Hayata Karşı Bir Öğretmen: Satranç | KreatifBiri

Hayata Karşı Bir Öğretmen: Satranç

Satranç için iyi oyuncu her zaman şanslıdır der Capablanca. Bu sözle birlikte bir tanım yaparsak satrancı tamamen kendi seçtikleriniz, zekanız ve stratejiniz doğrultusunda kazanabileceğinizi söyleyebiliriz. Tıpkı hayat gibi. Bu konu hakkında söylenen birçok sözden birini söyleyen Isaac Asimov’a dönecek olursak bu yazıdaki içeriğin baş tacı bir cümle olacağı kanaatindeyim:
Hayat, satrancın aksine şah mattan sonra da devam eder. – Isaac Asimov

Hayatın İçinden Bir Oyun

Bir sonraki adımın geleceği önceki adımın sağlamlılığına bağlı olan oyunda işleri daha içinden çıkılmaz bir hale sokmak ya da mükemmel bir kurgu yapmak sizin elinizde! Tıpkı hayattaki gibi oyun da dört adım sonrasında limit sonsuza giderken sonsuz tane seçenek çıkarıyor önünüze. Eğer tecrübesiz rakibi az hamlede mat eden ezber hamleler yapmıyorsanız aynı oyunu farklı zamanda oynayamazsınız; Hiçbir oyun başka bir oyunun tekrarı olamıyor.

Satranç, yanlış zamanda yanlış hamle veya pasif hamlenin zararını hayatınıza zarar vermeden anlatırken çözüm yolu bulma ve pratik düşünebilme becerisi de kazandırıyor. Gerçek hayat büyük hataları kabul etmez, bu yüzden satrançta hamleyi geri alamamak ve bir anda büyük yanlış kararlar almanın sizi kaybetmeye götürmesi satrancın hayata hazırlayan bir öğretmen olduğunu da gösterir. Fakat dediğim gibi hayatla karşılaştırırsak bu oyun çok daha zararsızdır. -ileri düzey bir oyuncu olmadığınızı ve Zweig’in Satranç kitabındaki karakter gibi ruhsal olarak sorunlar yaşamadığınızı varsayıyorum.-

Dahası cesaret, fedakarlık, birlik olma ruhu da taşır bence satranç taşları. Piyon yeri gelir vezir olur, yeri gelir şahı korur. Taşlar savaş içindeyken hep birlikte hareket eder, birbirlerini korur ve gerekirse başka bir taş için kendilerini feda eder. Çocukken çoğu nesneye isim takıp onları kendi aralarında konuşturduğum gibi satranç taşlarında da benzer durum olmuştur diye tahmin ediyorum. Mesela düşünsenize; bir kale bir piyon ve bir şahınız kalmış, karşı tarafsa sizden taş değeri olarak çok üstün durumda. Yönettiğiniz savaşta şöyle bir diyalog neden olmasın:

Piyon: iki hamle sonra vezir çıkıp maaşımı arttırıyorum ama en önemlisi bu savaşı kazanmak ve topraklarımızı korumaktır.
Kale: Biz daha ölmedik, kazanırız
Şah: Valla size güveniyorum çocuklar ama merak etmeyin ben de ufak hamlelerle oyunun gidişatında iyi olmaya çalışacağım.
Ve şah mat!

Herkesin Satranç Tanımı Farklı…

Zeka, disiplin, gerçeği aramak, mantık, strateji, çok çalışmak hatta ezber diyen insanlar oluyor bu mükemmel oyunu tanımlamak için. Fakat asla şans olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Savaşın stratejiyle birleşmesi, zeka oyunu olarak bilinmesi ve çoğu zeka testi veya zeka oyununa karşın çok daha zevkli olması insanları bu oyuna çekiyor. Bazen de uzak tutuyor kendinden, korkutuyor. O zeka oyunu ben öyle sıkıcı şeyler oynamam gel tavla atalım diyor kimisi.

Satrançla tanışmam 5-6 yaşımda oldu -keşke uzun aralar vererek bırakmasaydım- ve benim değişmeyen bir düşüncem vardı: oyunun kuralları çok basit neden insanlar öğrenmenin zor olduğunu düşünüyor? Zeka oyunu diye isimlendirildiği içindir belki de. Öğrenmek dediğimiz şey sadece oyunun temel kurallarıysa her yaş grubu kolaylıkla öğrenebilir, bazı ilkokullarda öğretiliyor diye biliyorum. Devam edilmeli. Hatta bir ders olması gerektiği konusunda ısrarcıyım. Satranç, oyunu öğrendikten sonra kendini geliştirmekle birlikte gerçekten tam bir zeka-strateji oyunudur. Öğrenmesi ise strateji gerektirmez ve eğer biraz heveslendiyseniz hemen öğrenmeye başlamanızı tavsiye ederim.

Duymuşsunuzdur, Peki Okudunuz Mu?


Popüler kitapları okumayı sevmiyorum bazen. Çünkü içi çok boş, cümleleri çok anlamsız, konusu basit, verdiği mesajları yanlış olabiliyor. Fakat Zweig’in satranç kitabını tavsiye edenlerin kesinlikle bir bildiği var, okuyun.

Satrançta yaptığınız büyük hatalar oyunu kaybettirebilir, fakat hayatta her zaman rövanş isteme şansınız yok. O yüzden hem satrançta hem de hayatta,özellikle hayatta, iyi oynamalar diliyorum…

Bilgiyi Yay
Written by Hilal Özyurt
Yıldız Teknik Üniversitesi Biyomühendislik öğrencisi ve gördüğünü yazmayı seven biri:)

Leave a Reply