Hipokampus Mucizesi: Nöronlar Çoğalıyor! | KreatifBiri

Hipokampus Mucizesi: Nöronlar Çoğalıyor!

hipokampus

Yeni nöron oluşumu niçin önemlidir? Yeni nöron oluşumunu nasıl arttırabiliriz? Depresyon tedavisinde yeni nöronların etkisi nedir? Alzheimer, parkinson, şizofreni, huntington gibi patolojik durumların yeni nöronların oluşumuyla bir ilgisi var mı? Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar yeni nöron oluşumunu nasıl etkiliyor?

Beynimizin yalnızca %10’nu kullanabiliyoruz efsanesi ile zaten yeni sinir hücresi de üretemiyoruz algısı,  yapabilecekleriniz konusunda sizi umutsuzluğa düşürüyor olabilir. Ancak üzülmeyiniz, bilim insanları bu konuyu da aydınlattı. Koşu çarkları, minik farecikler ve beyin görüntüleme cihazları ile yaptıkları araştırmalar; hipokampusta yeni nöronların oluştuğu müjdesini bilim dünyasına kazandırdı. Peki, asıl soru şu; “Yeni nöronlarımız, olgun nöronlarımızdan farklı olarak bize ne kazandıracak?” Bu sorunun bizi nerelere götürdüğünü görünce çok şaşıracaksınız.

Yeni Nöronlar Niçin Önemli?

Öğrenme ve hafıza merkezi olarak tanıdığımız hipokampus, nörogenezin (yeni nöron üretimi) gerçekleştiği bölgelerden biridir. Hipokampusta her gün yaklaşık 700 yeni nöron üretiliyor. Yeni nöronlar; olgun nöronlara göre daha kolay uyarılabilir olduğundan, hipokampusla ilişkilendirebileceğimiz tüm durumları inanılmaz derecede etkiliyor. Bilişsel süreçler, sosyal davranışlardaki işlevsel gelişim, bir olayı zamansal olarak diğeri ile ilişkilendirme ve tüm duygu durumlarımız nörogenezle doğrudan ilişkili.

Yapılan çalışmalar; yetişkin beyninin hipokampusundaki nörogenezin engellenmesiyle, bazı bellek yeteneklerinin de zayıfladığını ortaya koydu. Mekansal hafıza ve algı için de bu durum geçerli. Yeni nöronlar, etrafımızdaki nesneler hakkında topladığımız bilgileri de etkiliyor.

Yeni nöronlar; bellek sınırlarının yanında bellek niteliği için de önemli, belleğin gelişimini sağlıyor. Ayrıca benzer bilgi ve anıların birbiriyle örtüşmesini engelliyor.

Öğrenme süreçleri de nörogenez üzerindeki etkisini, yeni nöronların korunmasını sağlayarak (sağkalımı arttırarak) gösteriyor. Yapılan deneyler; Morris Su Labirenti testinde iyi öğrenen sıçanların diğerlerine göre,  hipokampuslarında daha çok yeni nöron koruyabildiklerini ortaya koydu.

hipokampus

Yeni Nöronların Patolojik Durumlardaki Ve Depresyon Tedavisindeki Yeri

Bilginin kazanılmasında ve son öğrenilenlerin geri çağırılmasında hipokampus önemli rol oynuyor. Hipokampusta yeni üretilen nöronlar, yeni anıları kodluyor. Öğrenilmiş bilginin uzun süreli hafızaya aktarılması da bu süreçte gerçekleşiyor. Bu nedenle yaşa bağlı bilişsel bozukluklar, azalan nörogenezle ilişkilendiriliyor. Öyle ki; yapılan çalışmalarda alzheimer, parkinson, huntington, şizofreni gibi patolojik durumların yeni oluşan nöronlarda sağkalımı azalttığı görülmüştür.

Beyin görüntüleme çalışmalarında; uzun süreli depresyonu tekrarlayan bireylerde hipokampus hacminde azalma belirlenmiştir. Antidepresan tedaviler, bu yapısal etkileri de durdurup geriye döndürebiliyor. Ancak yeni nöronlar olmadan, antidepresanlar stres tepkilerinin düzenlenmesini sağlayamıyor bu nedenle de klinik iyileşme görülmüyor. Aslında bu noktada; kanser hastalarının tedavi edilmelerinden sonra dahi bunalım yaşamalarına ilişkin bir bağlantı da karşımıza çıkıyor.

Kanser Tedavisi Sonrasında Yaşanan Bunalım İle Yeni Nöronların İlişkisi

Depresyonda serotonin düzeyini arttıran tedavilerde nöron üretiminin ve yeni nöronların sağkalımını güçlendirdiği biliniyor. Bu noktada serotonin, dopamin, noradrenalin nörotransmiterlerini tüketen ilaçların da beyinde yeni nöron oluşumunu engellediği ve depresyona yol açtığı biliniyor. Ne yazık ki, kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar bu gruba giriyor. Bilim insanları; yalnızca nöron üretiminin engellendiğinde, antidepresanların etkisinin de engellendiğini, kanser tedavisinden sonra dahi normal işlevlerini gerçekleştirecek nöronların çoğalması zaman aldığından yüksek düzeyde bunalım yaşandığını belirtiyor.

Yeni nöronların bu olağanüstü zincirleme etkileri, yeni nöron üretiminin önemini de açıkça ortaya koyuyor. Bu noktada hafızanın güçlendirilmesi, ruhsal durumu geliştirmek hatta yaşlanma ya da stresle ilişkili olumsuz etkilerden korunmak açısından; sinir hücrelerinin üretilmesini denetleyebilmek önem kazanıyor. Nörogenez, nöron kaybına karşı da önemli bir savunma mekanizması oluşturuyor. Bilim insanları yaptıkları çalışmalarda olumlu ve olumsuz, birçok dış faktörün nörogenezi etkilediğini gösterdi.

Yeni Nöron Üretimini Etkileyen Faktörler

Fiziksel Aktivite: Salk Enstitüsü’nden Rusty Gage, yaptığı deneylerde nörogenezi başlatıcı en iyi yollardan birinin fiziksel aktivite olduğunu ortaya koydu. Kafesinde koşu çarkı bulunan farelerin hipokampusundaki yeni sinir hücreleri, koşu çarkı bulunmayan farelere göre inanılmaz derecede fazlaydı. Başka bir deneyde ise; fiziksel aktivitenin, yaşlanmış farelerin hipokampusunda yeni oluşan nöron sayılarını arttırdığı tespit edildi. Etkin olmak, sinir hücresi oluşumunu anlamlı ölçüde etkiliyor. Bilim insanları, beyne kan akışını sağlayacak herhangi bir egzersizin dahi sinir hücresi üretimini arttırdığını söylüyor.

hipokampus

Stres: Depresyonla ilişkisine de değindiğimiz üzere, yeni nöronlar stresten etkileniyor. Ilımlı stres nöron üretimini arttırırken, yüksek düzeydeki stres durumları yeni nöronların sağkalımı ve üretimi açısından olumsuz etkilere sahip. Kemirgenlerde hafıza işlevi üzerinde yapılan davranışsal çalışmalar; ılımlı stresin nöral işlevi arttırarak hafızayı güçlendirdiğini, ciddi stresin ise hafızayı zayıflattığını göstermiştir. Yüksek stres düzeyi ile nörogenez ilişkisine yönelik yapılan bir deneyde ise; strese maruz bırakılan yaşlı sıçanlarda, genç sıçanlara göre yeni nöron üretiminin belirgin olarak düştüğü ortaya konmuştur.

Öğrenme: Öğrenme ve hafızadan sorumlu nöral ağın dinamik yapısı, nörogenez hızı ve hipokampusla ilgili davranışlardan doğrudan etkileniyor. Beyinde öğrenme işlemi, nöral aktivite frekansı artışına bağlı olarak sinaptik bağları güçlendirmenin yanında yeni nöron oluşumunu destekliyor. Bu noktada, uyaranlarla zenginleştirilmiş çevre de nörogenezi olumlu yönde etkiliyor.

Beslenme Biçimi: Bilim insanlarına göre beslenme biçimi; zihinsel sağlık, bellek ve ruhsal durum üzerinde oldukça etkilidir. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki; %20-%30 kalori azaltımı, flavonoid tüketimi (bitter çikolata, yaban mersini), omega-3 yağ asitleri (somon balığı) yeni nöron üretimini arttırıyor. Obezite, nörogenezi olumsuz etkiliyor. Doymuş yağ oranı yüksek besinler, alkol tüketimi, madde bağımlılığı ise nörogenezi engelleyebiliyor. Japon araştırmacılar da yumuşak dokulu besinlerin sinir hücresi üretimine zarar verdiğini ortaya koydu.

●Son olarak uyku eksikliği ve yaşlanma faktörleri yeni nöronların oluşma hızını düşürebiliyor.

Bir bonus bilgiyi de şuraya bırakıyorum; 50 yaşına geldiğimizde, doğumumuzdan itibaren beynimizde bulunan bütün nöronların yerini yetişkinliğimizde çoğalan nöronlarla değiştirmiş olacağız. Bu nedenle sevgili okur, kendine iyi davran ve nöronlarına iyi bak 🙂

Kaynaklar:

Türk Nöroloji Dergisi, 2016;22:149-155/ Erişkin Hipokampal Nörogenezin Öğrenme ve Hafıza Fonksiyonlarındaki Rolü,

●Clinical and Experimental Health Sciences/ Orginal Article, Nörogenez Belirteci Olan Doublecortin Proteininin Elektron Mikroskopik Düzeyde Gösterilmesi,

● PSIKIYATRIDE GÜNCEL YAKLAȘIMLAR, 2009; 1:22-35/ Depresyon, Nöroplastisite ve Nörotrofik Faktörler,

https://www.ted.com/talks/sandrine_thuret_you_can_grow_new_brain_cells_here_s_how

Bilgiyi Yay
Written by Tuğçe Çakır
Üniversite öğrencisi. Okur, çizer, düşünür, merak eder cevabını bulana kadar asla pes etmez. Çoğu zaman yazmakla meşguldür, kalemi hiç tükenmeyenlerden :)

Leave a Reply