Yaş ilerledikçe büyük sorumluluklarda beraberinde geliyor. Çocukken tek derdimiz, sokakta oynamak ve ezan saatinden önce eve girmekti. Üzerine daha sonra sınavlar eklendi, gelecek kaygısı oluşmaya başladı. Zamanla onlar da geçti. Mezun olduk, iş bulma telaşı, para kazanma sorumluluğu… Hepsi çok ağır gözükse de bunların hepsini sırtımıza yüklememiz gerekiyor. Çünkü bunlar hayatın gerektirdiği şeyler. Ve kimse Peter Pan kadar şanslı olmadığı için büyümeyi reddetme gibi bir seçeneğimiz yok. Öyle seçeneği olduğunu düşünenlerse bunun bir seçenek değil, sendrom olduğunu biliyorlar mı acaba?

peter pan sendromu ile ilgili görsel sonucu

Peter Pan Sendromu Nedir?

Peter Pan sendromu büyümek istemeyen ve hep çocuk kalmak isteyen insanlarda görülen davranış bozukluklarına verilen isimdir. Bu sendrom, olgun olduğu halde çocuk gibi davranan yetişkinlerde ve büyümek istemeyen çocuklarda görülür. İlk olarak, 1983′de Dan Kiley isimli bir psikanalist tarafından bulunmuştur. İsmini, James Matthew Barrie’nin Peter Pan isimli romanından alır. Romanda, Peter Pan isimli karakter büyümeyi reddeder, maceraperesttir ve hep çocuk kalmak ister. Bu sendromu geçiren insanlar çocukluk yıllarındaki gibi dertsiz, tasasız ve her şeyin onlar için düşünüldüğü bir dünyada yaşamak istiyorlar. Maalesef ki dünya bizim etrafımızda dönmüyor.

Görülme Nedenleri

Peter Pan Sendromu geçiren bireyler, genelde aşırı korumacı ailelerde büyümüş bireylerdir. Bu bireyler küçük yaşta sorumluluk almadığı için yaş ilerledikçe sorumluluklarından kaçmakta ve bencil duyguları içlerine işlemektedir. Uzmanlar bir diğer sebep olarak, bu sendromun sahip kişilerin yaşadığı ekonomik problemlere de bağlıyor. Gençler işlerinden ayrıldıklarında iş arama motivasyonlarını kaybettiklerinden anne babalarından ekonomik destek alıyorlar. Bu destek bir süre sonra Peter Pan sendromunu tetikliyor.

Bu sendrom ile ilgili yapılan bir ankete katılan 12 ülke arasında Türkiye, finansal zorluklar nedeniyle, tek başına yaşama oranının en düşük olduğu ülke. Türkiye’de yaşayan insanlar genellikle aileleriyle veya arkadaşlarıyla aynı evi paylaşıyor. Bu ankete katılan Türklerin yüzde 56’sı ev sahibi olmanın on yıl öncesine göre daha zor olduğunu düşünüyor ve katılımcıların yüzde 63’ü gençlerin ev sahibi olamayacağı endişesini taşıyor.

İlgili resim

Nasıl Teşhis Ederim?

Genellikle 25-40 yaşları arasındaki erkeklerde görülen bu sendromun en büyük belirtisi: Bağlanma korkusu. Bu sendroma sahip bireyler, büyümek ve de yaşlanmak istemiyor; işe başlamak, evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi yetişkinler için normal olan faaliyetlerin hiçbirini gerçekleştiremiyor. Bu kişilere aynı zamanda “bumerang nesli” deniliyor. Bir bumerang gibi, baba evinden ayrılsalar bile oraya geri dönüyorlar. Ailelerinin yanında kendilerini güvende hissediyorlar ve oradan ayrılmak istemiyorlar. Tıpkı Peter Pan gibi, hayatlarını var olmayan bir ülkeyi, Neverland’ı arayarak geçiriyorlar.

İlk başta bu tür bir kişi çok çekici gözükebilir. Ama dışa vurduğu o eğlenceli ve akıllı kişiliğin altında değişimden ödü kopan bir manipülatör yatmaktadır. Peter Pan sendromuna sahip bir kişinin “Ne yapayım yani, işkolik değilim” gibi şeyler söyleyerek bir işte sürekli olamama ya da bir terfi kazanamama gibi yetersizliklerini haklı çıkarmaya çalışır.

Bu sendromu geçirenler düşünceli biri gibi gözükürler. Fakat, düşündükleri tek şey kendileridir. Birine bir hediye verdiklerini düşünelim. Bu kendilerinin de sevdiği ve kullanabileceği bir şey olacaktır. Hediye muhtemelen hediyeyi alan kişinin umursadığı bir şey bile olmayacaktır. Bu genellikle hediyeyi verene geri dönecek bir şey olarak seçilecektir.

Bu insanların bir diğer özelliği de genelde çok maymun iştahlı olmalarıdır. Bir süre için eşyalarına çok bağlı olurlar ve sonra daha iyi bir şey bulunca onları atıverir ve yeni şeylere ilgi gösterirler. Mesela, bir gün çocukken hayalini kurdukları spor arabayla ortaya çıkıverirler. Ama ertesi gün, “tesadüfen” yine çocukluk hayali olan bir motosikletle bunu değiştirebilirler.

Bu sendromun tedavisini soracak olursanız, uzmanlar bu konuda hastaların psikolojik destek almasını tavsiye ediyor. Ayrıca bu kişilerin olabildiğince yaşıtları arasına karışmasını, sosyalleşmesini ve yavaş yavaş artan sorumluluklara alıştırılması gerektiğini öneriyor.