Her Şey Birer Algı Meselesi!

Etrafımızda her an yeni şeyler gerçekleşiyor. Hayır, burada büyük dünya olaylarından bahsetmiyorum; bir kuş ötüyor, biri bize sesleniyor, bir defter yere düşüyor. Bunların hepsi saniyeler içinde meydana geliyor ve biz de onları o ivedilikle algılıyoruz. An meselesi diyebiliriz kelimenin tam anlamıyla. Tüm bu olan bitenler de bizim onları algılayışımızla gerçekten var oluyor aslında. Meşhur felsefe klişesini bilirsiniz, “Hiç kimsenin olmadığı bir yerde devrilen ağaç ses çıkarmış mıdır?”. Materyalizm ve idealizm tarafından bu soru farklı cevaplanıyor bildiğiniz gibi. Benim değinmek istediğim nokta ise: Algı! Algılamadığımız bir şeyin önem raddesi nedir?

algı

Algın Değişir, Dünyan Değişir

Ben şu an bunları yazarken bile dünyada bir sürü yıkıcı, üzücü, umut verici; insanın her türlü duygusuna hitap edebilecek bir sürü olay gerçekleşiyor. Ama bunlar benim algı alanımda değiller yani onları algılayamıyorum bu yüzden o olaylar benim için bir şey ifade etmiyor aslında. Burada düşündüğüm, tanıklık ettiğimiz birçok durumu algılayış biçimimizin ne kadar büyük fark yaratabileceği. Yani bakış açımızı değiştirirsek dış dünyada yaşananlarda bir değişiklik bulunmasa bile biz onları farklı algılamış olacağız ve o olgu bizim açımızdan kavradığımız şekliyle var olmuş olacak. Çok basit, algı her şeydir ve sen bir olguyu nasıl algılarsan o da tamamen bu yönde anlam ifade edecek senin için. Birisi dünyayı değiştirmek ister, Ama dünyayı çekilmez ve anlaşılmaz bir yer olarak görmek de bir algı meseledir ve kişinin kendisiyle ilgilidir aslında. Öyleyse değiştiremeyeceğimiz şeyler hususunda algımızı değiştirmek iyi bir yöntem olabilir mi?

algı

Çeşitlilik Kaynağı Olarak Algı! 

Mesela çok temel bir konu olan aşka bile bir sürü bakış açısıyla yaklaşabiliriz. Beyinde salgılanan çeşitli hormonlar neticesinde ortaya çıkan durum diyebiliriz, Âşık Veysel’den alıntı yaparak “Seversin, kavuşamazsın, aşk olur.” diyebiliriz. Bakış açısı ve algının o şeyi nasıl farklı hale getirebildiğini görmek bana hep ilginç gelmiştir. Farklı algılama biçimlerinden çeşitlilik doğabiliyor, ki bu da çok güzel. Çok net duran bir şeyi bile algımızla farklı hale getirerek hayatımızı kolaylaştırabiliriz. Dünyayı değiştirmek istiyorsanız işe kendinizi değiştirerek başlayın derler; ben de buna, dünyayı değiştiremezsen bile algını değiştir bu da zaten senin dünyayı değiştirir diyerek ekleme yapayım.

Eski bir Hitit duasından alıntı yaparak yazımı tamamlamak istiyorum, duanın tamamına da bakmanızı tavsiye ederim… “Tanrım; bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeylerli kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için sabır ver.”

Bilgiyi Yay!