Selamlar güzel KreatifBiri okuyucuları. Bugün sizlere muhakkak ki duyduğumuz ancak tam olarak bilmediğimiz bir konudan bahsetmek istedim: Tez, antitez ve sentez. Pozitif ve beşeri bilimlerde çok fazla karşımıza çıkan kavramlar… Ancak kelimeleri tanım olarak bilsek de nasıl oluştuğu ve günümüze kadar nereden geldiğini ne yazık ki çoğumuz bilmiyor… Öyleyse biraz bahsedeyim.

Hegel

Georg Wilhelm Friedrich Hegel, 1770’de doğmuş Alman bir filozoftur. Her şeyin düşünceyle kurulu olduğu fikrini benimseyen en ünlü İdealizm akımı kurucularındandır. Felsefesinin temelinde başlı başına temel olan şey değişimdir. Süreçlerin sürekliliği ve mantıkla örtüşmesi Hegel’in bakış açısındaki zemini oluşturur. Sonrasında fenomenolojiyi inceler. Tin kavramı onun görüşünde “her şeydir”. Tin var olduğu her manayı kapsar. Her anlamı inceler, her kavrama her eyleme dönüşebilir. Onu oluşturan ise üç nokta vardır.

hegel

Diyalektik

Tinin bu oluşumları karşımıza üç farklı kavram çıkarıyor: Tez, antitez ve sentez. Burada Hegel tez varsa antitez olmak zorundadır ve bunlar bize belirli bir gerçeklik sunar mantığını aşılamaya çalışıyor. Yani eğer bir şey var olmuşsa aslında o şey yoktur da diyebilmemiz gerekiyor. Somut kavramlar işin içine girdiğinde anlaşılması çok daha güç bir şey elbet. Somut bir maddeyi incelediğimizde onunla ilgili neleri ifade edebiliriz? Rengi, şekli uzunluğu vs… Peki bu somut varlığın niteliklerini, rengini boyutunu yok saydığımızda var diyebilir miyiz? İşte Hegel her durumu buna bağlar. Neyi inceliyorsak inceleyelim onun bir olumsuzu olmak durumundadır. Bu durumu somut durumlar için gözlemlediğimizde olay daha bulanık hale geliyor farkındayım. Öyleyse yaşam sürecimizi ele alalım. Tarihte bu durumun olumlu sonuçlar yarattığını nasıl fark ederiz misal? Öncesinde karanlık bir dönem yaşadıysa başarısız olaylarla karşılaştırıldıysa devamındaki süreç iyiye götürdüğü anda o dönemi iyi, başarılı, verimli gibi kavramlarla nitelendirebiliriz. Yani bir durumu analiz etme sürecimiz o durumun yaşanmadığı ya da daha olumsuz yaşanmasıyla gerçekleşir. Bir niteliği oluşturmak için onun zıttı olmalıdır ki bu zıtlık asıl olanı bize gösterir.

hegel

Bu diyalektik döngüyü tarihte sosyolojide çok fazla olay örgüsüyle betimleyebiliriz. Nasıl ki siyasette sağcılık solculuk kavramları politikanın bir varlık kıstasıysa bir olayın tarihi sürecindeki olgunun yapılmaması durumu ya da tamamıyla karşıtının yapılması durumu bize yeni bir olgu daha sunmuş olur. Kısacası tez ile antitezin ortak kümesini oluşturan her değer bize bir gerçeklik sunar. Doğadaki nesnelleşmede, tarihsel sürecimizde, toplum analizlerinde değerlendirmelerimizin her birini bu üçlü ayrım birleşiminde yapmaktayız. Varlık olduğu kadar boşluktur da tıpkı boşluk kavramını oluşturan şeyin varlık durumu olması gibi…

Güzel bir hafta geçirmenizi dilerim…