Frida; eserlerinde güçlü kişiliğini, dünya ile etkileşimlerini, hayat mücadelesini, kişisel sorunlarını ve duygusallığını işlemiştir. En popüler eserlerinden biri olan İki Frida, ressamın kendi hayatında bir dönüm noktasını ve ona dair kendi bakış açısını yansıtmaktadır. Eser, Frida’nın yine dünyaca ünlü eşi ressam Diego Rivera’dan boşandığı dönemde yapılmıştır. Dolayısıyla eserde Frida’nın Diego’ya olan aşkı, ayrılıkları ve kendi kimliği üzerine çeşitli anlamlar bulmak mümkündür.

Kendi portrelerimi yapıyorum çünkü çoğu zaman yalnızım ve en iyi bildiğim insan da benim.”

Frida
Resimlerimde acılarımın mesajı var.”

Eserde gözümüze ilk çarpan bu tablonun bir çift otoportre olmasıdır (Frida portrede iki farklı kişiliğini göstermekte). İki Frida da yan yana oturuyor ve el ele tutuşuyorlar. Bu iki Frida birbirlerinden oldukça farklı birer görüntüye sahip. Bu Fridalar bize onun hayatından iki dönemi göstermekte: Fridalardan biri Avrupa tarzı beyaz bir Victoria dönemi elbisesi giyerken diğeri ise geleneksel bir Meksika elbisesi giymekte.

Yanyana oturan bu iki Frida elele tutuşurken bir yandan da üzerlerinde dolaşan bir damar yolu ilebirbirlerine bağlanmıştır. Bu damarın çıkış noktası olan sağdaki Frida’nın elindeki küçük bir muskanın üzerinde Diego’nun çocukluğunu gösteren bir fotoğraf görünür. Bu muskadan beslenen damar, dolaşıp Frida’nın kalbine, oradan da diğer Frida’ya ulaşmaktadır. Bu çocuk Diego’yu Fridalara bağlayan damar, bir yandan da bir göbek bağını çağrıştırır. Dolayısıyla Frida’nın Diego’yu yalnızca eşi olarak değil, aynı zamanda çocuğu gibi de gördüğü anlaşılabilir. Bu da Frida’nın Diego’yu kaybı ile yaşadığı ruhsal çöküntünün şiddetini arttırmıştır.

Frida ve Diego
“İki büyük kaza geçirdim Diego: tramvay ve sen. En kötüsü sendin.”

Sağdaki Frida, ressamın da hep inandığı gibi, Diego Rivera’nın baştan beri sevdiği, saygı duyduğu ve kabullendiği “Meksikalı Frida”dır. Soldaki gelin kıyafeti içindeki Avrupalı Frida ise Diego’nun terk ettiği Frida’dır, bu yüzden sağdaki Frida’nın kalbi bir bütün iken soldakinin kalbi kesik yani kırıktır. Sağda Diego’dan doğan damarla beslenen Frida, soldakine bu damarı iletmiş olsa da o damar sonunda bir ameliyat makası ile kesilmiş ve kanamaktadır. Bu kesilmiş damar Diego ile ayrılığı yansıtırken bir yandan da Frida’nın kucağına damlayan kanlar, geçirdiği ameliyatlara ve sahip olamayıp düşürdüğü bebeklerine dair acılarını simgeler.

Geri plandaki karanlık bulutlarla kaplı ve uğursuz görünümlü gökyüzü, fırtına habercidir ve Frida’nın iç dünyasındaki karmaşayı ve huzursuzluğu yansıtır. Bu fırtınalı karanlık iç dünyada Frida’nın tek refakatçısı yine kendisidir. Meksikalı da Avrupalı da olsa Frida “Frida”dır ve kendini kendinden daha iyi tanıyan ve destek olan başkası yoktur.

“Kendi tenimden daha çok seviyorum seni.”

“Beni anlamadın, demeyeceğim. Beni anladın. Zaten dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın.”

Eser, Meksiko City Modern Sanat Müzesi’nde sergilenmektedir.

Editör: Berfincan Doğan