil olmuş bu insanların borç, işsizlik, iş yerinde mobbing, tükenmişlik sendromu gibi faktörler ile baş edememesinin bir sonucudur.


Son olarak akıllara Yeşil Yol’daki şu cümleler gelir:

Yoruldum patron!
İnsanların insanlara saldırmasından, çocukların ömrünün kelebeklerin ömründen kısa olmasından, adaletin bozguna uğradığı bu dünyadan yoruldum.