Merhaba çok değerli KreatifBiri okurları, bir moleküler biyolog ve aynı zamanda klinik araştırma koordinatörü olarak hepinizin aklındaki; bu aşı ne durumda? Ne zaman çıkacak? İnsan denemesi, hayvan denemesi nedir? Faz 1, faz 3 dedikleri mesele nedir? Rusya bulduk diyor gerçekten buldu mu? sorularına bildiğim, araştırdığım kadarıyla cevap vermeye çalışacağım. Hazırsanız başlayalım…

Aşının Tarihi Nedir?

Yaklaşık 200 yıl önce bilim ve teknoloji bu kadar gelişmemişken, yüzlerce hatta binlerce insan hastalık salgınından hayatını kaybediyordu. Artık aşılar ve ilaçlar sayesinde birçok hastalık büyük bir başarı ile kontrol altına alınabilmiştir.

Tarihte aşı konusu aslında çok eskilere dayanıyor, mesela 7. yüzyılda bazı Budist rahipler yılan zehrini içerek yılan ısırılmalarına karşı bağışıklık geliştirmeye çalışmışlardır. Aşıda ilk uygulama ise Çin’de Sung Hanedanı döneminde çiçek hastalığından korunmak için, ciltteki iltihaplı maddenin sağlıklı kişilerin burnuna verilmesi olarak bilinmektedir.

Bizim tarihimizde ise deneme yanılma yoluyla aşı uygulamalarının tarihi 1700’lere uzanmaktadır. O zamanlar Edirne’de çiçek hastalığına tutulmuş biri bulunup, döküntülerindeki irin, çiçek çıkarmamış çocuklara aşı yapmak üzere toplanırdı. Geleneksel olarak bu işi yapan aşıcı kadınlar, ceviz kabuklarında ya da incir yapraklarında hastaların döküntülerinden alınan irini biriktirir, deriyi çizerek bu irini aşılar, sonra yara yerini gül yapraklarıyla kapatırlardı. Bu yol sayesinde de ölüm oranları azalırdı.

aşı

Asıl çığır açan aşı teknolojisi ise hepimizin de bildiği üzere Pasteur’ün kuduz aşısıyla başlamıştır. Paris’te Pasteur Enstitüsü’nde 1884’te ilk kuduz aşısı geliştirilmiş ve ilk kez bir insan üzerinde denenmiştir. 1894’te ise Berlin’de Behring, Paris’te Roux ve Grancher difteri ve tetanoz serumlarını geliştirmiştir. Bilimin ve teknolojinin de gelişmesiyle o günden bu yana birçok yeni nesil aşı teknolojileri ortaya çıkmıştır.

Aşı’yı Üretmek Kolay Mı?

Biliyorsunuz ki Covid-19 dünyanın yaşadığı ilk pandemi süreci değil. Tarihte karşımıza çıkan ve milyonlarca insanı öldüren HIV\AIDS, Asya gribi, İspanyol gribi, Kolera salgını vb. salgınlarda teknoloji ve bilim bu kadar gelişmemişti. Şu an ki gibi 1 sene içerisinde aşıda bu kadar yol kat etmek hele, hiç mümkün değildi. Örneğin HIV için hala bir aşı bulunabilmiş değil. Bu da demek oluyor ki aşı için “aa hemen bulun, hemen yapın” demek deveye hendek atlatmaktır.

Şu an Covid-19 aşı sürecinin bu kadar hızlı gelişmesinde bilimin çok gelişmesi ve tüm dünya ülkelerindeki bilim insanlarının bu aşıya odaklanması faktörleri çok büyük bir artı. Kendi fikrimi sizleri korkutmadan belirtmem gerekirse de, bir aşının bu kadar erken çıkması, yeterli denemeler yapılmadan ortaya konması tehlikelidir. Tıp tarihindeki korkunç vaka olan Thalidomide vakasını belki biliyorsunuzdur. Bir ilacın ya da aşının nasıl bir yan etki yapacağı uzun araştırmalar sonucu ortaya çıkar, sen hızlı olsun diye acele edip yeterli denemeler yapmazsan belki şu anki nesli etkilemese bile gelecek nesilleri etkileyecek yan etkiler oluşturabilirsin.

aşı

Şimdi ben bunları yazdım diye de aşı olmayın diyorum algısı olmasın tabi, Covid öncesi dönemde birçok kişi aşı yaptırmaya karşıydı. Televizyonda Canan Karatay aşı yaptırmayın dedi diye çocuğunu götürmeyen birçok insan vardı. Hatta Türkiye’de aşı yaptırmayan insan sayısı 23 bine çıkmıştı. Şunu unutmayın ki aşı sayesinde boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, çocuk felci, verem nedeniyle çocuk ölümlerinin sayısı 1989’da 5 milyon dolayındayken, bugün bu altı hastalıktan ölüm yılda yalnızca 100 bin civarındadır. Eğer güvenilirliği ispatlanan, belgeleri yayınlanmış, denemelerinde güzel sonuçlar veren bir aşı çıkarsa ortaya gidip olabilirsiniz, bu size fayda sağlar. Fakat dediğim gibi bunun için zamana ihtiyaç var. Siz bu süreçte sosyal mesafe kurallarına uyup, maskelerinizi çenenize ya da kolunuza değil de ağzınıza (burnunuzu kapatacak şekilde!) takıp, ellerinizi bol bol yıkarsanız en azından aşı bulunana kadar vaka artışını azaltırız.

Covid-19 Aşısı İçin Durum Nedir?

Dünya Sağlık Örgütü’nün Çin ofisi, 31 Aralık’ta Wuhan kentinde sebebi belirlenemeyen gizemli bir hastalık tespit edildiğini bildirdiğinden beri bilim insanları bu virüs üzerine çalışmaya başlamıştır. Laboratuvar araştırmaları sonucunda 16 Mart’ta ABD hayvanlar üzerinde umut vadeden sonuçlar alınca 18 ila 55 yaşlarındaki 45 sağlıklı yetişkin üzerinde  ilk aşı denemelerine başladı. Çalışmalar Massachusetts merkezli biyoteknoloji şirketi Moderna ve Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından finanse edildi ve 6 hafta sürdü.

Tarihler 8 Nisan’ı gösterdiğinde ise Nature.com dergisi, “Küresel Covid-19 aşısı Ar&Ge ortamında, 73’ü henüz keşif ve klinik öncesi aşamada olan 115 aşı adayı var” ifadelerini kullandı. 14 Nisan’a geldiğimizde de İngiliz şirket GlaxoSmithKline ile Fransız ilaç devi Sanofi, 2020’nin ikinci yarısında klinik denemelerin başlayacağını duyurdu. İki şirket, denemelerin başarılı olması durumunda aşının 2021’in ikinci yarısında erişilebilir olacağını belirtti.

aşı

22 Nisan’da Almanya’nın yetkili kuruluşu Paul-Ehrlich Enstitüsü, Alman BioNTech şirketi ve ABD’li ortağı Pfizer’e deneysel aşıları 18 ila 55 yaşlarındaki, sağlıklı 200 gönüllü üzerinde test etmek üzere aşı ruhsatı için yeşil ışık yaktı. Tabi bir de o sıralarda Covid-19’u yenen kişilerden yeni hastalara plazma nakli denemeleri için FDA’dan onay geldi. Bu da Covid sürecinde hastalar için büyük bir umut oldu.

İlk Denemeler

24 Nisan’a geldiğimizde 1112 kişi üzerinde ChAdOx1 nCoV-19 ilacın denemeleri başladı. Deneklerin bağışıklık sistemlerinin virüsle mücadele için harekete geçirilmesi amaçlandı. İlaç, genetik olarak koronavirüsü taşımak üzere tasarlanmış bir şempanze virüsü kullanılarak oluşturuldu. Sağlık Bakanı Matt Hancock ilacın yüzde 80’lik bir başarı oranı sağladığını açıkladı.

Tarihler 22 Mayıs’a geldiğinde ise Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca şirketi, klinik testlerinde 10 bin kişinin yer alacağı ikinci aşamaya geçti. Bu sayı, nisan ayında başlayan birinci aşama çalışmalardaki deneklerin 10 katı kadardı. Bu aşamada, farklı yaş gruplarının aşıya ne tür tepkiler vereceğinin anlaşılması amaçlandı. Çalışmaların üçüncü aşaması, aşının 18 yaş üstü büyük bir denek grubunu koronavirüse yakalanmaktan koruyup korumayacağını test etmeye odaklanacak.

Dipnot: Klinik çalışma dönemlerinde fazlar neyi ifade eder?
-Faz 0 evresinde geliştirilen ilacın deney hayvanlarında ya da insanlarda mikrodozlar halinde
uygulanarak etkene verilen cevap araştırılır.
-Faz 1 evresinde ilacın farmakokinetik özellikleri, toksisitesi, biyoyararlanımı, farmakolojik etkileri az sayıda sağlıklı gönüllüde araştırılır. Bu fazın ana amacı güvenliktir.
-Faz 2 evresinde ilacın etkili doz sınırları, klinik etkinliği,biyolojik aktivitesi, yarar ve güvenilirliği az sayıdaki hastada araştırılır. Bu aşamada optimum doz ve doz aralıkları hesaplanılır. Bu fazın ana amacı etkinlik ve güvenilirliktir.
-Faz 3 evresinde birinci ve ikinci aşamayı geçen ilaçlar daha geniş bir popülasyonda denenir ve
plasebo kontrollü çalışmalarla güvenilirliği, karşılaştırmalı çalışmalarla etkinliği araştırılır. Fazın ana amacı etkinliğin kanıtlanması ve yan etkilerin izlenmesidir.
-İlk 3 aşamayı geçen ilaçlar ruhsat alır ve pazara verilir. İlaç pazara verildikten
sonra yapılan her türlü çalışma 4. faza aittir.

15 Haziran’a geldiğimizde Imperial College’ın çalışmasına katılan 300 sağlıklı insana potansiyel aşıdan iki doz verildi. Eğer denemeler umut vadeden sonuçlar verirse yıl sonuna doğru 6 bin gönüllüyle daha geniş çaplı denemeler yapılacak.

Hemen bir sonraki gün yani 16 Haziran’da ise Covid-19’a karşı başarılı bir tedavi yöntemi keşfedildiği haberi çıktı karşımıza. Oxford Üniversitesi düşük maliyetli steroid ailesinden bir ilacın, ağır Covid-19 hastalarında ölüm oranını üçte bire kadar azaltabileceğini öne sürdü. 2 bin 104 ağır hastaya ağız veya damar yoluyla deksametazon verilen deneyin başarılı sonuçlar verdiği açıklandı.

aşı

Tarihlerimiz 25 Haziran’ı gösterdiğinde Avrupa İlaç Ajansı (EMA) çalışmalarda olumlu sonuçlar veren Remdesivir’in AB içinde Covid-19 hastalarının tedavisinde kullanılması için yetki verilmesini istedi. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer birçok yetkili tarafından umut vadeden bir tedavi olarak lanse edilen ilaç, 12 yaşından büyük solunum güçlüğü çeken yetişkinler ve ergenler üzerinde test edilecek.

Rusya Gündeme Bomba Gibi Düştü

Bu çalışmaların ne olacağını beklerken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 11 Ağustos’ta yaptığı açıklamada koronavirüse karşı geliştirilen ilk aşının tescil edildiğini bildirdi. Rusya’nın coronavirüs aşısının tescilinin ardından 3. klinik araştırmaları da böylece başlamış oldu. Rus vatandaşları arasında aşıya hala karşı olanların olduğu ifade edilirken bunun normal olduğu ve aşının zaman içerisinde kendisini kanıtlayacağı belirtildi.

15 Ağustos tarihine geldiğimizde ise ‘Sputnik V’ adlı Covid-19 aşısının üretimine başladığını duyurdu. Sağlık Bakanlığı, N.F. Gamaleya Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen bu aşının ilk partisini üretmeye başlamışlardı. Savunma Bakanlığı ise ilerleyen saatlerde ilk parti üretiminin tamamlandığını açıkladı. İlk partide ne kadar üretildiğine ise açıklık getirilmedi. The Lancet dergisi söz konusu aşının üzerinde denendiği kişilerde antikor oluşturduğunu açıkladı.

Ayrıca yaklaşık 30 ülkeden aşı siparişi yapıldığı belirtildi. Ancak Rusya’nın kendi ihtiyacını karşılamak için 80 milyon doz aşı üretimini yakalaması gerekiyordu bunun da önümüzdeki yıl ortasında mümkün olabileceği dile getirildi. Gamaleya Araştırma Enstitüsü uzmanlarının makalesinde yer alan en önemli sonuçlardan biri Sputnik V aşısının güvenli bir aşı olmasıdır. Klinik testlerin birinci ve ikinci aşamasında uzmanlar, değerlendirilen kriterler çerçevesinde, aşının yol açtığı ciddi bir yan etkiye rastlamadı. Bu tür bir sonuç aşı adaylarının birçoğuna nazaran çok iyi bir durum, nitekim bazılarında ciddi yan etkilerin oranı yüzde 25’e kadar varıyor.

The Lancet’te yayınlanan makalede ayrıca Sputnik V’nin etkin olduğuna dair bilimsel kanıtlar sunuluyor. Bu kanıtlardan biri, aşının, eşsiz iki aşamalı uygulama özelliği sayesinde, aşılananların tamamının vücudunda koronavirüse karşı uzun süreli bağışıklık sağladığıdır. Gamaleya Araştırma Merkezi’nin Başkan Yardımcısı Denis Logunov, aşılananların tamamında hümoral ve hücresel bağışıklık yanıtının gözlendiğini, bunun Covid-19’dan güvenilir düzeyde korunmak için yeterli olacağını ifade etti.

aşı

Yan Etki Mi Yapıyor?

Herkes bu haber sonrası merakla ne olacağını beklerken 9 Eylül’de korkutucu bir haber geldi. İngiltere’deki Oxford Üniversitesi ile birlikte aşı çalışmaları yürüten ilaç şirketi AstraZeneca, klinik denemelerde üçüncü aşamada olan potansiyel aşının denendiği İngiliz bir katılımcıda ciddi yan etkiler görülmesi üzerine çalışmalarını durdurduğunu açıkladı. Yapılacak incelemelerle, söz konusu denekte ortaya çıkan hastalıkların aşı ile bağlantılı olup olmadığını belirlemeyi hedefleniyordu.

Çalışmaların askıya alındığı dönemde, hiçbir deneğe aşı yapılmaması ve şimdiye kadar aşı olanların da gözetim altında tutulması gerekiyordu. New York Times gazetesi ise konuya dair bilgi sahibi olan bir kişiye dayandırdığı haberinde, denekteki sağlık sorununun omurilikte virüslerin yol açtığı iltihaplanma sonucu oluşan transvers miyelit adlı nörolojik bir hastalık olduğunu öne sürdü. Fakat resmi müfettişler, güvenlik soruşturmasının ardından cumartesi günü deneye yeniden onay verdi. Şirket ayrıca Brezilya’nın da yeşil ışık yaktığını ve önümüzdeki Pazartesi klinik deneylere devam edeceğini duyurdu.

Salgın milyarlarca insanı hâlâ etkilerken, aşı bulmak için dünya çapında bir yarış devam ediyor. Dokuz şirket, halihazırda son aşama Faz 3 deneylerini yürütüyor. Tabi bu süreç birazda sağlığın öneminden çok siyasete döndü gibi ilk aşıyı bulan ülke büyük bir sükse yapacak. Ülkemizde de hali hazırda devam eden birçok araştırma var. Buradan sevgili Prof. Dr. Nesrin Özören’den aşı sürecini dinleyebilirsiniz 🙂

Umarım hepinizin anlayacağı bir şekilde anlatabilmişimdir, sorularınız ve katkılarınız için her zaman bana ulaşabilirsiniz. Sağlıkla kalın <3

Kaynak ve İleri Okuma: 1, 2, 3, 4, 5

Editör: Efe Şen